ArtInternational'ın yönetmeni Dyala Nusseibeh, birbaskaistanbul'a verdiği röportajda çağdaş Türk sanatının geldiği noktayı çok etkileyici bulduğunu söyledi..

ArtInternational Uluslararası Sanat Fuarı bu yıl 26-28 Eylül tarihlerinde İstanbul Haliç Kongre Merkezi'nde açılıyor. Modern ve çağdaş sanatın ünlü isimlerini bir kez daha İstanbul’da buluşturan fuara 24 ülkeden 80 seçkin galeri katılıyor.

Türkiye'den katılan galeri sayısı sadece oniki: Galeri Manâ, NON, Pi Artworks, PİLOT, Rampa, ArtSümer, x-ist, Galeri Zilberman, Dirimart, Galeri Nev, Rodeo, Sanatorium.

ArtInternational’ın yönetmeni Dyala Nusseibeh, birbaskaistanbul'a verdiği röportajda çağdaş Türksanatının geldiği noktayı çok etkileyici bulduğunu söyledi:  "Son yıllarda İstanbul’un sanat ortamı organik bir şekilde gelişiyor ve bu, dışarıdaki sanat ortamının çok fazla ilgisini çekiyor. ArtInternational’ın da bu anlamda doğru bir zamanda yapıldığına inanıyorum. Özellikle yurt dışından gelen misafirlerimiz için, merak ettikleri Türkiye çağdaş sanatıyla karşılaşmak ve İstanbul’da olmak çok heyecan verici."

Türkiye, Türk sanatçıları ve koleksiyonerleriyle ilişkiniz ne zaman başladı?
Yaklaşık 3 yıl önce, fuar kurucularından biri olan İngiltere kökenli Montgomery firması tarafından İstanbul’daki sanat ortamını araştırmam istenmişti. İstanbul Bienali'nin başarısının, Türkiyeli galerilerin ve sanatçıların uluslararası sanat fuarlarına katılımının ve görünürlüğünün artışının ve önemli sayıda Türkiyeli koleksiyoneri ismen tanımaya başlamamızın ardından, Montgomery İstanbul’da yeni bir sanat fuarı lanse etmek için doğru bir zamanlama olup olmadığını anlamak istedi. Bu sebeple Türkiye’de yeni bir sanat fuarı düzenleme konusunda ve buradaki sanat sahnesine anlamlı bir katkıda bulabilmek amacıyla Türkiyeli galericiler, sanatçılar ve koleksiyonerlerin bakış açılarını ve fikirlerini almak üzere Türkiye’ye geldim ve büyük bölümüyle ilk defa olarak tanışma imkanı buldum.  

Osman Dinç "Yağmur Çeşmesi", 2013, Pi Artworks, London/Istanbul
Uluslararası sanat koleksiyonerlerinin Türk sanatçılarına ilgisi nasıl sizce?
Geçen yıl çok fazla uluslararası konuğumuz vardı. Hem fuar davetlileri hem de Bienal’I izlemek isteyenlerin buluştuğu bu dönemde gördük ki, Türkiyeli sanatçılar çok fazla merak ediliyor. Az once de söylediğim gibi, Türkiye çağdaş sanatının yükselişi dışarıdan ilgiyle izleniyor. Küreselleşmiş dünyamızda, Roma, Paris, Londra gibi ‘kültür merkezi’ şehirlerinin etkisi ve egemenliğinin azaldığını sıkça duyup okuyoruz. İşte bu durum, İstanbul gibi kültür dünyası yeterince keşfedilmemiş şehirlere öne geçme fırsatını sunuyor ve bence çok sayıda insan bunun heyecan verici olduğunu düşünüyor.

Amerika, Asya, Ortadoğu, Avrupalı sanatçılara birlikte üretim imkanı verecek bir etkinlik planlıyor musunuz? Fikir ve düşüncelerin paylaşılabileceği söyleşi ve paneller organize edilecek mi? Fuar izleyicilerine ne gibi sürprizleriniz var?
Katılacak galeriler ve getirecekleri işlere baktığımızda yine heyecan verici bir ArtInternational bizi bekliyor diyebilirim. Henüz açıklamadığımız için burada söyleyemiyorum ama artistik direktörümüz Stephan Ackermann’ın hazırladığı artistik programın büyük sürprizler barındırdığının tüyosunu verebilirim buradan. Asya’dan önde gelen galeriler bu yıl ilk defa fuara katılacak; sanatçılarının fuar programına katılımını sabırsızlıkla bekliyoruz.

Konuşma Programı için, SPOT Projects’in kurucuları Tansa Ekşioğlu ve Zeynep Öz ile çalışıyoruz. Davetli konuşmacılar arasında Avrupa, Amerika ve Ortadoğu’dan tanınmış şahsiyetler yer alıyor.

