Çocuklarla Sanat Konuşmaları 2 - Ada Depecik: "İyiliğin Rengi Bana Göre Sarı ve Beyaz.."

 
Ada Depecik,  9 yaşında
Ada, en sevdiğin ressam hangisi?
En sevdiğim ressam diye ayıramam.

Niye?
Çünkü bütün ressamları bilmiyorum. Her resim güzeldir, ayırmak doğru değil.

Sık sık resim paylaşıyor musunuz okulda?
Resim atölyeleri var okulda. Birinde çizim teknikleri gösteriliyor. Diğer sınıfın duvarlarında bir sürü resim var.

Neler var hatırlıyor musun?
Fikret  Mualla’dan var. Natürmortlar var. Hepsini hatırlamıyorum şimdi.

Fikret Mualla’yı hatırlıyorsun.
Fikret Mualla’nın kafede oturan kızları vardı. Yanlarında çiçeklerle. Bir de natürmortu vardı...
Henri Matisse’i de hatırlıyorum.

Natürmort ne demek?
Ölü doğa.

Yani?
Kitaplar, dalından koparılmış meyveler, vazodaki çiçekler. Yaşamayan ama doğanın parçası olan her şey.

Yıldızlı Gece üzerinde konuşalım mı?
....

Van Gogh’un.
Biliyorum.

Van Gogh için ne diyebilirsin?
Sinirli olduğunu ve bir kulağını kesmiş olduğunu biliyorum.


Bu resmini nasıl buluyorsun?
Yıldızları çok farklı göstermiş. Küçük noktalardan büyüyen daireler yapmış. Ağaçlar kızgın gibi…Alev şeklinde. Bir sözünü okumuştum. Binalar ona çok kasvetli geliyormuş. Bina çizeceğime yüzler çizerim gibi bir şey demiş... Rüzgarı  çok farklı göstermiş. Fırça darbeleri akıntı şeklinde... Gruplar halinde kendi yönlerinde, birbirlerini takip ediyorlar. O çizgiler birleşerek başka yöne giden çizgileri oluşturuyor.

Yıldızlı Gece başka ressamlar tarafından nasıl çizilebilir?
Çayır ve hayvan koyar. Evleri uzak değil yakın gösterebilir. Yıldızları çok başka şekilde gösterebilir.

Sen nasıl çizerdin?
Akışına bırakırdım. O an aklıma ne gelirse…



Miro sever misin?
Daha önce resim dersinde sanatçıların hikayeleri olan bir kitap vermişlerdi. Bu resmi orada görmüştüm sanki. Çok hayalperest. Renkler çok öne çıkarılmış. Eğlenceli bir resim. Karmakarışık. Öndeki yaratık bana çok tuhaf geldi. En tuhafı bu.

Ada’cım sana verseler dünyayı nasıl boyardın?
Rengarenk.. Şu anda bildiğimiz bütün renkler dünyada var. 

Sen daha mı farklı boyardın?
Herşeyin hep aynı renkte kalması yerine renklerin  istenildiği gibi değişmesini isterdim.

Senin istediğin gibi mi? Kendilerinin mi?
Ben değiştirmek isterdim.


Başla o zaman…
Mesela ağaç hep yeşildir. Kırmızı, turuncu, pembe ya da gökkuşağı renklerine boyardım. O gün, o an ne renk boyamak istiyorsam o renkte  boyamak isterdim.

Balıkları?
Aslında turuncu severim. Zaten sualtındaki yaşam çok renkli.

Sevmediğin ne?
Sevmediğim tek renk siyah.

Yani siyah olan her şeyi mi değiştirmek istersin?
Evet başka renklere dönüştürmek isterdim.

Geceyi?
Gece öyle kalırdı. Mor ve siyah bana kötülüğün rengi gibi gelir. Ben iyiliği seviyorum.

İyiliğin rengi ne?
Sarı, beyaz…

Geceyi sevmez misin?
Aslında sevmem diye bir şey yok ama bazen beni çok korkutur.

Sanat ne demek?
Sanat özgürlüktür. Kağıtla arkadaş olup hayaller dünyasının içine dalmaktır. Ve o an bütün gün üzüntü ve sıkıntılarını bırakıp hayaller dünyasında mutlu ve huzurlu bir gezintiye çıkmaktır.

Özgürlük ne demek?
Serbest kalmak.

Sen serbest misin?
Bence evet.

Nerede yaşamak isterdin?
Gökkuşağı olan, renkli temiz havalı, yeşillikli, şehirden uzak bir yerde yaşamak isterdim. Şehirde etraf çok kirli. Hava kirli.

Sen genelde mutlu yüzler çiziyorsun.
Evet.

Sen de mutlusun o zaman. Ne zaman mutsuz olabiliyorsun?
Bir şeyi yapamadığımda. Mesela sınıfta derste simetri öğreniyorduk. Kağıt kesme sanatını öğreniyorduk. Önce yapamamıştım. Çok üzülmüştüm. Ama sonunda başardım.

