Can Yücel'e ait olmayan "Herşey Sende Gizli" metni, lise ikinci sınıf kitaplarına Can Yücel şiiri diye girmişti bir ara...

İnsanların kopyacılık ve kolaycılıklarına kızmışımdır öteden beri... Şiir yazamıyorsun bari yazılmışları kirletme! Sahte Can Yücel şiirlerinin basitliğine de güler geçerim..

Önce bir şiir Can Yücel'den...

FINDIK FARESİ BÜYÜDÜKÇE
TAVANARASI KÜÇÜLMÜŞ,
FINDIK KADAR KALINCA TAVANARASI
FINDIK FARESİ ÖLMÜŞ

Kafka'nın "Fare" öyküsü üzre,
Gözüme nasıl büyük görünürdü
Şu Sirkeci Garı'nın lokantası!
Sekiz-on yıl kapalı durup yeniden açıldığında
Gittim baktım ki götiçi kadar kalmış
O hangar gibi yer...
Garsona sordum: Niye küçülttüler, dedim burasını?
Yok, amca, dedi, dokunmadılar hiç enine boyuna.
Siz fazla şişmanladığınızdan, size öyle geliyor.
Doğru dediği belki de... (Üstelik garson Kafka'nın 
gençlik resimlerinden birine pek benziyordu.)
Ola ki yaşlandıkça, yaşlanıp şişmanladıkça,
Hiçdurma küçülen bu zemin-vatan ve tavan arasında
Dönmüşümdür ben de Kafka'nın faresine...
Yarın, meselâ, orta yerimden çatlasam ne lâzım gelir?..
Yine de içimden bir ses: Sen sen ol! diyor,
Kafka'nın öyküsündeki fare emsal,
Cirit oyna oynayabildiğin kadar,
Bulduğun neyse mekân!
Ellerin, ayakların ve çükünle değilse de,
Hâlâ genç kalan aklınla koşmaca oyna,
Duvarlara vursan da başını,
O tavanarası kadar kaldığında cürmün ve cirmin,
Ölmek ki senin başlayıp da bitiremediğin
allah bilir kaçıncı bin şiirin...
                                                      

Sahte Can Yücel şiirlerini Prof. Semih Çelenk ile konuştum:

Saptadığınız sahte Can Yücel şiirlerinin sayısı nerelere ulaştı?
Bu çalışmayı yaptığımda 31 tane metin saptamıştım. Metin diyorum, çünkü bunların bir kısmı şiirimsi metinler. Şiir diyemeyiz. Aslında hiçbirine şiir demek mümkün değil. Uyaklı, ağlak, ama filozofça laflar etmekten de geri durmayan, algı düzeyi çok düşük metinler. Sağda solda yeni metinler görüyorum. Bunları da önümüzdeki günlerde eklemek istiyorum yaptığım listeye. Örneğin son günlerde yine Can Yücel imzasıyla "Şair Kadınlar" diye bir metin dolaşıyor. Büyük ihtimalle bu da sahte bir metin. 

CAN YÜCEL'E AİT OLMAYAN ŞİİRLER LİSTESİ:
1.Bağlanmayacaksın
2.Kadın Dediğin
3.Erkek Dediğin
4.Seninle Olmanın En Güzel Yanı
5.Anladım
6.Herşey Sende Gizli
7.Eğer
8.Herkes Gitmek İstiyor
9.Sevdiğin Kadar Sevilirsin
10.Sağlık Olsun
11.Tam zamanında Yaşamak (Yaşamak Zamanı)
12.Tersten Yaşamak
13.Biraz Değiştim
14.Bir gün Anlarsın
15.Gitmek
16.Seninle Yaşlanmak İstiyorum
17.Asla Keşkelerim Olmadı
18.Özledim Seni
19.Bilmelisin ki
20.Aşk
21.Boşver ve Yaşı Başı
22.Olmuyorsa Zorlamayacaksın
23.Ben Benden Olgun İnsan İsterim Karşımda
24.Öyle Sabah Uyanır Uyanmaz Fırlama Yataktan
25.Farkında Olmalı İnsan
26.Bir Eşi Olmalı İnsanın
27.Unutma
28.Sevgi Emekmiş
29.Özleme Dair (Kim Özlerdi?)
30. Ömür Dediğin Bir Gündür O da Bugündür
31.Aşk Ayakkabı Gibidir
32.Rakı İçen Kadınlar
33.Ateş ve Su
34.Ülke Bölünsün İstiyorum
35.Kadınım Ben
36.Senin İçin Yasak Dediler
37.Bayram Şiiri
38.Dostlar Irmak Gibidir
39.Öye Bir Hayat Yaşadım ki
40.Bir Yolun varsa Gidilecek

