Esra Kizir Gökçen: "...ve tabii hayatın ta kendisinin bende yarattığı ruh halinin resimlerini yapıyorum".

80x100cm, tuval üzeri karışık teknik, 2011
Esra Kizir Gökçen'i tanıdığım ilk günden beri izliyorum. Heyecanlı, coşkulu, azimli bir sanatçı. İşini çok ciddiye alan, disiplinli bir sanat eğitmeni aynı zamanda... Sürekli olarak üreten ve ürettiren bir kişiliği var. Anadolu Hisarı'nda bir çatı katındaki atölyesinin çok çekici bir havası var. Her salı ben de gidip suluboya çalışmak için can atıyorum. Gidemediğim günler ise aklım kalıyor fena halde. Esra'yı sizlere tanıtmak istiyordum.

Renkli, coşkulu ve masalsı bir anlatımınız var. Resimlerinizde sıkça gördüğümüz ve son serginize adını veren "Bubbles" nedir?
"Bubbles" küreler anlamında... Mikro ya da makro, evrendeki her küre bir başka yaşam, bir sır saklıyor içinde. Atomun çekirdeği, dünyamız, güneş, kanımızdaki alyuvarlarlar, akyuvarlarlar… İçinde var olabildiğimiz, kendi küçük gezegenlerimizi yaratıp yaşadığımız küreler... Bizim için önemli, bizi kavrayan, kavradıklarımızı koruyan, kendi içimizde tüm ve bütün kalabilmemizi sağlayan küreler, “Bubbles” resim serimin çıkış sebebidir.

Sanat eleştirmeni Serkan Azeri’nin dediği gibi  "son dönem çalışmalarında öne çıkan baloncuklar (Bubbles) doğanın kendi içinde var olan ve biçimsel özelliğinin ifade ettiği kavramların ışığı altında ele alınıp, içlerinde farklı bir boyutta ortaya çıkacak çeşitli potansiyellere sahip varlıklar için “izole edilmiş” bir yaşam alanı yaratan elemanlar..."


80x100cm, tuval üzeri karışık teknik, 2012
San Min Cup International Exlibris Invitation Competition, Çin 2011 mansiyon ödülü ve ekslibris çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?
Ekslibris ile tanışmam 2005 yılından itibaren yoğunlaştığım özgün baskı çalışmalarım sırasında oldu. Bu alana üniversite yıllarında grafik tasarım bölümünde okurken  yakınlık hissettim. Bir konuya yönelik resim yapmak ve bu resmi yazıyla bütünleştirmek, üstelik bunları özgün baskı teknikleri kullanarak üretmek zaten grafik sanatının alanına giriyor. O zamandan beri farklı teknikler deneyerek çalışmalarımı sürdürüyorum. Ekslibris alanında pek çok yarışmaya katıldım. Hemen hepsinde çalışmalarım sergilenmeye değer bulundu. Birçoğu kataloglarda yayınlandı. 2011'de Shanghai'da düzenlenen San Min Cup'da mansiyon kazandım. Ekslibris amblem ve logo gibi firmaların ya da kişilerin prestij göstergesi bir sembol olarak kullanabileceği bir sanat. Yani sanatın hayatın içine girebileceği bir alan. Herkesin bilgilenmesini sağlayarak kültür sanat alanında toplumsal katılım ve ilginin artmasını sağlayabiliriz. Sanatın topluma malolmasından (ve buna katkıda bulunabilmekten) daha büyük bir kazanım düşünemiyorum. Ekslibris çalışmalarımı sürekli ürettiğim desenlerimin bana çağrıştırdığı kişilere atfediyorum ve isimlendiriyorum. Hem yüksek baskı hem de çukur baskı tekniklerini kullanıyorum. Bu konuda çalışmalar yapan iki önemli Ekslibris derneğinin de üyesiyim. 