Etrafındaki coğrafyanın da farkında olarak, politik, bürokratik ve ekonomik engellerle dolu bir Türkiye'de ne gibi kültürel öngürüler olduğunu tartışacağımız bu konuşmaların Türkiye’de ciddi bir boşluğu dolduracağına inanıyoruz. Başak Şenova’nın küratörlüğünde hazırlanan Video Programı, alternatif sanat kurumlarına ve sanatçı inisiyatiflerine ev sahipliği yapan İnisiyatifler ile izleyicilerin alternatif izleme deneyimiyle karşılaşacağı Projeler bölümlerinin de altını özellikle çizmeliyim. 

JOAN MIRÓ, "Statue", 1975, Galerie Lelong, Paris
Fuarınızda geçen seneki gibi "Non Profit Bölümü"nüz ile sanatçı gruplarına ve Türkiye'nin bağımsız sanatçılarına yer tahsis etmeyi düşünüyor musunuz?
Elbette. Ticari galeriler ve grupların yanı sıra bağımsız grup ve sanatçılara olanak sağlayan İnisiyatifler Bölümü bu sene de en keyifle hazırladığımız bölümlerden biri.

Türkiye'den katılan galeri sayısı neden bu kadar az?
Fuara yapılan başvuruları değerlendiren Danışma Kurulu’nun kararı bu elbette. Ama şunu çok net söyleyebilirim ki, ArtInternational’ın önceliği ve Türkiye’deki diğer fuarlardan en önemli farkı, program kalitesini yukarıda tutması.  Bunu galeri seçimlerinden artistik programın hazırlanmasına ve mekanın düzenlenmesine dek her detayında yakalamaya çalışıyoruz. Türkiye’den de uluslararası galerilerin başarısını ve kalitesini düşündüğümüzde onlarla yan yana gelebilecek galerileri seçmeye dikkat ettik.

Geçen seneki fuar hakkında fikir verebilecek ziyaretçi sayısı, ziyaretçi profili ve eser satış adetleri ve satış rakamları hakkında bilgi verebilir misiniz?
Fuarın halka açık günlerinde ziyaretçi sayısını tam olarak sayamamış olsak da, aralarında önemli isimlerin de bulunduğu 5000 yerleşik ve uluslararası koleksiyonerin VIP programımıza katıldığını biliyorum. Satış rakamı olarak 1. yılın toplam satış rakkamına sahip değiliz ancak satılan en pahalı eserin 1 milyon Avro'ya, en az pahalı eserin ise 800 Avro'ya satıldığı bilgisine sahibim – bu nedenle herkese uygun bir eser vardı diyebilirim!

Fuarın sanat dünyasına ne gibi katkıları olacak sizce?
Henüz ikinci senede bunu söylemek için çok erken olabilir ama ArtInternational’ın Türkiye’deki gerçek çağdaş sanat ortamı için ciddi bir boşluğu doldurduğunu ve onu en iyi temsil edecek platforma dönüşeceğine inanıyoruz.

Blogumun klasik sorusunu sorup  “İstanbul hakkındaki izlenimlerinizi beş duyunuzda” aktarabilmenizi rica edebilir miyim?
Görme – Boğaz, Haliç ve ufuk noktasını vurgulayan muhteşem camiler ve kiliselerden oluşan manzara. Ve Mısır Çarşısı’ndaki rengarenk baharatlar.
Koku  – Taze meyve suları, Türk kahvesi, deniz kokusu!
Dokunma – Halılar, çiniler, pudra şekerli Türk lokumu
Tat  – Döner kebap, taze balık, patlıcan ve pilav
İşitme – Trafik! Ve martılar

İstanbul'a dair bir hayal projeniz var mı?
Evet, Fuar kapsamında tüm yıl boyunca yerli ve yabancı sanatçılar için “sanatçı yerleştirme programı” başlatarak, sanatçıların sanatlarını ifade edebilecekleri stüdyo/atölye imkanı yaratmak.. Hiç şüphesiz İstanbul herkes için ilham kaynağı olacak bir şehir!

Katalan ressam ve heykeltıraş Joan Miró'nun bronz heykelleri ve kâğıt üzerine çalışmaları Paris’in en önemli galerilerinden biri sayılan Galerie Lelong’un standında sergilenecek. Miró'nun iki metrelik “Statue” heykeli de, Haliç Kongre Merkezi’nin terasına, fuarın heykellerin sergilenmesi için ayrılmış bölümü “By The Waterside”e yerleştirilecek.

