Banu Dökmecibaşı ve Deniz Güman.. Bu güzel denizci çift dünyayı dolaşmaya doğru yelken açtılar. Uğurlar olsun.. yelkenleri rüzgarla dolsun...


Yunan Adası IOS'ta
Banu Dökmecibaşı ve Deniz Güman... İki denizci dostum köpekleri Çika ile birlikte tekneleri Gezi'de yaşıyorlar. Geçen ay ülkeden ayrıldılar. Dünyayı dolaşabilmek için açtılar yelkenlerini.. Hayatını istediği gibi yaşamayı başarmış ender insanlardan ikisi de.. Herkese istediği hayatı yaşayabileceği günleri yakalayabilmelerini diliyorum. İmrenmiyor değilim. Banu ve Deniz başardılar.. Denizlere açıldılar..  Nereye kadar? Ne zamana kadar? Gidebildikleri yere, gidebildikleri kadar.. İstedikleri bu. Onlardan haber aldıkça duyurmaya gayret edeceğim... Yelkenlerinden rüzgar eksik olmasın..


S/Y Gezi
Dünya seyahatine çıkmaya nasıl karar verdiniz?
BD: Dünya seyahati olup olmayacağına yolda karar vereceğimiz bir yolculuk diyelim:) Denizde yaşam belki de bir süre sonra yola çıkma isteği doğuruyor.. belki de bir çocukluk hayali. Tam olarak bilmek zor benim için. Ama daha önce Türkiye kıyılarının çoğunu içeren uzun bir yolculuk ve bir kez de Yunan adalarında bir kış geçirdikten sonra galiba daha fazlasını istediğimizi hissettiğimizde karar verdik.

DG: Esasında bu bir dünya yolculuğu değil. Bir yerde sağ salim bitirdiğimizde arkamıza bakıp 'aaaa bu arada dünyayı da dönmüşüz.' diyebiliriz. Ya da bundan daha güzel bir şeylerden söz edebiliriz. önemli olan galiba dünyayı dönmek değil.


Nasıl bir rota ve süre planlıyorsunuz?
BD:Akdeniz’den çıktıktan sonra Kanarya Adaları üzerinden Güney Amerika’ya geçmeyi planlıyoruz. Güney Amerika’da önce Brezilya mı Karayipler mi olacağına da Kanarya’lara vardığımızdaki tarihe göre karar vereceğiz. Atlantik yaşamayı istediğimiz bir tecrübe. Ondan sonrasına ise zaman içinde karar vermeyi düşünüyoruz. Rotalar genelde klasiktir, ama Güney Amerika’ya geçtikten sonra Patagonya’ya inmek de hayalimiz. Herşey zamanla ve yolla belirlenecek galiba.

DG: Mevsim olarak Akdeniz'i geçmek için geç kaldık. Ocak 2015'te okyanusu geçip Güney Amerika'ya varmayı hedefliyoruz. Sonrasında da Patagonya'ya kadar inmek. Ama bu rotayı sonradan değiştirebiliriz.

Deniz dümen yalıtım çalışmasında
Sponsorunuz var mı?
BD: Belli bir sponsorumuz yok ama bu kararı verip de ciddi ciddi hazırlanmaya başladığımızdan beri dostlarımız o kadar yardımcı oldular ki bence en önemli sponsorluk bu. Türkiye’den çıkış sürecimizden başlayarak daha sonra yaşadığımız bazı teknik sorunlar için herkes elinden gelen desteği verdi ki bu insana müthiş bir güven veriyor. Maddi olarak birikimimiz ile idare etmeye çalışıyoruz, ilerideki planlarımızı tabi bu da etkileyecektir. Herşeye yolda çözüm bulmaya karar verdik sanırım:)

DG: Gerçek anlamıyla maddi anlamda da manevi anlamda da dostlarımız var. Sponsorluk kurumundan şimdilik uzak durmaya çalışıyoruz.

Kısa özgeçmişlerinizi ve tanışmanızı anlatır mısınız?
BD: Ben endüstri tasarımı okudum ve bir süre mesleğimi yaptım. Aynı dönemde aletli dalışa fazlasıyla merak sarıp bir dalış okulu bile kurdum. Hatta bu sayede Greenpeace ile tanıştım. Deniz ile hem ortak bir arkadaşımız hem de Greenpeace sayesinde tanıştık:) Deniz o dönem Greenpeace’de çalışıyordu ve benim gönüllü dalgıç olarak katıldığım Rainbow Warrior gemisinde tanıştık diyebiliriz. Daha sonra ben de önce gönüllü sonra kampanya sorumlusu olarak Greenpeace’de çalışmaya başladım, iki yıl önceye dek, 14 yıl boyunca. 

Yolculuğa hazırlık kolay olmuyor
DG:  41 yaşındayım. 16 yaşımdan beri yelken yapıyorum. Önce hobiydi sonra mesleğim oldu. Amatör olarak dalgıçlık ve kimi sporlar yaptım. Bunun haricinde dondurmacıdan bilgisayar teknik servisine, endüstriyel tırmanıştan idari işlere kadar bir çok işte çalıştım. Son 10 yıldır kaptan ve yelken eğitmeni olarak çalışıyorum.

Ne zamandan beri teknede yaşıyorsunuz?
BD: Ben, 2001 yılından beri teknede yaşıyorum.
DG: Ben 14 yıldır.