Dünyayı yönetmek ister miydin?
Neden?

Birçok adam bunu istiyor ben de sana sorayım dedim…
Bilmem. Ama iyi bir başkan iyi olabilir.

Kimin için?
Dünya için.

İyi başkan neler yapmalı?
Halkın sorunlarını dinleyip çözüm bulmalı. Güvenlik ve çocukların geleceğı için gayret sarfetmeli. Çevre temizliği için birçok yöntem geliştirmeli. Halkı bilinçlendirmeli. Doğru dürüst olmalı, Atatürk’ün izinde gitmeli. Halkın ona güvenmesi gerekir.


Bilgisayarla aran nasıl?
İyi.

Neler yapıyorsun?
Ödevlerim için araştırma yapıyorum. Online oyunları seviyorum.

Bir film çeksek hangi tarafta olmak isterdin?
İyilerin tarafında.

Ben şey demek istemiştim. Yönetmen mi, oyuncu mu?
İkisi de olabilir.

O zaman sen yönetmen ol. Ve en sevdiğin masalı çek.
Çin’de çekerdim. Çünkü sevdiğim hikaye Çin’de geçiyor. Seçmeler düzenleyip denerdim. Oyuncuları buna göre seçerdim. Bir efsane.

Anlatsana... Yazalım.
Seneler önce ejderhaları çok seven imparator bir cüce cin yaşıyordu. Giysilerinde ejderha resimleri vardı. Okuduğu kitaplar ejderhaları anlatıyordu. Çocukları da ona oyuncak ejderhalar hediye ediyorlardı. Bir gün ünlü bir ressamın üstüne ejderhaların hikayelerini çizmesi için bir sur yaptırmaya karar verdi. Zaman geçtikçe herkesi bu hayvanlara olan sevgisini bilmesini istiyordu. Cüce cin ressam büyük bir dikkatle herkesin gözünden uzak çizmeye başladı. İmparator ressamın eserine konsantre olabilmesi için herkesin ona yaklaşmasını yasakladı. Kışa girerken cüce cin ressam  imparatora  eserinin sona erdiğini ve bütün halkın onu görmeye gelebileceğini bildirdi. İmparator surun önünde büyük bir şölen düzenledi ve bütün dünyadan cüce cinleri davet etti. 

Tek boynuzlu hayvanlar ve kelebekler de tren ve gemiyle geldiler. Ejderha surunu görmek için çok hevesliydiler. Ama ressam surun üzerindeki örtüyü kaldırdığında bütün katılımcılar hayretler içinde kaldı. Ejderhaların gözleri  yoktu. Ressam bir surun üzerine ejderha çizdiğinde asla göz çizemeyeceğini çünkü bunun talihsizlik olacağını açıkladı. Buna rağmen herkes göz çizmesi için ısrar etti. Cüce cin sura yaklaştı ve ejderhaların gözlerini çizdi. O anda korkunç bir gürültü duyuldu, ejderhalar çizilen gözleri ile canlandılar ve şimşekler arasında gökyüzüne uçtular. O andan sonra her şey değişti uzun yıllar Çin’de açlık ve kuraklık yaşandı cüce cinlerin hatalarının anısına surda gözü olmayan iki ejderha kaldı.

Bu masal burada bitiyor ama ben filmini çekseydim biraz daha uzatır ve sonunu değiştirirdim. Yıllar sonra şövalyelik döneminde cesur bir şövalye Çin’e gelip ejderhaları dost canlılara dönüştürüp mutlu sonla bitirirdim.

Bu bir masal değil. Orman efsaneleri kitabından alınmış bir efsanedir.

Teşekkürler güzel sohbet için Ada. Resimlerini göstersene...

Yorumlar

Ayın en çok okunanları:

Ömer Muz: "Resmettiğim İstanbul, Sait Faik’in, Orhan Veli’nin, Salah Birsel’in İstanbul’u...

Oniki Adalar'ın üç gülü: Symi, Leros, Kalymnos

Biorezonans nedir? Op. Dr. Hasan İlkehan: "Biorezonans geleceğin tıbbı olarak adlandırılabilir..."

Cem Şen: "Eğer bir öğreti, özünü bir parçacık bile yitirmeden her koşula uyum sağlayabiliyorsa o zaman gerçek bir öğreti demektir."

Thassos Adası: Yanıbaşımızdaki tatil cenneti

Gerçek bir Monakolu iseniz işsizlik, parasızlık gibi sorunlar size yasak. İşsiz kalmayı başarmışsanız devlet size her ay 2000 Euro’luk gıda yardımı yapıyor, kalacak ev veriyor ve iş kurmak için işyeri ve kredi veriyor.

Bu Blogda Ara