Serhat Koçak'ın Gerçeksizlik'i

Esrarengiz akışanlıkları içinde kaybolmaya davet eder Serhat Koçak’ın resimleri. Moda’daki atölyesine gittikçe görebiliyordum bir-iki… Sonunda 7 Ocak'ta hepsini birarada Galeri Artist Çukurcuma’da açtığı  “Gerçeksizlik” adlı sergisinde görebildik. 



2010, yağlı boya, 130 x 130
Gerçeksizlik Düzeyi'nin sözlük anlamı şöyle: Davranışların, istek ve gereksinmelerin ya da gerçek durumların etkisi ile ortaya çıkış oranlarına göre sıralandıkları bir boyut. Sıklıkla sosyal psikolojinin kurucusu olarak anılan psikolog Kurt Lewin’e göre gerçeksizlik düzeyi, kişinin ruhsal çevresinde  etkinlik, düşünce ve devinimlerin gerçekçi durumdan çok, gereksinme ve isteklerle belirlendiği bir bölgedir. İmgeler, gerçekleri değiştirme, uydurmalar ve abartmalarla, peşin yargılar, gerçeksizlik düzeyi görüngüleridir.  Soyut ekspresyonist eserleriyle tanınan genç sanatçı "Hayat duygulardan ibarettir" diyor: "Duygular sözler olmadan da ifade edilebilir. Hayatı anlama çabası da kendini bulma süreci ile eşdeğerdir."


Nedir serginizdeki "Gerçeksizlik"?
Aslını yaşamayıp, arayış içinde kaybolup parçaları biraraya getiremedikçe gerçeğin arayışını sürdürmek, boş anlamların yüklendiği karışıklıktan doğan oluşum. Yapaylık, gizlenmek ve örtünün arkasındaki öz ve bunun ortaya çıkamamış olması... Sonunda yüzleşmenin yarattığı hayal kırıklıkları... Duygusal projeksiyonlarımızın kurguladığı gerçekliğe aynı bedenin gözlerinden bakarak inanmak. Gerçeksizlik duygusu sarsıldığında kişinin yazıyor olduğu hikayenin doğal tezahürüyle karşı karşıya kalması ve yeni algının kaydedilen "sözde" gerçekliği dönüştürmesi ve hayal kırıklığı. Geçmişin yaşanmışlığını sorgulama. Sorgulama sürecinde kendi gerçekliğinden de şüpheye düşme. Varoluşsal bir krize hem dönüş hem de yeni bir başlangıç.


2011, yağlı boya, 170 x 150 cm

Görmek istediğiniz gibi görmek, içinizde dönüştürüp eserlerinize yansıtmak mı bu?
Resimlerin altyapısı ve çıkış noktası, gerçekten hep uzak     oluşum, dışarıdakini göremeyişim, içimdekini dışarı yansıtıp gerçek sanmam… Aslını yaşamayıp, arayış içinde kaybolmam. Resimlerime yansıtılan duygu karmaşaları gerçeğin arayışını sürdürmem ve bunların resmime yansıması, Bu sergi benim için özeldi, henüz görmeyenlere tavsiye ediyorum.   

Resimlerinize bakanın algısı da sizin gerçeklerinizi değiştirmiyor mu? Gören, resmedilen ve izleyenin süzgecinden sonra gerçek “gerçeksizliğe” dönüşüyor sanki…
Bana göre izleyicinin algısı izleyicide kalır. Sergiyi görenlerin içlerinde yaşattıkları, yorumlar sayesinde anlam taşınır, gelişir ve onların içinde farklı büyür. Ben herkesi özgür bırakıyorum yorum serbest.

İnsanların resimleriniz hakkında yaptığı yorumları işittiğinizde neler hissediyorsunuz? Resim yaparken hissettikleriniz ile onların yorumları arasında nasıl farklılıklar var?
İnsanların yorumları, resimlerime bakarken içlerinde kaybolmaları ve benim onları izlemem, bana yaşadığımı hissettiriyor. Bütün resimlerim farklı bir yer taşıyor. Herbirinin bendeki izleri farklı. Onlar benim özelim. İnsanlar onlara baktıkça benden bir parça görüyorlar. En önemli nokta da bu oluyor…


2011, yağlı boya, 170 x 150 cm

Ne zamandan beri resim yapıyorsunuz Serhat?
Çocukluğumdan beri. Evimizdeki duvarlara hep bir şeyler çizerdim sonra annem kızmasın diye onları kamufle etmeye çalışırdım. Keşke eski resim defterlerimi bulabilsem. 

