Seçil Erel: "Mahalleli kafasına sahip olmasam da mahalleli olma durumunu fazlasıyla sahiplenmiş durumdayım. Çünkü insan en nihayetinde bir "alan" yaratmaya çalışıyor. Aynı kedilerin alanlarını belirleme hallerindeki gibi..."


Geçtiğimiz ay, Galeri Zilberman sergisindeki altı metrelik eseriyle çok konuşuldu Seçil Erel... Sanatçıyı uzun süredir takip ediyorum. Üretken, çalışkan, vizyon sahibi sanatçı kişiliğiyle etkilemiştir beni..

Yaşamınızı geçirdiğiniz  evlerin mimari çizimleri resimlerinizin iskeletini oluştururken , doku ve renklerle de duygularınızı yansıtmaya mı çalıştınız? “Alan” eserlerinin üretim sürecini anlatabilir misiniz?
“Alan”ı kedilerin alanlarını belirleme alışkanlıklarından yola çıkarak, "territory" kelimesinin en uygun Türkçe karşılığı olarak kullandım. "Alan"da kendi yaşam alanlarım ve hikayem üzerine kurulmuş bir seriyi oluşturdum. Matematiksel (analitik) kurgu ve sezgisel yaklaşımla oluşan çalışmalarımın alt yapısında özellikle 2008 yılından bu yana konstrüksiyonlar görülür. Bu serinin oluşumunda konstrüksiyon olarak bugüne dek atölye ve ev olarak kullandığım mekanların planlarını kullandım. 

Bu planları kullanmak, mekanlar ve geçmiş arasında dolanmama, hatıralar ve şimdi arasında düşünmeme ve süreci anlatırken günümüz koşullarını irdelememe yardımcı oldu. Kendime ait alanları, mekan ve aidiyet, mekanın zamandaki geçiciliği, "ev"in parça parça oluşması, hayatlarımızla olan ilişkisi, taşınabilirliği (nakledilebilirliği), yaşanmışlığı ile ilişkilendirdim. Bunları yurgulayabilmek için bir takım kurgu metodları oluşturdum ve  mekanları haritalar gibi birimlere parçaladım. Birbirleriyle oranlayarak elde ettiğim ölçeklerle  hareket ettiğim serideki çalışmaları sokak ya da bina adlarıyla tanımladım. Latif Palas Apt, Safa Sokak, Dere Apt, Rıfat Bey Sokak gibi.. Bunlardan bir tanesi ki o da şu an oturduğum evin planı üzerine oluşan Kurgu Ev: Arsan Apt. birbirinden farklı boyutlu ama oranlanmış 55 adet tuvalden oluştu. Bütünün parçalardan oluştuğunu gösteren ama bir yandan da dağılmak üzere kurulmuş bir sistemin temsili resmi oldu.
"Arsan Apt.", 299x600cm., tuval üzeri yağlıboya, 55 parça yerleştirme, 2013
Sergiye hazırlanırken araştırma ve anılarınızda günümüzden geçmişe doğru giderken neler hissettiniz? Yeni anılar eklendi mi bu süreçte?
Süreç ve anı her zaman etkin olmuştur, bu serinin hazırlık sürecinde de olduğu gibi.. Moda Latif Palas Apartmanı’ndaki atölyemden taşınmamla başladı her şey.  Taşındım ama çok uzun süre kopamadım ve bir tür travmaya dönüştü. O dönemde ayrıca evimi de taşıdım. 

Serginin oluşumu doğduğum ve büyüdüğüm mahalleye yaklaşık 10 yıl aradan sonra dönmemle başladı.
Çok dinamik geçen bu süredeki yaşanmışlıklar, bugünün gözüyle geçmişe dönüp, kendi üzerimden ve her zaman ilgimi çekmiş kavramlarla “ev, aile, memleket, dünya” üzerine düşündüm. Bir de tabi bilemiyorum herkesin yaşadığı bir durum değil pek artık ama doğduğum, büyüdüğüm mahallede hayatıma devam ediyorum. Eşim zaten çocukluk arkadaşım ve onunla, ailelerimizin de gittiği ilkokuldan arkadaşız. Kızım, bizim çocukluğumuzun geçtiği Kalamış Park’ında, aynı ağaçların altında büyüyor.

"Geri Dönüşüm", 50x50cm, 12 adet yerleştirme, 2011
Yaşadığım mekanlar İstanbul’un en eski mahallelerinden oldular. Şimdi kentin değişimi, dönüşümü ile başkalaşıyorlar. Bu yaşam tarzı insanı kendine yabancılaştırıyor. Hırsların, rantın ve iktidarın gücü altında kalıyor. İnsan kendi doğasına aykırı olan yapının içinde kendi kölesi oluyor. Bu nedenle asla mahalleli kafasına sahip olmasam da mahalleli olma durumunu fazlasıyla sahiplenmiş durumdayım. Çünkü insan en nihayetinde bir alan yaratmaya çalışıyor aynı kedilerin alanlarını belirleme hallerinde olduğu gibi.. 

