Bozcada'da Bağbozumu tatili... şarap, sakızlı ahtapot, serin deniz, çavuş üzümü, Yerel Tarih Müzesi, Fuska, Eflatun Konukevi, Martı Restoran, Ülke Şef...

Bozcaada'dan gelen çavuş üzümlerinin incecik kabuklarını çocukluğumda üşenmeden tek tek soyar, çekirdeklerini çıkarır, tadına vara vara yerdim...

Bütün üzümlerin içinden çavuş üzümünü uzaktan tanırım. Yusyuvarlak iri taneli, seyrek salkımlıdır. Bence dünyanın en lezzetli üzümüdür.. Derler ki çavuş üzümü lezzetini Bozcaada'nın sıcak güneşi ve aynı anda esen serin rüzgarına borçludur..

Emek istediği için ne yazık ki artık yetiştirilmiyor. Nazik, hassas, iki hafta içinde tüketilmesi gereken bir üzüm çünkü. Taşıması, kasalanması hassas iş... Arayanı soranı olmazsa kaybolan lezzetlerimizden biri olmaya mahkum gibi.. Dört sene önce Bozcaada'da gazeteci Ferai Tınç ve Haluk Şahin'in de içinde olduğu bir Çavuş Çalışma Grubu kurulmuş. İnşallah çalışmaları verimli olur..

Bozcaada'da bağbozumu zamanı şimdi.. Geçen hafta oradaydım. Üzümler toplanmış traktörlerle şarap fabrikalarına taşınıyordu. Yunatçılar, Talay ve Ataol.. Adanın en eski şarap üreticilerinden tadım yaparak satın alayım birkaç şişe dedim.. Tadım yasaklanmış.. Gece 22.00'den sonra satışı da yasaklanmış.. Şarap firmaları reklam yasağı yüzünden web sitelerini bile kapatmak zorunda kalmışlar.
Buna rağmen Ada'ya akın akın gelen bütün müslüman turistler gibi ben de tadım yapmadan, ne çıkarsa bahtıma deyip aldım birkaç şişe..  (Şu anda yazımı yazarken de Talay'ın Halikarnas Roze'sini içiyorum..) Talay'ın Karasakız Pembe likörünü de kahve yanına tavsiye ederim..

İsviçre gibi minnacık bir ülkede millet bi karış toprakta bile bağcılık yapmaya çalışıyor.. M.Ö. 5.yüzyılda Bozcaada'nın (Tenedos'un) sikkelerinde üzüm salkımı görseli yer alıyorken biz 21.yüzyılda şaraptan korkuyoruz...


Ada'nın ilk müslüman şarapçısı (1925) Yunatçılar Ailesi.. Çamlıbağ markasının sahibi Yunatçılar Şarapçılık, fabrika satış dükkanının hemen karşısındaki sokakta iki ay önce yeni bir kafe açmış. Tadım menüsü var. Çamlıbağ şaraplarını bu vesile tadabiliyorsunuz. Dekorasyonu ile, sunumu ile çok modern bir mekan. Kadir Bey ve Merve Hanım'ın  yakın alakası sayesinde oldukça keyifli bir akşam geçirdim. Mistel Şarap Likörü'ne bayıldım. Kırmızı şarap olarak da Kuntra Özel Rezerv'i beğendim.

Ada'daki dostlarımla çavuş üzümü, şarap markaları, bağcılık muhabbeti yaparken Bozcaada Yerel Tarih Müzesi'ni de sordum elbette.. Nasıl sevindiler anlatamam.. Meğer bugünlerde Ada ile ilgili en çok sorulan soru, meşhur bir TV dizisinin çekiminin yapıldığı mekanlar oluyormuş.


Hakan Gürüney
Ertesi gün yerini öğrenip müzenin yolunu tuttum. Bozcaada Yerel tarih Müzesi'nin kurucusu Hakan Gürüney... Özel bir girişim anlayacağınız.. Bozcaada Kaymakamlığı tarafından 2006 yılında kendisine tahsis edilen 130 yıllık binada Don Kişot misali didiniyor.. Sergilenecek malzeme topluyor..

