Gerçek bir Monakolu iseniz işsizlik, parasızlık gibi sorunlar size yasak. İşsiz kalmayı başarmışsanız devlet size her ay 2000 Euro’luk gıda yardımı yapıyor, kalacak ev veriyor ve iş kurmak için işyeri ve kredi veriyor.


Monaco’yu Côte d’Azur (Güney Fransa) sahilleri ile birlikte yazmak haksızlık olurdu.. Soyluluğunu, doğal ve sade zenginliğini o iki koya saklamış, bu en sevdiğim minik ülke (sadece 4.5 kilometrekare) dünyanın en görkemli hayatlarını yaşıyor oysa ki...

Vatikan'dan sonra Dünya'daki ikinci küçük bağımsız devlet olan Monaco’nun kara sınırları Fransa ile çevrili, eski Monaco şehri “Monaco Ville” ve sonradan inşa edilen alanlardan oluşuyor. Ülke, Monte Carlo'daki gösterişli kumarhaneleri ile ünlü.

Yüzölçümü bu kadar küçük olmasına rağmen ülkenin bir stadyumu bile var. Havaalanı yerine helikopter ve tren istasyonu bulunmakta. Karayolu ve denizyolu gelişmiş.. Fontveille semti ile Monaco Ville'in bulunduğu yarımadanın arasında küçük, Monte Carlo ile Monaco Ville'in arasında ise büyük bir yat limanı bulunmakta..


Monaco hiç yabancı değilmişsiniz gibi hissetiren sıcak bir ev sahibi edasıyla karşılar sizi. Yamaçlardaki evlerin güzelliği eski ve yeninin armonisi, aşağıdaki koyda denizle Monte Carlo Yat Limanı'nda demirli teknelerle bütünleştiğinde görsel bir şölene dönüşür. Monaco Ville, tepeden bu güzelliğe seyircidir. Yine tüm sadeliği ve sessizliği ile özellikle yaz aylarında günde yüzlerce turist ağırlarken bile.

Bu sokaklarda dolaşırken, parke taşlarda duvarlarda gizli kalmış hüznü de hissedersiniz. Neden mi? Monaco’yu anlatırken prens ve prenseslerinden bahsetmemek imkansız.

1297 yılında François Grimaldi ile kurulan krallık bugünlere kadar Grimaldi ailesi tarafından yönetilmiş birçok kez istilalara ve işgallere uğramıştır. Yönetim şekli olarak Fransa 'nın anayasal hükümlerine uymak zorunda bırakılan Monaco, ülkeyi yöneten Grimaldi Hanedanlığı'nın 1918 yılında Fransa ile yaptığı bir anlaşma uyarınca hanedanlığı temsil edecek bir veliaht olmaması durumunda, prenslik 'özerk bir devlet' olarak Fransa'ya bağlanacaktır. Bu nedenle hanedanlığı temsil eden prensin muhakkak çocuk sahibi olması gerekir.


Grimaldi Ailesi oldukça geniş ve çok kolları olan Cenevizli soylu bir aile. Prens III. Rainier, “Rainier Louis Henri Maxence Bertrand Grimaldi” 1949-2005 yılları arasında görev yapmış 31. Monaco Prensi. Polignac Kontu Prens Pierre ile Monako Prensi II.Louis'in kızı Prenses Charlotte'un oğludur. İngiltere'de, İsviçre'de ve Fransa'daki Montpellier Üniversitesi'nde öğrenim görmüş, ünya Savaşı sırasında Fransız ordusunda görev yapmış, savaştan sonra Paris Üniversitesi'ne devam etmiş, 1944'te annesinin taht üzerindeki haklarından feragat etmesi üzerine, dedesi II. Louis'nin ölümünden az önce, 5 Mayıs 1949'da tahta çıkmıştır.

III. Rainier Prensliği döneminde kadınlara oy hakkını kabul edip ülkede idam cezasını kaldırmıştır. 1956 yılbaşında Monaco Prensliği’ni bir kumarhane merkezi olmaktan çıkarıp gelir vergisi ödenmediği için milyarderlerin cenneti haline dönüştürmüştür. 1993 yılında Monaco, Birleşmiş Milletler'e üye olmuştur..