Çalışmalarınız size başka projeler çağrıştırdı mı? Hedefte neler var?
Bir süredir, mekanlarımdan yola çıkarak aidiyet kavramıyla ve mimariyle ilgilendim. Şimdi mimari ile olan ilişkimi daha da derinleştiriyorum. Bu günlerde değişimimizi yine kendimden yola çıkarak, bütünden görerek anlatmak istiyorum. Aslı ve sureti, görünen ve ardında olanlar, yıkılanlar ve ardında kalanlar üzerine, doğa ve ikinci doğa gelecek.

Dört yıldır Galeri Zilberman tarafından temsil ediliyordum. Galerim ile çok başarılı çalışmalar yaptık. Ancak bir süre bağımsız kalmak  istedim. Buradaki projelerin yanı sıra, yurtdışında  da bazı projeler var (hem sergi hem de sanatçı programları). Bunlarla daha fazla ilgilenebilmeyi ve araştırmalar yapmayı istiyorum.
"Değişik Bir Şey İstiyorum" 154x237cm, tuval üzeri yağlıboya, 2012
Sanatta üretim, çalışkanlıkla ne kadar ilintili sizce?
Kesinlikle. Sanat üretimi çok basamaklı bir yapı bence. Düşünme, hayal etme, deneme, karar verme, teknik gibi bir çok elemanın en doğru şekilde bir araya gelmesi sonuca götürüyor. Bunun için de çalışkanlık ve disiplin şart. Tekniğim gereği çok uzun mesaili resimler yapıyorum, ortalama boyutta bir resim yaklaşık iki ayda çıkıyor. Palette renk çalışmaları ve yüzeyleri  maskeleme işi çok fazla zaman alıyor. Bir de tuvallere başlamadan evvel yaptığım ön çalışmalar, hesap kitap işleri var. Elbette birkaç resmi birarada yapıyorum ve çok uzun saatler çalışıyorum.
Sanat ve sanatçı tanımınızı öğrenebilir miyim?
Sanat, düşünme biçimidir. Sanatçı da bu kimliği başka hiçbir kimliğinin ardında tutamayandır. Açık fikirli, gözlem gücü ve öngörüsü olan, bakış açısını çoğaltabilen, değişime açık, dirençli, sabırlı…

Sanat ve toplumumuz arasındaki mesafeyi sizce nasıl kapatabiliriz?
Sanat kurumlarının yok edildiği bir dönemde çok şeye ihtiyacımız var. Dar çerçeveleri bir kenara bırakıp, aklımızı sağlam tutup, doğru kaynaklar bulup seçeneklerimizi çoğaltmalıyız. Sanata destek bulmak neredeyse mümkün değilken bir de niteliksiz işlerle öne çıkan projeler görmek izleyici için büyük bir kalite sorunu. Kültür oluşumunda, eğitim ve finans çok önemli diye düşünüyorum. Bu noktada, politikacılara, iş adamlarına, eğitmenlere, eğitim ve kamu kurumlarına çok ciddi iş düşüyor. Sanatçılar ve sanat emekçileriyle birlikte yapabilecekleri daha çok projeye ihtiyacımız var.

İstanbul sizin için ne ifade ediyor, beş duyunuzla aktarabilir misiniz? 
Sorunuzun tam cevabı olmasa da.. İstanbul dinamizm’in şehri. 
Edmondo De Amicis, 1870’lerde İstanbul’a gelmiş ve İstanbul hakkında bir kitap yazmış. Çok şaşırmıştım kitabı okurken. Betimlemeler neredeyse bugünle aynıydı. Tarihin İstanbul’a etkisini gözlemlemek şehrin kaosunda dinamizmini algılamak açısından çok hoş.

İstanbul için bir hayal projeniz var mı?
Dinamizmi ve kaosuyla ilgimi çeken İstanbul’un yeni işlerimde içerik olarak kendini göstereceğini ön görüyorum. İstanbul için hayalim ve hatta ülkemiz için.. yaşam kalitesinin yükselmesi, eğitimli, ahlaklı ve biraz olsun estetik kaygıları olanlar tarafından yönetilmesi ve bunların yanı sıra şehirciliğin gerektirdiği bilgilerle yapılmasını umuyorum.

Ayın en çok okunanları:

Ömer Muz: "Resmettiğim İstanbul, Sait Faik’in, Orhan Veli’nin, Salah Birsel’in İstanbul’u...

Oniki Adalar'ın üç gülü: Symi, Leros, Kalymnos

Biorezonans nedir? Op. Dr. Hasan İlkehan: "Biorezonans geleceğin tıbbı olarak adlandırılabilir..."

Cem Şen: "Eğer bir öğreti, özünü bir parçacık bile yitirmeden her koşula uyum sağlayabiliyorsa o zaman gerçek bir öğreti demektir."

Thassos Adası: Yanıbaşımızdaki tatil cenneti

Sıdıka Rodop: "Mücevher tasarımında zamansızlık, işlevsellek, yenilikçilik kavramları biraradadır."

Bu Blogda Ara