From in to out, from out to in .... Canan Bozbağ's ''Seamless'' sculptures...

I've met Canan Bozbağ two months ago at a cafe while dining with my friends. She was sitting with her friends at the next table. An excellent woman with great peace of mind, I thought.When our eyes met, I asked her who she was. ''I am making sculptures'' she said... I have already understood that she was an artist... I checked her work on the internet.Then, I went to see her exhibition recently opened at Milli Reasürans Art Gallery in Teşvikiye. Then,  we walked out to have a bite and chat.

The title of your show is  Yekpare / Seamless. Why did you pick this name?
While I am working or putting up an exhibition, I don't really start with a concept or a title. To me, thinking about the title first and then trying to relate the works with it seems to be limiting the phase of creation. So in my case, usually the work comes first, then the title follows. Sometimes no title... My previous show didn't have one for instance, and it is perfectly ok.This time ''Yekpare'' fell fine with the content. The works form wholeness either within themselves or in relation to one another... And also with their shadows... ''Yekpare'' is a word that I like both phonetically and semantically.


The exhibition can be seen at Milli Reasürans Art Gallery between May 10 - June 2, 2012
 Exhibition area designed by Şevki Pekin,   Photo by Mehmet Mutaf,
"Yekpare" Heykel Sergisi 10 Mayıs- 2 Haziran arası gezilebilir.
Sergi mekan tasarımı: Şevki Pekin,  Fotoğraflar: Mehmet Mutaf.
Is it possible to be complete in real life?
My works could be a whole when they come together or when they fall apart. I feel the same when I look at life. İn times of loneliness and in relationships... Sometimes we come together, sometimes we are on our own. The capacity of being able to handle both situations needs flexibility and it gives power.

Despite the solid nature of the material, the incredible flow and the feeling of softness you have created in your works evoke the kind of flexibility and understanding of the human soul after reaching a certain stage. Would you comment on that?
Nothing is what it seems to be... Each and every material, including the human being,  has the capacity to bend and yield.You have to respect and treat it's natural capacity gently instead of urging or forcing it towards becoming something else. 

A quotation from your catalogue: ''In is out and out is in''What does this exactly mean?
I see it as the juxtaposition of matter and content, their becoming a whole...The spaces created within the exhibition space makes it possible to look in or to look out from within... the possibility of seeing the actual work, its shadow or the work and the shadow as a whole... or the state of perceiving both in andout at once.


  Canan Bozbağ's sculptures made up of industrial seive material and hanging down in the empty space 
offers an experience  of wholeness to the viewers... From inside out and outside in... 
Canan Bozbağ'ın sanayi elek telinden çalıştığı havada asılı heykeller gölgeleriyle
 "yekpare" bir deneyim sunuyor sergi izleyenlerine... İçten dışa, dıştan içe... 

The materials you have picked up as the basis of your bronze sculptures indicate your closeness and attachment to nature, is it true?
Being close to nature is an indispensable part of my life. I make use of every opportunity to try and keep it going.

Urban life and nature.. What are their percentages in your life?
I don't think I will be completely happy by choosing one over the other. City life inspire and triggers me. Nature on the other hand relaxes and nourishes me.. I am more apt to exist in balance between the two.

Are there times when the artist is dissociated from life? Or should there be?
I think dissociate from life is very unlikely and hard for an artist. Usually perceptive people become an artist. Where ever they go they are the ones who grasp the very roots of life. The creation phase may be considered as a dissociation.. yet I would retreat to name it as a ''dissociation'' as well.. In the contrary it could be defined as a process of attachment, a journey towards grasping the essence of life.


If I were to ask Canan Bozbağ to describe Istanbul with five senses?
Domes, sounds of the seagulls, the smell of ''simit'', to walk in Beyoğlu and Egyptian Market while bumping into people, ''rakı'' and fish in Bosphorus.

Which part of Istanbul are you from?
All around...
Do you have a dream project about Istanbul?
No; Istanbul is beyond my dreams...
What is the relationship of art to happiness?
The artist finds excitement in creating what she/he dreams of and it is a contentment once the creation surpasses the dream.The contentment multiplies if the excitement is transferred  to the viewer. People are either incurable dreamers so they just sit down and allow themselves to be carried away with dreams only, or too realistic. Art in a way shows the realistic ones the joy of dreams and the possibility of realizing their dreams, to the dreamers if they put an effort to pursue them.
You have added a distinct color to ''Bir Başka Istanbul / Yet Another Istanbul''. Thank you.



In the exhibition a small section is devoted to small bronze sculptures  of 20- 32 cm tall. Wood found in nature were sculpted with a little intervention and casted into these bronze works by Canan Bozbağ.
"Yekpare" sergisinde bir küçük bölüm, boyları 20 - 32 cm arasında değişen  küçük bronz heykellere ayrılmış. Canan Bozbağ'ın tasarımları, doğadan ağaç buluntulara çok az müdahele ile gerçekleşmiş. 


İçten dışa, dıştan içe... Canan Bozbağ'ın "Yekpare" heykelleri...

