Amalfi kıyılarında Yaz Tatili..

Denizin ve güneşin kucaklaştığı bölgelerde, neş’e nin ve dostlukların doyasıya yaşandığı tatiller.. Arkadaşlarımla yaptığım yaz tatillerinden birini geçen yaz Amalfi’de geçirdim. Önce Capri Adası ‘na mı gitsek? diye başlayan planlar sonunda  tüm  Amalfi’ye yayıldı.

Napoli Körfezi’nin güneyinde, Sorrento ve Salerno arasında uzanan Amalfi Kıyıları,  yılda 5 milyon turist ağırlıyor. Unesco dünya mirası listesinde özel bir yeri var. Sırasıyla Positano, Praiano, Conca Dei Marini, Amalfi, Atrani, Ravello, Minori, Maiori ve Vietri Sul Mare  gibi küçük, denize bakan dik yamaçlarda, her virajda karşınıza çıkan ayrı bir kasaba, limon bahçeleri ve her adımda unutulmaz manzaralarıyla ..

Gezimize İstanbul’dan Napoliye uçarak başladık. Havaalanı’ndan Sorrento’ya  araba kiraladık. (Napoli Havaalanı’ndan Sorrento’ya gitmek için “sita bus” otobüsleri de var.)

Vezüv yanardağının kıyılarından kıvrıla kıvrıla Napoli’nin güneyine hareket ettik. Birbirinden güzel manzaraları ve sahil boyunca uzanan plajları seyrederek 1.5 saat sonra Sorrento’ya vardık. Sorrento’yu  merkez olarak kullanıp civardaki tüm ada ve kasabaları günübirlik gezebilirsiniz. Feribotla her saat başı Capri’ye geçilebiliyor. 20 dakika süren bu yolculukla, Capri’de ya da daha az popular Ischia Adası’nda tüm gününüzü geçirebilirsiniz. Sorrento’dan Amalfi kıyısındaki tüm güzel kasabalara yarım saat ya da bir saat içinde ulaşabiliyorsunuz. Bunların en önemlileri; Positano, Amalfi ve Ravello. Bu şehirlere ister otobüs, ister taksiyle gidebiliyorsunuz. Araba da kiralayabilirsiniz. Vezüv yanardağı ve Pompei şehri tarihe ve doğaya ilgi duyuyorsanız yarım saat uzaklıkta..

Sorrento limonları ile meşhur..
Şehrin birçok yerinde harika manzaralara sahip limon terasları bulunuyor. Bu teraslardan birine çıkarak limon kokularını eşliğinde güneşin batışını izlemeden Sorrento’dan ayrılmayın! Vezüv Yanardağı’nın karakteristik manzarası ve Sorrento Peninsula Arkeoloji Müzesi görülecekler listesine not edilmeli..

Bottega Della Tarsia Lignea Müzesi’nde  ahşap eşyaları ve oymacılığı inceleyebilirsiniz.
Duomo Katedrali’nin Sorrento’nun en güzel katedrallerinden biri. İtalyan mimarisinin ince işlerinden biri olan bu katedrali her yıl yüzbinlerce turist geziyor. Duomo Katedrali’nin yanı sıra, Basilica di Sant’Antonino’nun, şehrin en büyük bazilikası olduğunu belirtmekte de fayda var..
Pizzeria Aurora’nın klasik İtalyan pizzaları dillere destan. Dar ve şirin bir sokakta yer alan gerçek bir trattoriayı vaktiniz varsa görün derim..  L’Antica Trattoria, 1930′lardan beri hizmet veriyor. Sorrento’nun Michelin yıldızlı restoranı  Il Buco, eski bir manastırın kantininden dönüştürülmüş..
Sorrento, limonlarıyla meşhur bir şehir. En iyi Limoncello’yu Limonoro’dan satın alabilirsiniz. Ayrıca, Notturno Intarsio, şehirdeki en iyi tahta eşyalar satan dükkan. 