İstanbul için bir hayal projeniz var mı?
Evet. Anadolu Hisarı'nda yaşıyor ve çalışıyorum. Bu semt İstanbul'un fethinden önce kurulmuş bir Türk köyü ve coğrafi yapısı nedeniyle büyük bir şans olarak bozulamayan bir dokusu var. Ama maalesef Hisar Kalesi yıllardır öylece bırakılmış adeta yıkılmaya terk edilmiş durumda. Kapıları kilitli, hüzünlü ve yalnız... En büyük hayalim buranın restore edildiğini ve kültür sanat alanında hizmet veren bir yapıya dönüştüğünü görmek. Bu gerçekleşebilirse ben de bir gün kalede sergiler düzenlemek ve atölyeler düzenleyerek toplumumuzun sanata yakınlaşmasına katkıda bulunmak istiyorum.

Sanat ve çocuk konusunda neler söyleyebilirsiniz?
Bütün çocuklar sanatçı doğar. Kültürel değerlerle yoğrulup standart eğitim sisteminin içinde törpülenerek körelirler maalesef. Çocuklara sanat yoluyla kendilerini özgürce ifade edebilme şansı vererek yaratıcılıklarını canlı tutabiliriz. Sekiz yıldır atölyemde birlikte çalışma şansı bulduğum çocuklara bu anlamda bir küçük katkıda bulunabildiğimi düşünüyorum. Tabi ki esas görev ailelere düşüyor. Güneşi maviye boyamak isteyen çocuğunuza illaki sarı kullanmasını söylemek, ya da boyalarla üstünü kirletecek diye resim yapmasına engel olmak, düşecek diye dans etmesine engel olmak çok yanlış. Ama ne yazıkki çok sık yapılan yanlışlar bunlar... Sanatla ilgilenen bir çocuğun büyüdüğünde hayata bakışının diğerlerinden ne kadar farklı olabileceği ve sanat disiplininden geçmiş birinin problemlere ne kadar değişik açılardan yaklaşabileceği tartışma götürmez bir gerçek.

Sanat insanı mutlu eder mi?
Sanatçıların kendi duyarlılıklarıyla yarattıkları eserleri izleyicileriyle paylaşması izleyicide farklı bakış açılarıyla empati kurma isteği ve merak uyandırır. Sanat eseriyle iletişime geçmek, uyandırdığı duygu ve düşüncelerle hakkında yorum yapabiliyor olmak da kanımca bir mutluluktur. Evet sanat mutlu eder. Bazen doğrudan bazen dolaylı...

İstanbul'u 5 duyunuzla tanımlamanızı istesem?
İstanbul kulağımda kaotik bir senfoni. Damağımda çeşnisi bol bir lezzet bütünlüğü. Ellerimde daima üretecek güç. Gözlerimde kimi zaman hüzün, kimi zaman öfke, kimi zaman da mutluluk, huzur. Burnumda deniz kokusu... Algıda seçicilik : )

Grafik mi, resim mi?
Kesinlikle resim. Grafik eğitimi alma sebebim ailemin ressam olursam ekonomik güçlükler yaşayacağımı düşünmesiydi. Doğruydu da. Bu eğitim sayesinde reklam ve yayın sektöründe çalıştım. Ekonomik katkısının yanı sıra bu tecrübelerle becerilerimi ve kişiliğimi geliştirdiğimi düşünüyorum. Ayrıca grafik eğitimi almak beni bir ya da iki hocanın atölyesinde doğrudan bir eğitim ve yönlendirmeden uzak tuttu. Pek çok farklı ders ve konuda pek çok değerli hocadan eğitim aldık. Yıllar sonra resim yapmaya başladığımda çok zor oldu kendi yolumu bulmam ama hep sadece kendimi ifade ettim. Resimle grafiği ayıran en büyük fark da burada zaten. Resim yapmanın bir sebebi yoktur, içten gelir. Resim yapmadan üç gün geçirirsem hasta hissediyorum...
Ben farkına varmadan, sanatsal gelişimimin her aşamasında göz önündeydim. Hep sergiledim çalışmalarımı, her aşamada kendime inanarak. Çok eleştiri aldığım zamanlar da oldu. Ders çıkarmayı başardığımı düşünüyorum. Gelişim ölene kadar sürer, bakalım daha neler göreceğiz...