Canan Bozbağ ile iki ay önce bir kafede yanyana iki masada yemek yiyorken karşılaştık ilk kez. O kendi, ben kendi arkadaşlarımızla oturuyorduk. “Dingin, şahane bir kadın” dedim içimden... Göz göze geldiğimizde kim olduğunu sordum. "Heykel yapıyorum" dedi.  Bir sanatçı olduğunu anlamıştım zaten... Çalışmalarını inceledim internette. Sonra da Teşvikiye’deki Milli Reasürans Sanat Galerisi’nde yeni açılan sergisine gittim. Birlikte bir şeyler içip sohbet ettik:

Serginizin adı “Yekpare”. Niçin bu ismi seçtiniz?
İşlerimi yaparken ya da sergi kurulurken konudan, isimden yola çıkmam pek.
İşin adını koyup içini doldurmaya çalışmak bana zorlama geliyor. Genellikle bende önce iş, sonra isim geliyor. Bazen de isim gelmez. Hiç dert değil. Bir önceki serginin ismi yoktu. Bu sefer ''Yekpare'' ismi sergi ile bütünleşti. Sergide işler hem bir arada hem de tek başlarına bir bütün oluşturuyorlar. Ayrıca gölgeleri ile işlerin bütünleşme durumu var. "Yekpare" hem anlam hem de ses olarak sevdiğim bir kelime.
Hayatta yekpare olabilmek mümkün mü?
İşlerim biraraya geldiklerinde ve birbirlerinden ayrıldıklarında "bütün" olabiliyorlar. Hayata baktığımda da bunu hissediyorum. İlişkilerde, yalnızlıklarda... Biraraya geliyoruz, tek başına da kalıyoruz. Tekbaşına olma ya da  başka parçalarla biraraya gelebilme esnekliği bir "güç"tür, yetenektir. 

Sanayi elek teli heykel, 80 x 90 cm. Yüksekliği 100 cm.
Kullandığınız sert malzemeye kazandırdığınız olağanüstü yumuşaklık, insan ruhunun bir noktadan sonra ulaştığı esnekliği hatırlatıyor, ne dersiniz?
Hiçbirşey göründüğü gibi değil.  Zorlamayıp suyuna giderseniz her malzemenin esneme, uyum sağlama yeteneği vardır. İnsanın da...

Sergi kataloğunuzda geçen "içten dışa, dıştan içe" tabiri ne anlama geliyor?
İç ve dış'ın birbirine akışını, bütünleşmesini görüyorum.
Sergi mekanı içinde kurulan alanlarda dışarıdan içerinin görünmesi... İşin, gölgenin,  önce - sonra ya da birlikte izlenebilmesi... İçi dışı bir olma hali de denilebilir.


Bronz heykellerinizde kullandığınız malzemeler ve çalıştığınız formlar doğaya çok yakın olduğunuzu gösteriyor, öyle mi gerçekten?
Doğa'ya yakın olmak benim yaşamımın vazgeçilmez bir parçası.
Bunu mümkün kılabilmek için elimde olan bütün imkanları kullanıyorum.

Canan Bozbağ, Londra'da Harrow School of Design and Media'da
Seramik, San Francisco'da Academy of Art College'de Heykel okudu. 

Türkiye'de ve ABD'de özel koleksiyonlarda eserleri var.
Fotoğraf: Jochen Proehl

Doğa ve şehir yaşamınızda ne oranlarda yer alıyor?
Şehir yaşamı olmadan sadece doğada yaşayarak mutlu olabileceğimi sanmıyorum. Şehir hayatı beni besliyor, kamçılıyor..
Doğada ise hem dinleniyor hem besleniyorum. İkisi arasında bir denge kurarak varolmaya çalışıyorum.


Sanatçının yaşamdan koptuğu zamanlar oluyor mu? Olmalı mı ?
Bence sanatçının yaşamdan kopması çok zor. Yapı olarak algıları açık olan insanlar genellikle sanatçı oluyor. Onlar nereye giderlerse gitsinler yaşamı kökünden hissediyorlar. Yaratma süreci bir kopuş olarak algılanabilir... Ben onu da kopmak olarak adlandıramayacağım. Tam tersi bağlanma yaşamın özüne inme hali denilebilir o sürece.

Canan Bozbağ'ın İstanbul'unu beş duyunuzla tarif etmenizi istesem?
Kubbeler, martı sesleri, simit kokusu,  Mısır Çarşısı'nda  Beyoğlu'nda insanlara çarparak yürümek, Boğaz'da rakı balık...

İstanbul'un neresindensiniz?
Her yerinden..
İstanbul'a dair bir hayal projeniz var mı?
Yok. İstanbul benim hayal gücümü aşıyor...

Sanatın insan mutluluğu ile ilişkisi nedir?
Sanatçı hayal ettiklerini gerçekleştirdiği zaman hatta bazen hayal ettiğinin ötesinde iş çıkarttığı zaman heyecanlanır, mutlu olur. Bu heyecanını izleyiciye de hissettirebilirse mutluluk çoğalır.  İnsanlar genelde ya çok hayalciler, oturdukları yerde hayal kuruyorlar, ya da çok gerçekçiler. Sanat, gerçekçi tarafı ağır basanlara hayal kurmanın keyfini, hayal kurup oturanlara da işe koyulurlarsa hayallerinin gerçek olabileceğini gösteriyor.

Bir Başka İstanbul'a bir başka renk kattınız. Teşekkür ederim...

Ayın en çok okunanları:

Ömer Muz: "Resmettiğim İstanbul, Sait Faik’in, Orhan Veli’nin, Salah Birsel’in İstanbul’u...

Oniki Adalar'ın üç gülü: Symi, Leros, Kalymnos

Biorezonans nedir? Op. Dr. Hasan İlkehan: "Biorezonans geleceğin tıbbı olarak adlandırılabilir..."

Cem Şen: "Eğer bir öğreti, özünü bir parçacık bile yitirmeden her koşula uyum sağlayabiliyorsa o zaman gerçek bir öğreti demektir."

Thassos Adası: Yanıbaşımızdaki tatil cenneti

Sıdıka Rodop: "Mücevher tasarımında zamansızlık, işlevsellek, yenilikçilik kavramları biraradadır."

Bu Blogda Ara