Hayatımıza anlam katan hobimiz.. Fotoğraf..

©Turgut Bozkurt

Hobilerimiz.. hayatımıza anlam katan değerli uğraşlarımız.. İşlerinin dışında hobisi olan kişilerin (kendim dahil) mutluluğa daha yakın ve daha huzurlu olduklarını gözlemliyorum. 


Turgut Bozkurt, Derya Aydınkaptan, Ali Sefünç.. Fotoğrafı seçen üç yakın arkadaşıma aynı soruları sordum:

Turgut Bozkurt

Asıl işiniz nedir?
Bu soruyu görünce kendi kendime tebessüm ettim. İş deyince özellikle ülkemizde bu daha da farklıdır, bir yanda eğitimini aldığımız meslek diğer yanda yaptığımız iş, yani para kazandığımız, hayatımızı sürdürdüğümüz işimiz. Tebessüm ettim zira mesleğim ekonomi, yaptığım iş ise bilgisayar üzerine, IT, Information Technologies dedikleri grubun kollarından birisi. Artık yaptığınız iş de branşlaştığı için kollarından birisi, Endüstriyel Uygulamalar branşı olarak isimlendirebilirim. Mesleğimle pek alakalı değil ama her zaman işimi severek yaptım, belki de parayı çok sevmediğim içindir.
 
©Turgut Bozkurt
Ne zamandan beri fotoğraf çekiyorsunuz?
Lise yıllarımda fotoğraf çekmeye başladım, yani 1975’li yıllarda, okulumuzun fotoğraf ve elektronik kulüplerinde faaliyet göstermeye başlayınca fotoğraf sanatına çok yakınlaştım. Tabii bu dönemde analog makinalar, karanlık oda, tab etmek gibi farklı bir işlem silsilesi vardı, zahmetliydi ama bir o kadar da zevkliydi. Yine o yıllarda profesyonel makine sahibi olmak bir öğrenci için zor olduğundan ilk, bana ait makinama 1980’li üniversite yıllarımda çalışmaya başlayınca kavuştum. O da analog bir makine idi haliyle. Bu merakım askerlik yaptığım döneme kadar sürdü. Sonrasında hayatın başka heyecan ve zorlukları, bir başka kavga alanı bu çok keyif aldığım hobimi kenarda bırakmama sebep oldu. Her zaman makinam vardı ama artık en azından sürekli yanımda taşımıyor ya da fotoğraf çekmek için çıkmıyor, vakit ayırmıyordum. Uzun bir aradan sonra, son 3-4 senedir tekrar bu hobime kavuştum. Bu kez dijital makinalar, bilgisayar destekli fotoğraf icraatı ile.. analog makine tanımanın ve elektronik, bilgisayar, uygulamalara yakın olmanın birlikte sunduğu avantajla..

Sizi ardından koşturan konular ne?
Öncelikle fotoğraf çekmek için vakit ayırmak, bunu düşünerek zamanı unutmak çok meditatif bir meşgale. Tüm problemlerden, dertlerden uzaklaştıran bir uğraş.. Kendimi yaramaz sokak çocukları gibi yaramaz sokak fotoğrafçısı olarak tanımlıyorum. Fotoğrafçı derken çok amatör olduğumu bir kez daha vurgulamalıyım. Sokaklarda, yaşamdan, insanlardan anlar yakalamak beni yakalayan ve koşturan amaç. Kimi kez bir an, kimi kez bir kompozisyon, kimi kez bir portre, kimi kez bir manzara ama çoğunlukla o yaramaz sokak çocukluğunu seviyorum.. her birinin farklı heyecan veren elektriği var. Bir de sanırım günlük hayatta bakıp da görmediklerimi fotoğraf çekerken, kimi kez de çektikten sonra görüyorum.. Paradoksal ama bende böyle oluyor.

©Turgut Bozkurt
Eserlerinizi satışa sunmayı düşünüyor musunuz?
Elbette düşünüyorum ama ticari olarak  değil, başka birilerinin yaptığım işe, hobime, ayırdığım vakte ve duyduğum heyecana değer vermesini, beğenmesini simgeleyeceği için satılsınlar  istiyorum. Bir yerlerde, birilerinin duvarında, masasında, başka insanların da beğenilerini ifade eden bakışlarını çalabiliyorsa karelerim, daha ne isterim? Evet, aslında kendim için çekiyorum ama bu bahsettiklerime de kayıtsız değilim.


  

Derya Aydınkaptan

Asıl işiniz ne?
İnsan Kaynakları Uzmanıyım.

Ne zamandan beri fotoğraf çekiyorsunuz?
İki yıldan beri fotoğraf çekmeye daha fazla zaman ayırıyorum. Başlangıçtan beri fotoğraf çekmeyi hobiden öte hayatımın bir parçası gibi görüyorum.. Makinam olmadan asla evden çıkamıyorum. Çoğu zaman herşeye bir çerçeveden baktığımı farkediyorum.

Sizi ardından koşturan konular ne?
Sokak fotoğrafının yanısıra doku ve minimal fotoğraf çekiyorum. Fotoğraf çekerken ben ve obje dışında etrafımda hiçbir şey yokmuş gibi hissediyorum. Detay fotoğraflar çekerken sokak ortalarında ne hallere giriyorsam insanların ilginç yorum ya da sorularıyla karşılaştığım oluyor.. bu da fotoğraf çekmenin eğlenceli tarafı...
 