Şarapçılık malzemeleri, deniz kabukları koleksiyonu, dini objeler, fotoğraflar, kartpostallar, askeri savaş malzemeleri, haritalar, gravürler, mektuplar, Bozcaada'ya ilişkin her türlü yayın.. 2013'te Unesco özel ödülünü kazanan müzede Ada ile ilgili 50 ayrı başlık altında 7.000 den fazla belge sergileniyor.

Adanın yıllar içinde geçirdiği değişimi, kronolojik sırayla düzenlenmiş günlük yaşam köşelerindeki eşyalarda izleyebiliyorsunuz.. 

Türk ve Rum ailelerinin müzeye bağışladığı ata yadigarı birçok eşya burada sergileniyor. Ada'nın balıkçı, süngerci, bağcı, terzi, tuhafiyeci, esnaf  ve zanaatkar ailelerinin yıllar öncesindeki yaşamı hakkında fikir sahibi oluyor, 1915 Çanakkale Savaşları sırasında Ada'da konuçlanan Fransız askerlerinin gönderdiği kartpostalları okuyabiliyorsunuz..

Asma6'nın Galakto Bureko Tatlısı
Hakan Gürüney, yıllar içinde zenginleştirdiği bu koleksiyonları titizlikle saklıyor. Kışın hepsini tek tek kaldırıp nemsiz bir ortama taşıyıp, yaz başında tekrar müzeye getiriyor ve tekrar tek tek paketlerinden çıkarıp sergilenmeye hazırlıyor. Müzenin ziyaretçileri tahmin edebileceğiniz gibi çoğunlukla yabancılar ve Ada'dan Avustralya'ya göç etmiş Rumlar..

Talay Şarapçılık, Bozcaada'da 1948 yılından beri üretim yapıyor. Aile bağlarında yetiştirilen Vasilaki, Karalahna ve Karasakız üzümlerinden 24 çeşit şarap üretiyorlar. Ayrıca Avrupa kökenli Cabernet Sauvignon, Chardonnay, Merlot üzümlerinden de yeni şarap üretimi çalışmaları var. 


Hayati Talay'ın kızı Hülya Koloğlu ile tanıştım Ada'da.. Asma6 Kafe ile meşgul oluyormuş şu sıralar.. Kafe'nin bembeyaz masaları tarihi taş iskelenin üstüne sıralanmış. Ünlü Yakar Kaptan'ı andık birlikte... Feribot sefere konmadan önce Yakar Kaptan, kalaslar üzerinden geçirerek motoruna aldığı Ada arabalarını 40 yıl süreyle taşımış Odunluk İskelesi'ne... Ada'da ne Halil Yakar hikayeleri bitermiş ne de Rum mutfağı tarifleri.. Asma6 Kafe'de çalışan Fotini'nin tarifiyle yapılan eski Rum tatlısı Galakto Bureko (Sütlü Börek)'yu anmadan geçemeyeceğim.. İki gün üstüste afiyetle yedim..


Asma6'nda bir sabah, limandaki kefalleri seyrederek kahvaltı edebilir, sonra da Kale'nin önündeki kayalar gidip oradan denize girebilirsiniz. Buradaki kafelerde şezlong ve yer minderleri var. Çok rahat.. Bir de denize inen merdiven yapmışlar. Su berrak ve serin.. harika.. Ama deniz kestanelerine dikkat edin..

Cabalı Sokak'ta Sübye Yumurtası
Miskin Liman'da deniz kenarındaki atölyesinde sipariş deri ayakkabı, kemer, çanta vs. yapan Deribaz'ı anmadan geçemeyeceğim. Sabahın ilk saatlerinden, gecenin geç vakitlerine kadar zevkle çalışan bir adam.. Uğrayın bence, sohbeti şahane..

Postane'nin arkasındaki  Cabalı Sokak Restaurant'da bir akşamüstü balık pastırması ve sakızlı enginar deneyebilirsiniz. Geleni geçeni seyrederek keyif yapabileceğiniz şirin bir mekan.

Dilek Kiran Hanımefendi fevkalade bir mekan yöneticisi.. Selamımı iletin.. Bir de sübye yumurtası yiyin bir Ada şarabı eşliğinde..