Prens III. Rainier, 19 Nisan 1956'da Akademi Ödülü sahibi ABD'li ünlü sinema yıldızı Grace Kelly ile evleniyor. Muhteşem düğünleri bir masala dönüşüyor. Dünya, bu düğünü konuşuyordu. Töreni TV’lerden tam 30 milyon kişi izliyor ki, bu o zamanlar için bir dünya rekoru sayılabilirdi.


Caroline (1957), Albert (1958) ve Stephanie (1965) adında üç çocuğu oluyor. Artık Monaco’nun korkuları sona ermiş, taht kurtulmuştur. Grace Kelly'nin şöhreti bir anda bu küçük ülkeyi Amerikalı zenginlerin uğrak yeri haline getiriyor. Dev kumarhaneler modernleşmeyi de beraberinde getiriyordu. Monaco son sürat yenileniyordu.. Popülerliği o kadar çok arttı ki, kısa bir surede ülke adeta en zenginler arasına girdi.

Evlilik hayatlarında birçok sosyal görevlerde bulunan Prenses Grace Kelly vakıflar kurarak sadece Monaco’da değil, Avrupa’da da ses getirmişti.

Kelly’nin, 14 Eylül 1982'de kızı Stephanie ile geçirdiği trajik bir trafik kazası sonucu 52 yaşında hayatını kaybetmesiyle ülke yasa bürünüyor. Görülmemiş bir cenaze töreni ile son yolculuğuna uğurlanangüzel prensesin arkasından yürürken eşi Prens Rainer'in gözyaşları tüm dünyayı ağlatmıştı.

Prenses Caroline, “Caroline Louise Marguerite Grimaldi” ilk evliliğini 22 yaşındayken kendisinden 17 yaş büyük Fransız işadamı Phillippe Junot ile gerçekleştirdi. İki yıl sonra boşandı. Ardından da Stefano Casiraghi ile evlendi. Andrea, Charlotte ve Pierre isimli çocuklarıyla mutlu bir evliliği olan Caroline, 1990 yılında tekne kazasında eşi Casiraghi'yi kaybetti. Prenses Caroline, son olarak da Hannover Prensi Ernst August ile 1999 yılında evlenerek, Hannover Prensesi ünvanını aldı. Bu evliliğinden de Alexandra isminde bir kızı doğdu. Prenses Caroline, UNESCO iyi niyet elçisi ve Prenses Grace Vakfı'nın yöneticisi olarak yardım faaliyetlerinde bulunuyor.

Prens Albert, “Albert Alexandre Louis Pierre Grimaldi” 1997'den itibaren Monte Carlo'nun idaresini fiilen üstlenen Prens Albert, annesiyle babası ve kız kardeşlerinin ihtişamlı yaşamları yanında utangaç yapısı nedeniyle daha sakin bir hayat sürdü. Futbol ve ralliye olan tutkusuyla tanındı. Monaco'nun pırıltılı gecelerinde hep güzel kadınlarla birlikte görüldü. Tüm sosyetik yaşamına ve etrafında dönen ünlü manken ve sinema oyuncularına rağmen, ciddi bir insan olduğu için Monaco Prensliği'ni başarılı bir işadamı gibi yönetti. Monte Carlo'nun sadece casinoları ve kız kardeşlerinin maceraları ile anılmasından öte uluslararası bir profile sahip olması için çalışan Prens Albert, ülkesinin 2004 yılında Avrupa Konseyi'ne girmesini de sağladı. 

Babasının rahatsızlanıp hastaneye kaldırılmasının ardından 31 Mart 2005’de Monaco Hanedanı tarafından yapılan bir açıklamayla babasının tüm yetkilerini üzerine devralmıştır. 6 Nisan 2005'te ise Prens III. Rainier'in ölümüyle birlikte resmen Monaco Prensi ilan edilmiş ve tahta çıkmıştır.

Prenses Stephanie “Stéphanie Marie Elisabeth Grimaldi” ağabeyi ve ablasının gölgesinde kalan Monaco Kraliyet Sarayı'nın mutsuz prensesi her zaman yaşadığı sıradışı aşkları ve uçarı hayatıyla gündeme geldi. Kendini kraliyet kurallarına hapsetmeyen güzel Prenses, ağabeyi Prens Albert ve ablası Prenses Caroline'nin aksine sıradan bir hayatı tercih etti. Ancak o çok istediği 'sıradan' hayat, ona mutluluk getirmedi.