©Derya Aydınkaptan
Sokak fotoğrafları çekmenin en güzel yanı, tasarlanmamış, aniden karşıma çıkan kareler... Bazen de saatlerce beklemek ya da aynı yere ışığın daha iyi olduğu saatlerde tekrar gitmek....

Uzun yıllar yağlıboya resim yaptıktan sonra ara vermek zorunda kaldım. Daha sonra tekrar başlamak istediğimde  fotoğraf çekmenin beni daha fazla  mutlu ettiğini gördüm.
 
©Derya Aydınkaptan
Eserlerinizi satışa sunmayı düşünüyor musunuz?
Fotoğraf çekerken satmak kaygısı olmadan çekiyorum.. ancak çevremden fotoğraflarımı sergilemem gerektiği şeklinde öneriler alıyorum. Hoşuma gidiyor. Lokomotif Kültür ve Sanat Derneği’nin yoksul çocuklar için düzenlediği Yılbaşı Pazarı’nda bir fotoğrafım satıldı. Beğenilmek bir yana, hayırlı bir işe katkısı olduğu için çok sevindim.

©Derya Aydınkaptan

Ali Sefünç

Asıl işiniz ne?
Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi mezunuyum. İş hayatımın ilk 10 yılında çeşitli firmalarda  yöneticilik yaptım. 1987 yılında bir şirket kurarak konfeksiyon ürünleri üretimi ve ihracatına başladım. Konfeksiyon ihracatını bırakıp tekstil sanayiciliğine geçişim, 1996 yılına denk gelir. Aktif iş yaşantımı, 6 yıl önce pasifleştirdim. Şimdilerde yazıyorum, fotoğraf çekiyorum ve danışmanlık yapıyorum. Yayınlanmış 3 kitabım var. İlk baskısı 2005'te yapılan “Herşey Dahil Türkiye” adlı kitabım, döngüsel sosyo-ekonomik ve politik yanılsamalara dairdir. Yazı beni ele geçirince, “Kaldırım Takıntısı” adında bir dönem romanı ve “İskelede Minder Tatili” adında bir mini mizah romanı ortaya çıktı.

Temel amacım, genç kuşaklara ipuçları verebilmek. Yanlış oluşmuş, hafızaları hayli kirlenmiş yetişkinlerin yönettiği bir ülkede yangından ilk kurtarılması gerekenlerin, çocuklar ve gençler olduğuna inanıyorum. 

Yoğun iş hayatımı planlarım çerçevesinde terk ederken pek zorlanmadım. Bazı durumları ve ilişkileri çoğu kez alışkanlıklarımız nedeniyle sürdürüyoruz, gerçeklerle bağdaştığı için değil... Seçme hakkımız olduğunu unutmamamız gerekiyor.   

Ne zamandan beri fotoğraf çekiyorsunuz?
Gençlik dönemimde de fotoğraf çekiyordum ancak şimdiler bu eylem daha farklı bir bakış açısıyla gerçekleşiyor. Günlük hayatın ayrıntılarında farklı görüntüler yakalamak, benim için terapiden farksız. Bir diğer deyişle; hayatın, doğanın içinde saklanmış resimleri fotoğraflaştırıyorum. Birçoğunun resim sanılmasını yadırgamıyorum dolayısıyla... 

Fotoğraf, son yıllarda ruhumda eşsiz bir denge oluşturdu. Farkına varmanın rahatsızlığıyla, rahatsız etmek için yazarken; farkına varmanın mutluluğuyla, mutluluk vermek için fotoğraf çekiyorum.    

©Ali Sefünç
Sizi ardından koşturan konular ne?
Denenmemiş, dokunulmamış, fark edilmemiş ne varsa, işte onların peşinden koşmayı seviyorum. Şaşırmak ve şaşırtmak istiyorum öncelikle. Sıradan şeyleri besleyici bulmuyorum. Ezber bozabilmeyi amaçlıyorum. Ve en başta kendi ezberimi bozmayı... Toplumsal olarak ıskaladıklarımız, listelere sığmayacak kadar çok. Sızlanmak yerine, iyi bir şeyler üretmeliyiz. Bu yolla çevremizdeki birçok kişiye örnek olabiliriz. Her birimizin payına üretecek bir şeyler düşüyor.   

©Ali Sefünç
Eserlerinizi satışa sunmayı düşünüyor musunuz?
Gözümü ve gönlümü hoş tutmak için çektiğim fotoğraflarımın alıcı bulması, bir kişisel sergi nedeniyle ilk kez 2 yıl önce gerçeğe dönüştü. Fotoğraflarım talep gördüğü sürece de bunun devam edeceğini düşünüyorum. İlk sergimde sunduğum tüm fotoğrafların alıcı bulması, benim için çok hoş bir sürpriz oldu doğrusu. 



©Ali Sefünç

Yorumlar

Ayın en çok okunanları:

Ömer Muz: "Resmettiğim İstanbul, Sait Faik’in, Orhan Veli’nin, Salah Birsel’in İstanbul’u...

Oniki Adalar'ın üç gülü: Symi, Leros, Kalymnos

Biorezonans nedir? Op. Dr. Hasan İlkehan: "Biorezonans geleceğin tıbbı olarak adlandırılabilir..."

Cem Şen: "Eğer bir öğreti, özünü bir parçacık bile yitirmeden her koşula uyum sağlayabiliyorsa o zaman gerçek bir öğreti demektir."

Thassos Adası: Yanıbaşımızdaki tatil cenneti

Sıdıka Rodop: "Mücevher tasarımında zamansızlık, işlevsellek, yenilikçilik kavramları biraradadır."

Bu Blogda Ara