Teknede yaşamanın en keyifli ve en çekilmez yanları nedir?
BD: Sanırım en keyifli yanı evinin her zaman istediğin başka bir yere seninle gelebiliyor olması. Evini taşımadan, evinle taşınabiliyorsun:) Çekilmez bir yanı olduğunu düşünmüyorum ya da hissetmiyorum. Belki zor gelebilecek yanları var; örneğin sürekli bakım istemesi, iş listenin asla bitmemesi gibi:)

DG: Beni gerçek anlamıyla yoran tek şey bürokrasi. Bu satırları liman başkanlığı önünde yazıyorum. Saçma sapan deniz hayatını zorlaştırıcı işlerle uğraşıyorum. Eminim gideceğimiz yerlerde de benzer durumlarla karşılaşacağız. Bunun haricinde deniz üzerinden geliştirilen her türlü ilişkiyi seviyorum.

Teknede yaşayan başka dostlarınız var mı? Birlikte yaptığınız, ortak aldığınız kararlar var mı?
BD: Elbette. Türkiye’de teknede yaşayan ya da en az yılın yarısını teknesinde geçiren pek çok dostumuz var. Özellikle Gökova’ya taşındığımızdan beri teknede yaşayan pek çok dostumuz oldu. Gökova’da iken özellikle kışın oldukça sosyal bir yaşamın oluyor. Örneğin ben İstanbul’da yaşarken komşularımla birbirimize hiç ziyarete gitmezdik, Hatta çoğunu tanımazdım bile. Ama belli bir yerde teknesinde yaşayanlar arasında daha sıkı bir komşuluk oluyor. Birlikte iki tekne seyir yaptığımız da oldu, birlikte ‘ev’ partileri verdiğimiz de… Aslında yakın ev komşulukları ya da dostluklarından tek farkı genelde tekne-deniz konularının ortak olması ve herkesin sürekli teknesi ile uğraşması oluyor:)

DG: Var. Ortaklaşa yaptığımız seyirler var ama bizim çevremizdeki dostlarımız hep ilişkilerini bağımsız seçenlerden oluyor galiba. Beraber kaldımız bir limanda sabah kalktığımızda kimseye haber vermeden gidebiliyor olmak ve bundan dolayı mutlu olabilmeyi seviyorum. Bu arada yapmak isteyip de yapamadıklarım var. Mesela son 7 yıldır yaşadığımız Gökova’ daki bir ve çok yakınındaki iki olmak üzere kömürlü termik santrallere karşı bir araya gelememek gibi..


Örnek aldığınız denizciler ve seyahatler var mı?
BD: Birebir örnek aldığım kimse olduğunu söyleyemeyeceğim, bence herkes kendi deneyimlerini kendi yaşar ve hepsi de özeldir. Denizi hakkıyla yaşayan, yalnızca marina denizciliği yapmayan ve bundan keyif alan herkese saygım var. Bizim yapmaya çalıştığımız türden seyahatler yapmış pekçok kişinin yaşadıklarını, tecrübülerini dinlemek, okumak elbette çok öğretici ve keyifli.

DG: Şu kişi veya bu yolculuk diyemem. Ama yarışmak dışında yapılan kişiye özel yolculuklar ilgimi çekiyor. Bunun illa denizde de olması gerekmiyor. Bu yolculuk karada da olabilir. Her yol galiba iç dünyaya yapılan bir başka yolculuk. Bunu anlatabilen herkesin yolculuğu ilgimi çeker.

Bize seyahatiniz boyunca bilgi ve fotoğraf aktarabilir misiniz?
Elimizden geldiğince elbette aktarırız. Ancak bunu ne kadar düzenli yapabiliriz bilemiyorum. Fırsat buldukça Facebook üzerindeki S/Y Gezi isimli sayfamızı güncelleyeceğiz. Eğer ilginizi çeken haberler olursa size o hikayeyi daha detaylı yazabiliriz.

Köpeğiniz bu duruma ne diyor?
Çika şimdilik durumun farkında mı emin değiliz:) "Daha çok karada zaman geçirelim" diyor galiba. Yine de geçirdiğimiz sürede anladık ki onun en büyük isteği hep bizimle olmak, koşulsuz bir şekilde. Zaten 2 aylıktan beri bizimle teknede yaşıyor, buna çok alışık ama kara görmeden uzun seyirlere de alışacak zamanla.. Çika daha yavru ve o bize biz de ona alışıyoruz. Artık ayrılmamız söz konusu olmadığından onun isteklerini sonuna kadar yerine getirmeye çalışıyoruz.


Yorumlar

Ayın en çok okunanları:

Ömer Muz: "Resmettiğim İstanbul, Sait Faik’in, Orhan Veli’nin, Salah Birsel’in İstanbul’u...

Oniki Adalar'ın üç gülü: Symi, Leros, Kalymnos

Biorezonans nedir? Op. Dr. Hasan İlkehan: "Biorezonans geleceğin tıbbı olarak adlandırılabilir..."

Cem Şen: "Eğer bir öğreti, özünü bir parçacık bile yitirmeden her koşula uyum sağlayabiliyorsa o zaman gerçek bir öğreti demektir."

Thassos Adası: Yanıbaşımızdaki tatil cenneti

Sıdıka Rodop: "Mücevher tasarımında zamansızlık, işlevsellek, yenilikçilik kavramları biraradadır."

Bu Blogda Ara