1982'de annesi Grace Kelly ile bir araba kazası geçiren Stephanie, kazadan yaralı olarak kurtulmuş, ancak annesini kaybetmişti. Uzun süre arabayı o zaman 17 yaşında olan Stephanie'nin kullandığı konuşulmuştu. Bu durum asla netleşmedi. Yasalar Stephanie'yi aklasa da, o bu talihsizliği hayatı boyunca yenemedi. Yaşadığı üç evlilik de ona mutluluk getirmedi. Evlendiği iki ayrı korumasından tek kazancı, üç çocuğu oldu. Ama yüzündeki hüzün hiç eskimedi.

Rivayet odur ki, Grimaldi laneti 13’ncü yüzyıldan bu yana Monaco Prensliği’nin yakasını bırakmadı. O zamanlar Grimaldi Ailesi’nden Prens 1. Rainier, Flaman bir kadınla birlikte olur, fakat başka bir kadınla evlenir. Büyücü olduğu iddia edilen bu kadının Grimaldi’leri “evlilikte asla mutluluğu bulamayın” diye lanetlediği söylenir.

Nihayet 55 yıl sonra gelen bir gelin Monaco Hanedanlığı’na özlenen hareketliliği getirir. Prens Albert’in eş olarak Charlene’i seçmesinde, genç kadının Prensin annesi Hollywood'un unutulmazlarından Grace Kelly kadar zevk ve stil sahibi oluşunun da etkisi olduğu konuşulur.

Prens II. Albert, Zimbabwe doğumlu eski Olimpiyat yüzücüsü 36 yaşındaki Charlene ile 2011 yılında evlenir. Çift, düğünlerinin de Prens Rainer ve Grace Kelly’nin düğünü gibi halka açık olmasını istemiş, bu nedenle de Monaco Sarayı’nın kapıları 4 bin kişinin töreni izleyebilmesi için açık bırakılmıştı.

Monaco Prensesi Charlene, 10 Aralık 2014 tarihinde ikizleri Gabriella ve Jacques'ı dünyaya getirdi. Güney Fransa kıyısındaki zengin prensliğin tahtına, Prens II.Albert'in ardından, doğumda ikiz kız kardeşi Gabriella'dan iki dakika sonra dünyaya gelmiş olmakla birlikte, Prens Jacques geçecek.

Prens 2.Albert'in iki çocuğu daha var ancak bu çocuklar evlilik dışı ilişkiler sonucu dünyaya geldikleri için Monaco tahtında hak sahibi değiller.

Monaco’da gerçek bir Monacolu kabul edilebilmek için en az üç kuşak atalarınızın Monaco’da yaşıyor olması gerekir. Eğer gerçek bir Monacolu iseniz işsizlik, parasızlık gibi sorunlar size yasak. Eğer başarıp da işsiz kalmışsanız devlet size her ay 2000 Euro’luk gıda yardımı yapıyor, kalacak ev veriyor ve iş kurmak için işyeri ve kredi veriyor.

Okyanus Müzesi
Monaco Ville “Le Rocher” başkenttir. Prenslerinin ve ailesinin yerleşim yeridir. Saray ve Aziz Nicholas Katedrali bu bölgededir.

Okyanus Müzesi olarak da bilinen, “Musée Oceanographique” deniz aşığı Monaco Prensi I. Albert tarafından 1910 yılında kurulmuştur. Monaco Kayası’nın üzerinde 85 metre yüksekliğindeki tarihi bina, kocaman bir akvaryumu da içinde barındırıyor. Uzun sure bu müzede müdür olarak görev yapan Kaptan Cousteau, bu müzeye kendi bilgi birikiminden çok şey eklemiştir.