Yakında bir sergi açacaksınız sanırım...
Evet. 25 Nisan - 8 Mayıs 2012 tarihlerinde Teşvikiye Niş Art Gallery'de atölyemdeki çalışma grubumuzdan yedi yıllık çalışma arkadaşım Ayla Baysal ile birlikte açacağımız serginin adı " Bahar Sergisi-Bir Atölye İki Sanatçı". Serginin adı Ayla Hanım'ın 2007'den bu yana yaptığı çiçek resimlerinden geliyor. Ben de geçmişteki çalışmalarımdan bazılarını ve Bubbles serisinden resimlerimle bu sergide yer alacağım.

Çalışmalarınızı hangi tarza daha yakın buluyorsunuz? Etkilendiğiniz akım ve sanatçılar var mı?
Tuvallerim soyut dışavurumculukla gerçeküstücülük arasında bir yerlerde duruyor. Baskı resimlerimde gerçeküstücülük daha baskın. Art Nouveau etkisi de var. Şu ya da bu tarzda çalışmak gibi bir kısıtlama getirmiyorum kendime, sadece kendimim. Bence bu herhangi bir akıma dahil olmaktan daha önemli. Zaman içinde Victoria döneminden, ekspresyonizmden, Art Nouveau'dan etkilendiğim dönemler oldu.
Klimt, Dali, Blake, Turner, Monet, Van Gogh ve daha pek çok büyük sanatçıdan etkilendim. Bu etkinin, hayranı olduğum fantastik sinemanın ve yaşamsal bir ihtiyaç olduğunu düşündüğüm müziğin ve tabii hayatın ta kendisinin bende yarattığı ruh halinin resimlerini yapıyorum.



http://esrakizirgokcen.com
Esra Kizir Gökçen
Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü mezunudur. Resim, ekslibris ve özgün baskı çalışmalarını İstanbul Anadolu Hisarı’ndaki atölyesinde sürdürmektedir. Türkiye, Amerika, Çin, İtalya, Kıbrıs, Ukrayna’daki özel koleksiyonlarda eserleri bulunan sanatçı Lokomotif Kültür ve Sanat Derneği üyesi ve genel sekreteridir. 

Kişisel sergileri:
"Bubbles" 17 Aralık 2011 - 7 Ocak 2012 Ütopya Platform - Kızıltoprak
“Online Sergi” 16-31 Mayıs 2011 Lebriz
“Online Sergi”  1-15 Şubat 2010 Lebriz
“Online Sergi” 16-31 Ekim 2008 Lebriz
“Floral Masallar” 2007 Ürün Sanat Galerisi-Göztepe
“Küçük Hoşluklar” 2004 Hizmet Merkezi-Beykoz

Yarışma Sergileri: 
San Min Cup International Exlibris Invitation Competition, Çin 2011 (mansiyon ödülü)
1. Kiev Uluslararası Miniprint Yarışma Sergisi 2010, Ukrayna
1. Uluslararası Exlibris Yarışma Sergisi, Nicosia, Kıbrıs 2010
32. Fisae Exlibris China yarışma sergisi Pekin 2008, Çin
RHMD Uluslararası Özgün Baskı Yarışma Sergisi 2006– Tophane-i Amire, İstanbul


Ayın en çok okunanları:

Ömer Muz: "Resmettiğim İstanbul, Sait Faik’in, Orhan Veli’nin, Salah Birsel’in İstanbul’u...

Oniki Adalar'ın üç gülü: Symi, Leros, Kalymnos

Biorezonans nedir? Op. Dr. Hasan İlkehan: "Biorezonans geleceğin tıbbı olarak adlandırılabilir..."

Cem Şen: "Eğer bir öğreti, özünü bir parçacık bile yitirmeden her koşula uyum sağlayabiliyorsa o zaman gerçek bir öğreti demektir."

Thassos Adası: Yanıbaşımızdaki tatil cenneti

Sıdıka Rodop: "Mücevher tasarımında zamansızlık, işlevsellek, yenilikçilik kavramları biraradadır."

Bu Blogda Ara