Joan Miró'nun heykellerinin 1970’lerde, kağıt eserlerinin ise 1949 – 1951 ve 1970’lerde üretildiğini söyleyen Galerie Lelong direktörü Patrice Cotensin, sanatçının ailesi tarafından haklarını korumak ve yürütmek için kurulan Successió Miró ile birlikte bütün eserlerinin kataloğunun da yayıncısı..

Banksy, Kate Moss (Original Colourway), 2005,
Screenprint on paper, 70 x 70 cm, © Banksy / Andipa Gallery

ArtInternational Uluslararası Sanat Fuarı'nda İngiltere’nin köklü galerilerinden Andipa’nın standında pop art sanatının en önemli temsilcilerinden David Hockney izlenebilecek. 

Campbell'in çorba konservelerinden Marilyn Monroe’ya, çağımızın popüler ve ikonik isimlerini kullanarak yeniden ürettiği eserleriyle pop art sanatında çığır açmış Andy Warhol de fuarda yer alacak.

20 yıla yakın süredir ülkesi İngiltere başta olmak üzere pek çok Amerika ve Avrupa ülkesinde şehir duvarlarına yaptığı protest resimleri ile çok konuşulan, “gerilla sanatçı” Banksy ve ölü hayvan figürleriyle büyük tartışmalar yaratan Young British Artists Grubu'nun en önemli temsilcilerinden Damien Hirst, Andipa Gallery ile Türkiye’ye geliyor.

Damien Hirst, Oleoylsarcosine, 2008, Etching on 350 gsm Hahnemuehle paper,
85 x 62.5 cm (33 1/2 x 24 5/8 in), © Damien Hirst / Andipa Gallery

21. yüzyıl İngiliz heykel sanatının en önemli isimlerinden Peter Burke'ün ve etkileyici vazolarıyla tanınan, kadın alter-egosu “Claire” olarak da bilinen ve 2003 Turner Ödülü sahibi Grayson Perry’nin orijinal eserleri de fuar boyunca izlenebilecek.

Sanat dünyasında “Görünmez Adam” olarak tanınan Çinli sanatçı Liu Bolin de işleri Türkiye’de ilk kez sergilenecek sanatçılardan.. 

Galerie Paris-Beijing standında yer alacak sanatçı, kamuflajı bir sanat eylemine dönüştürüyor ve kendini, seçtiği bir fonla aynı desene boyayarak gizleniyor. Özellikle Çin hükümetine karşı yaptığı politik çalışmalarıyla ses getiren Bolin, telefon kulübesinden süpermarkete, Çin Seddi’nden Olimpiyat Stadı’nın bir parçası olmaya varan performanslar sergiliyor. 

Liu Bolin, Hiding in the City, Red Door, 2014, Galerie Paris-Beijing

Fotoğraf sanatının Kafkası’ olarak anılan 20. yüzyılın en çok tanınan kadın fotoğrafçısı Diane Arbus’un işleri de New York'un en ünlü galerilerinden biri olan Robert Miller Gallery bünyesinde ArtInternational'a geliyor. Galerinin fuarda sergilenecek sanatçıları arasında iki büyük isim var: Herbert List ve ‘Punk rock’ın vaftiz annesi’ Patti Smith..

Kariyerine eşi Allan ile birlikte Vogue, Harper’s Bazaar gibi dergilere çektiği fotoğraflarla başlayan Arbus, ayrılmalarının ardından onu meşhur eden portre fotoğraflarına yöneldi. İki kere Guggenheim Ödülü’nü kazandı. Sirkler, çıplaklar kampı, parklar, akıl hastaneleri, üçüncü sınıf otel odalarını mesken tutan Arbus’un modelleri de engelliler, transeksüeller, cüceler, devler, kısacası toplumun ‘ucube’ saydığı insanlar oldu.

                        Diane Arbus’un en popüler fotoğraflarından ‘Toy Hand Grande’

Ayın en çok okunanları:

Ömer Muz: "Resmettiğim İstanbul, Sait Faik’in, Orhan Veli’nin, Salah Birsel’in İstanbul’u...

Oniki Adalar'ın üç gülü: Symi, Leros, Kalymnos

Biorezonans nedir? Op. Dr. Hasan İlkehan: "Biorezonans geleceğin tıbbı olarak adlandırılabilir..."

Cem Şen: "Eğer bir öğreti, özünü bir parçacık bile yitirmeden her koşula uyum sağlayabiliyorsa o zaman gerçek bir öğreti demektir."

Thassos Adası: Yanıbaşımızdaki tatil cenneti

Sıdıka Rodop: "Mücevher tasarımında zamansızlık, işlevsellek, yenilikçilik kavramları biraradadır."

Bu Blogda Ara