Hayat dersi kıvamındaki yazılarını Can Yücel'e yakıştırmalarının nedeni ne olabilir sizce?
Öncelikle şöyle bir tip yarattılar. Piyasa belki de böyle tiplere ihtiyaç duyuyor. Can Baba, elinde sigarası ve içki kadehi ile, alayına düz giden ve hayat hakkında filozofça, guruvari laflar eden yaşlı ve bilge kişilik. Sanki hiçbir politik yanı yok. Sanki onlarca çeviriyi o yapmamış. Şiir sanatıyla boğuşup büyük şiirler yazmamış gibi. Bu metinleri dolaşıma sokanlar ya da bu metinleri bulup altına Can Yücel imzasını çakanlar bizim bilmediğimiz ama yaygınlıkla öyle bilinen bir Can Yücel imgesi ve üslubu oluşturmuşlar. Şu an herkesin bildiği.. bu hayali, sahte Can Yücel. Bildiğiniz gibi Şarlo benzerleri yarışmasında Charlie Chaplin dereceye girememişti. Korkumuz şu ki, biz gerçek Can Yücel'i bu patırtıda kaybedeceğiz.


Gerçek olanları dururken sahtelerine yönelmeleri insanlarımızın kolaycılık, tembellik ve cehaletleriyle açıklanabilir mi?
Evet, bunlar önemli nedenler. Cahillik. Kolaycılık. Tembellik. Ama bunun da ötesinde kaynak gösterme zorunluluğu hissedilmemesi ya da bilgiden kuşku duyma içgüdüsünün olmaması bir sorun.. Aslında yayınladığınız, paylaştığınız şiirlerin metinlerin kaynağını kontrol etseniz ve belirtseniz böyle bir sorun olmaz. Ben bu şiir Can Yücel'in değil dediğimde, "O zaman kimin olduğunu söyleyin." yanıtları alıyorum. Ben ne bilirim kimin olduğunu? Sadece Can Yücel'in olmadığını biliyorum..

Can Yücel şiirlerini ayırt edici en önemli özellikleri nedir?
Sahte Can Yücel şiirleri de, yukarda değindiğim gibi bir üslup geliştirdiler. O yaşlı, ayyaş, bilge adamın ağzından dökülen lafların hepsinin bir üslup bütünlüğü var aslında. Bayağı, kolay, arabesk, ağlak, akıl veren, ahkam kesen, sulu gözlü, içki masası rahatlığında okunan metinler bunlar. Ben herhangi bir şiirin Can Yücel şiiri olmadığını anlarım. Ama bu şiirler sayesinde ikinci bir uzmanlık daha geliştirdim. Bu da sahte Can Yücel şiirlerini anlayabilme. 

Sahte Can Yücel şiirlerini yayınlamış, okumuş, yazmış üst düzey yanlışlıklardan en affedilemezlerini paylaşır mısınız? Kim, nerede, nasıl?
O kadar çok ki. Saymakla bitmez. Örneğin youtube kayıtlarında Oktay Kaynarca'nın ve Selçuk Yöntem'in okuduğu videolar var. Bu şiirleri ünlü isimlerin okuması bu metinlerin tehlikesini bir kat daha arttırıyor. Çünkü legalize oluyor, alenileşiyor, adeta tescil edilmiş oluyor. "Herşey Sende Gizli" şiiri lise ikinci sınıf kitaplarına girmişti bir ara. Yılmaz Özdil ve Nazlı Ilıcak yazılarında kullandılar. Bakanlar ve Başbakan bu sahte şiirleri duvarlarına asmışlar. Daha bunun gibi birçok örnek var. Ben sosyal medya ortamında kırk senelik edebiyatçıların bile bu hataya düştüklerini görüyorum. Hakikaten de üzücü bunlara tanıklık etmek.


Sizin bu değerli çabanız nasıl, ne zaman başladı?
Benim bu çabam bir Can Yücel okurunun vicdan azabıyla başladı diyebilirim. Vefatından önce İzmir'de, Torbalı'da, Salihli'de değişik nedenlerle sohbet etmişliğimiz vardır Can Baba ile... Onun şiiri üzerine iki tane yazım var. Ve dediğim gibi otuzbeş yıllık sadık bir okuruyum. Okumadığım yayınlanmış şiiri yoktur. Zamanı hatırlamıyorum ama artık bu şiirleri görmekten bıkkınlık geldiği bir gün, "Bu bir cinayet. Ve her gün işlenen bir cinayet. Birşey yapmalıyım" dedim ve harekete geçtim. Bu mücadelede çok güzel destek mesajları ve teşekkür mesajları alıyorum. Can Yücel okurlarının ne kadar üzüldüklerini, kahrolduklarını görüyorum. Bir şey yapılmalıydı. Başlattık. Bu bir tek kişinin mücadelesi olamaz. Topyekun çalışılmalı. Uyarılmalı. Yaptığımız sahte şiirler listesi kullanılmalı. Kontrol edilmeli. Ve tabii ki Can Yücel kitaplarının yaygınlığı sağlanmalı. İnternet üzerinde tabii ki sevdiğiniz şairleri paylaşın. Paylaşın ama şöyle bir zahmete de girin. Kitaptan yazın ve altına kaynağını belirtin.