Çocukken yaptığınız resimleri hatırlayabiliyor musunuz?
Hatırladıklarımdan bahsedeyim. Okul öncesi yuva zamanıydı. Prens, prenses ve şato. Prensesin bir gözünü istediğimden büyük yapmıştım ve düzeltemiyordum bu durum inanılmaz derece sinirimi bozmuştu. Bir de çocukken renkli hamurdan kendi robot oyuncaklarımı yapardım, annem inanamazdı. “Ben satın almadım. Bu çocuk nerden buldu bunları*” diye sorduğunu hatırlıyorum. 

İlk yaptığınız resimlerle bugünküler arasında nasıl bir değişim gözlemliyorsunuz?
Onlar da benim gibi olgunluk sürecinde… Benimle beraber büyüyorlar. 

Sanatın yaşamımızda  bugün geldiği nokta hakkında ne düşünüyorsunuz?
Benim sanata bakış açım çok farklı, ben yaşamı görüyorum. Bugün yaşananlar bugünün sanatındadır. Sanatçının yaşadığı boyuttadır. Sanatçının hissettiği, gördüğü ve yansıttığı şekliyle…

Sanatın topluma faydası nedir?
İnsanı düşünmeye iter. Düşünen insanlar gelişir, toplumu ileriye götürür.

Çocuklar sanata yönlendirilmeli midir?
Her çocuk yönelmeyebilir. İçinde yoksa yoktur. Ama tabii ki teşvik edilmeli. Estetik gözü gelişir. Algıları derinleşir. 

Yaşadığın kent hakkında neler düşünüyorsun? Neler yapmak isterdin İstanbul için?
Ben İstanbul doğumluyum, Eğitim için uzun zaman yurtdışında kaldım ama hep özlem vardı. İstanbul’a geri dönmeyi bekledim hep.. Bu şehrin enerjisi çok farklı ve sahip çıkmamız gerektiğini düşünüyorum. Bence sanatçılarımızın günümüzü yansıtmaları için olanak sağlanmalı, daha fazla heykel görmek istiyorum. Keşke daha fazla “Street Art” yapılsa! Eskiye sahip bir şehir. Yeni olarak ise sadece gökdelenleri görüyoruz. İstanbul’u seviyorum umarım fazla ayrı kalmayız.

2011’de hep hareket halindeydiniz. Geçen ay Floransa’daydın. Sonra Monaco'ya gittiniz diye hatırlıyorum. Neler yaptınız?
Geçen sene ArtMonaco için özel davet aldım, Fransa’ya gittim, sonra İzmir Bienali’nde konuk sanatçı oldum, Daha yeni döndüm Floransa Bienali’nden. Jüri benim eserime mansiyon ödülünü layık gördü. 

Bu sene neler yapacaksınız?
Sergimi yeni açtım. Biraz dinlenip üretmek istiyorum. Yurtdışından resimlerime yoğun ilgi var. Bilemiyorum ileride nasıl olur ama dediğim gibi İstanbul’u seviyorum umarım fazla ayrı kalmayız.

Adil Gültekin'in objektifinden Serhat Koçak

16 Mart 1983 İstanbul doğumlu sanatçı 15 yaşında gittiği Avustralya'da liseye devam ederken aynı zamanda resim dersleri almış. Bond Üniversitesi'nde  IT Multimedya Bölümü'nden mezun olmuş, hayatına resim yaparak devam ediyor.

Florence Biennale 2011 - Special Mention of the Jury,
LICC London International Creative Competition 2011 - Horable Mention

Saatchi Gallery Showdown 2011, 3rd out of 4500
Spring Art Expo 2011 -Exhibit Finalist, Infinity Art Gallery

Yorumlar

Ayın en çok okunanları:

Ömer Muz: "Resmettiğim İstanbul, Sait Faik’in, Orhan Veli’nin, Salah Birsel’in İstanbul’u...

Oniki Adalar'ın üç gülü: Symi, Leros, Kalymnos

Biorezonans nedir? Op. Dr. Hasan İlkehan: "Biorezonans geleceğin tıbbı olarak adlandırılabilir..."

Cem Şen: "Eğer bir öğreti, özünü bir parçacık bile yitirmeden her koşula uyum sağlayabiliyorsa o zaman gerçek bir öğreti demektir."

Thassos Adası: Yanıbaşımızdaki tatil cenneti

Sıdıka Rodop: "Mücevher tasarımında zamansızlık, işlevsellek, yenilikçilik kavramları biraradadır."

Bu Blogda Ara