Bir yemek molası alıp  sokaklarında dolandıktan sonra tekrar arabaya binip keskin virajlar alarak Sorrento yarım adasının diğer tarafına geçtik. Yarım saat sonra Positano’daydık. İtalya’yı hepimiz biliyorduk ama bu dağların yamaçlarına saklanmış neşeli, bir o kadar gizemli  Positano’ya ilk gelişimizdi..


POSITANO
Arabadan indiğimizde tepeden gördüğümüz muhteşem manzara hepimizi şaşırtmıştı. Dağlara oyulmuş rengarenk evler ve seramik çatısıyla limanın ortasında Santa Maria Assunta Katedrali.. Katedraldeki 13. yüzyıl tarihli Bizans altar panosu İstanbul'dan kaçırılmış. 
Denize uzanan yüzlerce teraslarıyla, tepenizde yükselen o koca dağın ihtişamıyla, limon kokularıyla size kucaklayarak denize karışan Positano’da konaklamak için çok doğru bir seçimde bulunmuşum. Villa Tre Ville’de kaldık..

Positano’da konaklamak için beklentinize uygun çok doğru bir seçim yapmanız lazım.
Ya her gün yüzlerce merdiveni göze alıp tepelerde bir otelde gündüz ve gece manzara ile büyülenecek ya da aşağıda plaja yakın bir otelde sadece güneş ve deniz keyfi yapacaksınız. Plajlar ücretsiz, ama şezlonglar ve şemsiyeler plaja dizilmiş caffe’ler tarafından işletiliyor.
Otelimizin tepeden denize uzanan teraslarında dinlendikten sonra, denize girmek için, Positano’nun begonviller ve limon ağaçları dolu sokaklarından aşağıya kıyıya doğru yürümeye başladık.

Her köşe başında rastladığımız merdivenlerin nereye indiğini bilmediğimizden ilk gün tüm yolu yürümek zorunda kalsak da tüm restoranları ve butikleri öğrenmiş olduk. Ertesi gün kıyıya inen kestirme merdivenleri keşfetmemiz kısa sürdü. Ama sakın kestirmeden inip çıkacağınız birkaç merdiven zannetmeyin, Positano’da günde onlarca ve yüzlerce merdiven inmek ve çıkmak durumundasınız  sahile ulaşmak için. Gerçi meydana ulaşmak için de sahilden onlarca merdiven çıkıyorsunuz..

Her otelin önünden geçen, tüm Positano’yu ustalıkla uçurum kenarlarından dolaşan ring seferi yapan otobüsler var. Kıyıdan her akşam üstü yüzlerce turisti otellerine taşıyor.

Kıyıdan başlayarak önce dağın sağ tepelerine yayılmış otellere tırmanarak yolcularını bırakıyor sonra sol yamaçları dolaşarak aşağıya iniyor. Gün batımında Positano kızıla boyanırken otobüs dağa tırmandıkça gördüğümüz manzaraları tarif etmem mümkün değil. Eşsizdi..
Temmuz ayı olduğundan plajlar çok kalabalıktı. Biz ertesi gün için ufak bir sürat teknesi kiraladık.
Akşam yemeği için de Fornillo’yu seçtik. 1950’lerde John Steinbeck, Positano’yu  bir dergi için kaleme almış, o günden sonra da şehir filmlere, şarkılara konu olmuş.

Sabah kahvaltı eder etmez kah sokaklardan kıvrılarak, kah keşfettiğimiz merdivenlerden inerek soluğu saat 9’da  iskelede alıyoruz. Tekne ile denizden Amalfi kıyı yolculuğumuz başlıyor. Şüphesiz ki Amalfi’nin en görkemli kasabası Positano..

Praiano ve Conca Dei Marini kıyılarında yüzme molası veriyor, turkuvaz renkteki mağarada gondol sefası yapıyoruz. Kıyı boyunca denize set set inen limon bahçelerini hayranlıkla seyrediyoruz.