Ada'nın kale arkasındaki mekanları limandakilere nazaran daha keyifli. Denizin kokusunu, dalgaların sesini, tuzunu hissedebiliyorsunuz. Bilen geliyor buradaki mekanlara.. Fuska Bar'da bir Mohito için.. Mekanın sahibi Tayfun Bey ile tanışın.. Ekibinin sevimliliği sizi buraya her akşam denizin üstündeki masalarda (locayı sorun!) yemek öncesi içkinizi almaya çekecek eminim..

Cabalı Meyhane'nin Yunan usulü ahtapotunu yemelisiniz. Birkaç gün sonra yayınlayacağım röportajım bu mekanın sahibi ve şefi Ülke Diler ile olacak. Okursunuz.. Kendine münhasır şahane bir adam. Cabalı Meyhane'de geçirdiğim akşamı unutamıyorum. Adalı lezzetler ve sohbet başımı döndürmüştü..

Martı'nın Sakızlı Ahtapot'u..
Fuska ve Cabalı Meyhane'nin biraz ilerisinde şahane bir kadının Oya Dermancıoğlu'nun restoranı Martı Restaurant'a özel bir gecenizi ayırın. Burada yapılan evlenme tekliflerinin sayısını hatırlamıyor Oya Hanım..

Birlikte rakı içtik bir gece.. Heyecanı, iyi yüreği, enerjisi ile beni Ada'ya tekrar tekrar getirebilecek bir kadın.. Enginar Carpaccio'sunu yediğinizde ne demek istediğimi anlayacaksınız.. İncecik mısır ekmeği isteyin.

Mezelerden Bademli Zaho Salatası, Labneli Patlıcan ile birlikte yiyin.. Sonra da koca bir deniz kabuğunda sunulan Damla Sakızlı Ahtapot siparişiverin. Suyunu kaşıkla içeceksiniz.. Sonra da bana dua edeceksiniz.. Çok leziz.. Ama tatlı olarak muhallebi yemeyin bence.. Katı olmuş.. Ben buraya kaşıktan kayan sakızlı bir muhallebi yakıştırıyorum.. Söz verdiler yapacaklar..

Bu kadar yiyip içtikten sonra kliması, cibinliği, bembeyaz yumuşacık havluları olan bir odada uyumak şart tabii.. Bozcaada'da ara sokakların güzelliğini yaşamamı sağlayan Eflatun Konukevi'nde kaldım.

Sabahları ne hikmetse zımba gibi uyanıyordum.. Belki de Sevgi Hanım'ın her gün bir başka sürprizle hazırladığı kahvaltıya biran önce inebilmek için..

Kendinizi evinizde hissettiğiniz Eflatun Konukevi'nin az konuşan çok çalışan değerli işletmecisi Murat Yıldırım'a buradan sevgilerimi yolluyorum. Rezervasyonsuz gidilemeyen Habbele Koyu'ndaki Mitos Plajı'nda bana şahane bir yer ayarlayıp daha sonra da arabasıyla (minibüs saatleri uymuyor) gelip bizzat almasını unutmayacağım. Sayesinde herkes gittikten sonra günbatımında eski dostum denizle başbaşa kalabilmiştim. 

Ayın en çok okunanları:

Ömer Muz: "Resmettiğim İstanbul, Sait Faik’in, Orhan Veli’nin, Salah Birsel’in İstanbul’u...

Oniki Adalar'ın üç gülü: Symi, Leros, Kalymnos

Biorezonans nedir? Op. Dr. Hasan İlkehan: "Biorezonans geleceğin tıbbı olarak adlandırılabilir..."

Cem Şen: "Eğer bir öğreti, özünü bir parçacık bile yitirmeden her koşula uyum sağlayabiliyorsa o zaman gerçek bir öğreti demektir."

Thassos Adası: Yanıbaşımızdaki tatil cenneti

Sıdıka Rodop: "Mücevher tasarımında zamansızlık, işlevsellek, yenilikçilik kavramları biraradadır."

Bu Blogda Ara