Can Yücel'in yanısıra Özdemir Asaf'ınkilere de rastlamıştım... Şiirleri tahrif edilen ya da sahteleri türetilen başka şairler de var mı?
Bu sahte furyasından nasiplenen o kadar çok yazar ve şair var ki... Can Yücel mücadelesi simge bir mücadele oldu burada. Özdemir Asaf, Cemal Süreya, Mevlana, Shakespeare bunların en önde gelenleri. 

Ne gibi önlemler alınabilir?
Umarım bu isimleri iyi bilen dostlarımız da bu isimler için bir sahte metinler araştırması yaparlar ve yayınlarlar da, bizim de elimizde kontrol edeceğimiz bir listemiz olur. Ben sonuç olarak hep kitabı tavsiye ediyorum. Kitaptan okuyun ve kitaptan kaynak göstererek paylaşın. 


Semih Çelenk 
1965 yılında İzmir’de doğdu. İlk orta öğrenimini İzmir’de tamamladı. 1989 yılında DEÜ Sahne Sanatları Bölümü’nden mezun oldu. 1991’de yüksek lisans ve 1997 yılında doktorasını bitirdi. 2001 yılında Doçent, 2007 yılında Profesör oldu. Halen DEÜ Sahne Sanatları Bölümü’nde Öğretim Üyesi olarak çalışmakta, lisans düzeyinde “Yazarlık”, “Uygulama Dramaturjisi”, ”Dramaturji Araştırmaları”; lisansüstü düzeyde “Performans Sanatının Tarihi” ve “Tiyatroda Marjinal Biçimler” derslerini vermektedir. 

2007-2010 yılları arasında DEÜ GSF dekanlığını yaptı. Şiir, oyun, yazı, inceleme ve çevirileri Şarköy Sanat, Edebiyat-Eleştiri, Gölge Tiyatro, Yeni İnsan, Özgür Gündem, Agon, Tiyatora, Siyah-Beyaz, Evrensel Kültür, Express, Yaratı, Yeni Politika, İkikalas Birheves, Kuvayı Sahne, Wesvese, Şiir Kent, Arka Bahçe, Sınırda, Kirpi Şiir, Cumhuriyet Kitap, Varlık, Hayal, Yasakmeyve, Tiyatro Gazetesi gibi dergi ve gazetelerde yayınlandı.  

2012 yılında Balıklıova köylüleriyle Balıklıova Köy Tiyatrosu’nu kurdu. Bugüne değin birçok özgün, çeviri ve uyarlama oyunu sahnelendi. 1993 yılından başlamak üzere bugüne değin 30’u aşkın oyun sahneledi.

2005 yılında Nacar ile Serkisof dosyasıyla İsviçre Hastanesi Şiir Ödülü’nü kazandı. Heccav Yahut Şair Eşref’in Esrarengiz Macerası adlı oyunuyla 2009 yılında Ankara Sanat Kurumu En İyi Oyun, 2010 yılında Asaf Çiyiltepe ve 2012 yılında Karabağlar Belediyesi Mizaha Katkı Onur Ödülü aldı. 2011 yılında sahnelediği Uğur Mumcu’nun “Sakıncasız” adlı oyunuyla Uğur Mumcu Ödülü’ne değer görüldü.

Kitaplaşmış çalışmaları: 
Sokaktaki Tiyatro (İnceleme 1992), Yüzsüz (Dario Fo’dan çeviri 1994), Ezilenlerin Tiyatrosu (Augusto Boal’den çeviri 1994), Redd-i İthal (Toplu Şiirler 1996), Tiyatro Tarihi (Oscar G.Brocket-ortak çeviri, 2000), Barbarlar Mutludur Çünkü Tiyatroları Yoktur (Tiyatro Yazıları, 2001)İzlanda Oyunları (Vala Thorsdottir’den çeviri 2002), Kalemden Sahneye (İnceleme, 2003), Nacar ile Serkisof (Toplu Şiirler, 2006), Postmodern Zamanlarda Tiyatro (2007), Heccav Yahut Şair Eşref’in Esrarengiz Macerası (Oyun, 2009), Mutluluk Müziği (Kısa Kısa Öykü, Vala Thorsdottir’den çeviri, 2009), Deniz Bugüne Bakıyor (Derleme, 2011), Paradiso’dan Kızılçullu’ya Şirinyer (Semt Tarihi, 2011), Hurufat (Şiir, 2013), Zenâbîr (Oyun, 2013). 

Ayın en çok okunanları:

Ömer Muz: "Resmettiğim İstanbul, Sait Faik’in, Orhan Veli’nin, Salah Birsel’in İstanbul’u...

Oniki Adalar'ın üç gülü: Symi, Leros, Kalymnos

Biorezonans nedir? Op. Dr. Hasan İlkehan: "Biorezonans geleceğin tıbbı olarak adlandırılabilir..."

Cem Şen: "Eğer bir öğreti, özünü bir parçacık bile yitirmeden her koşula uyum sağlayabiliyorsa o zaman gerçek bir öğreti demektir."

Thassos Adası: Yanıbaşımızdaki tatil cenneti

Sıdıka Rodop: "Mücevher tasarımında zamansızlık, işlevsellek, yenilikçilik kavramları biraradadır."

Bu Blogda Ara