 
Amalfi, St. Andrea Katedrali
AMALFİ
Amalfi’ye tekneyle yaklaştıkça bu düz ve daha sakin sahil kasabasında konaklamamakla acaba hata mı ettik düşüncesiyle yemek yemek ve dolaşmak için tekneden iniyoruz. 

Amalfi,  Positano’ya göre daha düz bir coğrafyaya sahip.  
               
Biraz dolaştıktan sonra tereddütlerimizi bırakıp önce meydandaki St. Andrea Katedrali’ni ziyaret ediyoruz. Katedralin görkemli bronz kapıları 1065'te Konstantinopolis'te (İstanbul) yapılmış, çan kulesi ise 1180-1276 arasında tamamlanmış. Amalfi guney İtalya Campania Bölgesi'nde başpiskoposluk merkezi.

Piazza del Duomo’daki restaurantların birinde yemeğimizi yiyip dar sokaklarında limon kokularıyla sarhoş olup, Limoncelloların herbir çeşidini satın alarak, tekrar teknemize binip Amalfi’nin eşsiz turkuvaz denizinde yüzme molaları vererek Positano’ya geri dönüyoruz.


Biz ortaçağda küçük bir balıkçı köyü olan yaşlı ama yorgun olmayan Positano’yu daha çok sevdik..
Ravello Festivali - Villa Rufolo
RAVELLO

Ertesi günkü programımızda Ravello var. Ravello’ya Amalfi sahilinden otobüsler kalkıyor. Sorrento – Capri – Positano - Amalfi arasında gün boyunca çalışan çeşitli tekneler de var.
Sabah 9’da biz yine kendimizi iskelede buluyoruz. Positano’dan Amalfi’ye artık tanıdığımız, ama doyulması mümkün olmayan manzaralar eşliğinde tekneyle gidiyoruz. İskelede bekleyen üstü açık Ravello otobüsüne bindiğimizde görmediğimiz daha eşsiz manzaralar olduğunu biliyoruz. Daha yüksekte yer aldığı için manzarası nispeten daha güzel bir yerleşim. Ravello’da görülecek üç şey var. Katedral ve bahçeleriyle meşhur aynı zamanda otel olarak hizmet veren Villa Rufolo ile Villa Cimbrone.

Fornillo Plajı - Positano 
Bir zamanlar Hunlar ve Vizigotlardan kaçan Romalılar için bir sığınak yeri olan Ravello, 1953 yılından beri her yaz Villa Rufolo’da düzenlenen  dünyaca ünlü müzik ve sanat  festivaline ev sahipliği yapıyor.  

Denizden uzak ama denizle kucak kucağa sakin bir tatil geçirmek isteyenler için bir zamanlar 25.000 iken şimdilerde 2.500 nüfuslu Ravello kaçırılmaz bir yer. Öğlen yemeğimizi tavsiye edilen arka dar bir sokakta limon ağaçlarının altında avlusu olan  Il Negozietto’da yiyoruz. Ravello’nun o mistik havasından hiç ayrılmak istemiyoruz; ufak galerilerini ve dükkanlarını gezip akşamüstü dönüşe geçiyoruz.

Positano’daki son günümüzde plaj keyfi yapmaya karar veriyoruz. Kıyıdaki  Spiaggia Grande yerine küçük ama daha sakin Fornillo koyunun plajında günümüzü geçirmeye karar veriyoruz.

Akşam yemeklerimizde bizi takip edermişcesine her restoranda rastladığımız müzisyen plajda bizi boynunda gitarıyla karşılıyor, şaşırıyoruz.. Sevdiğimiz tüm İtalyanca şarkıları çalıyor gün boyunca…

Positano’daki son akşamımızda arkamızdaki dağın en tepesinde Montepertuso köyüne  çıkan bir otobüsün varlığından haberdar oluyoruz, hemen biniyoruz. Tepeye vardığımızda Positano’nun en seçkin yemekleri ve en iyi şarap mahzeniyle tanınan Donna Rosa'da gün batımında bir kadeh şarap içmek için  oturuyoruz.. Şarap mahzenini gezerken, restoran müşterileri için otellerine kadar shuttle servisi olduğunu öğrenince keyfimiz katlanıyor. Sandalyelerimize huzurla yaslanıp dolunayda Positano’yu seyrediyoruz..

Ertesi gün, Capri’ ye geçmek üzere otelimizden ayrılıyoruz.

Capri'de gün batımı
CAPRI
Artık Amalfi kıyılarınla bütünleşmiş olan Capri Adası’nda muhteşem iki gün geçiriyoruz. Capri adası Capri ve Ana Capri olarak iki bölgeye ayrılıyor. 

Otelimize  (Relais Malesca) yerleştikten sonra önce Capri’de dolaşıyor, Capri’nin simgesi üstü tenteli taxiyle birbirinden güzel villalar, bahçeler ve manzaralar arasından Ana Capri’ye çıkıyoruz. 
Biraz dolaştıktan sonra otelimize dönüp havuzda serinliyoruz.
Hafta sonuna denk geldiği için Capri Adası Napoli’den gelen turistlerle gün boyu dolup boşalıyor. Akşam olduğunda Capri’nin merkezi La Piazetta  Santo Stefano Katedrali’nin gölgesindeki bu küçük meydan birbirinden şık cafe ve restaurantları ile birbirinden şık misafirlerini ağırlıyor.

Önce akşamüstü aperatiflerini bu meydanda alıp, begonviller arasında ünlü  markaların sıralandığı sokakta yürüyoruz. Yemek yemek için tercihimiz Faraglioni.. Doğum günüme rastlayan bu güzel gecede kadehlerimizi sağlığa, dostluğa ve tabii seyahatlere kaldırıyoruz.


Faraglioni Kayalıkları - Capri
Bir sonraki gün Capri adasının simgesi olmuş Faraglioni’yi yakından görmek ve turkuvaz mağaralarda yüzmek için adanın etrafını dolaşan bir tekne kiralıyoruz. İsterseniz tekne turları bulmanız da mümkün..

Sabah Vezüv Yanardağı’nın arkasından doğan güneşin hafızamdan hiç silinmeyecek güzelliğiyle uyanıyorum. Tekne gezisinden sonra, gün batımında Capri boşalırken Piazetta’da yerimizi alıyoruz. Seçtiğimiz pizzalarla şaraplarımızı yudumluyoruz. Bu son gecemizde otele dönmeden, Tragara yolunda yürüyüş yapıyor, mehtabın aydınlattığı Faraglioni kayaklıklarını yukarıdan seyrediyoruz.


Capri’yi yaşamak için günübirlik gelmek yeterli değil.. Konaklamanızı öneririm.  

Ertesi gün, Capri’den bindiğimiz hızlı ferry 45 dakika sonra bizi Napoli limanına getiriyor. 

Arkamızda muhteşem güzellikler ve hafızalarımızda birbirinden güzel anılarla havaalanına gitmek üzere limandan ayrılıyoruz.

****

Çiğdem Erkoç'un Gezi Yazıları'nın gelecek konusu: Kenya'da Safari




Ayın en çok okunanları:

Ömer Muz: "Resmettiğim İstanbul, Sait Faik’in, Orhan Veli’nin, Salah Birsel’in İstanbul’u...

Oniki Adalar'ın üç gülü: Symi, Leros, Kalymnos

Biorezonans nedir? Op. Dr. Hasan İlkehan: "Biorezonans geleceğin tıbbı olarak adlandırılabilir..."

Cem Şen: "Eğer bir öğreti, özünü bir parçacık bile yitirmeden her koşula uyum sağlayabiliyorsa o zaman gerçek bir öğreti demektir."

Thassos Adası: Yanıbaşımızdaki tatil cenneti

Sıdıka Rodop: "Mücevher tasarımında zamansızlık, işlevsellek, yenilikçilik kavramları biraradadır."

Bu Blogda Ara