Grimaldi Sarayı
Müzenin önünden eski şehir meydanına doğru yürürken Prenses Caroline ve Prenses Stephanie’nin babalarının hediye ettiği evlerinin önünden geçerek Aziz Nicholas Katedrali’ne uzanırsınız. İlk olarak 1252 yılında yapılan ve 1875 yılında tekrar inşa edilerek St. Nicholas’a adanarak kutsanan kilise, Monaco Katedrali olarak da biliniyor. Grace Kelly ve Prens III.Rainer’in nikahları yıllar once burada yapılmış, şimdi de mezarları yine burada, yanyana bulunuyor.

Yolunuza devam ettiğinizde Saray meydanına çıkıyorsunuz. Monaco’nun tarihi merkezindeki Sarayın komşularının bulunduğu alan da dar sokakları, alışveriş merkezleri, galerileri ve prestijli butikleri, ziyaretçilerin tatillerine renk katıyor.


Bu tepeden Formula 1 pistine ve yat limanına hakim oluyorsunuz. Tepenin diğer cephesinden ise Monaco’nun iş merkezlerinin olduğu alan ve Monaco Stadı görülüyor. Grimaldi Forum yolunda bulunan Zen stilinde döşenmiş minimal bir bahçe olan Jardin Japonais harika bir manzaraya sahip. Ayrıca dilerseniz, kraliyet ailesinin tarih boyunca kullandığı araçların sergilendiği Eski Otomobil Koleksiyonu’nu görebilir; Monte Carlo Balesi ve Filarmoni Orkestrası’na ev sahipliği yapan Grimaldi Forum’da sürekli olarak düzenlenen sergileri gezebilirsiniz.


1878 yılında, Charles Garnier tarafından tasarlanan Monte Carlo Opera Binası görkemli duruşuyla ziyaretçileri büyülüyor. Napoleon Hediyelik Eşya Müzesi, Visitation Şapel Müzesi, Monaco’nun Yeni Ulusal Müzesi, Pul ve Bozuk Para Müzesi tarih ve sanat dolu Monaco’da mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerler arasında yeralıyor.

Aşağıya indiğinizde Formula 1 pistini takip ederek lüks oteller ve kumarhanelerin bulunduğu bölgeye Monte Carlo’ya ulaşabilirsiniz. Yorucu yokuşu bitirip buraya ulaştığınızda, kendinizi ciddi bir lüks akınına uğramış gibi hissedeceksiniz. Monte Carlo Casino önündeki lüks otomobiller ile turistlerin resim çekmek için durdukları birinci adres oluyor. Hotel de Paris, Monte Carlo Casino, Hotel Hermitage gibi ultra lüks oteller, birçok markanın lüks butikleri de bu bölgede bulunuyor.

Monte Carlo Casino’nun yanında bulunan Café de Paris’de oturup, ya Kir Royal ya da tatlı eşliğinde bir kahve içebilirsiniz.

Karşınızda Hotel de Paris, içeride dünyaca ünlü şef Alain Ducasse’nin restoranı var. Alain Ducasse’ın yanında yetişen şef Sylvain Etievant’ın geleneksel Fransız mutfağıyla harikalar yarattığı Le Grill ve yine Alain Ducasse’ın yönetimindeki Michelin yıldızlı Louis XV, şık ve leziz sunumlarıyla dikkat çekiyor.

Bu restoranlara gitmeden 1 ay öncesinden rezervasyon yaptırmanız gerektiğini ve restoranların fiyatlarının yüksek olduğunu unutmayın. Ayrıca Maya Bar’ın ön bölümünde leziz sushi setleri yiyebilirsiniz. Bu café’de dinlendikten sonra Belle Epoque stilinde inşa edilen Monte Carlo Kumarhanesi’ni ziyaret edin.

Aklınızda bulunsun, bu kumarhaneye girerken kimliğinizi mutlaka yanınızda bulundurmanız gerekiyor. Bunun yanında, erkeklerin ceket giymesi ve kadınların şık giyinmesi de mecburiyetler arasında.

Ayrıca spor alanında oldukça ilerlemiş olan Monaco’da düzenlenen Formula 1 Monaco Grand Prix’e, her yıl on binden fazla sporsever katılıyor. 1911’de düzenlenen Monte Carlo rallisinden buyana, Monaco’nunsakin, sessizsokakları 1929‘dan beri her Mayıs ayında dünyanın en hareketli ve özel yarış pistine dönüşüyor ve bu yarışları milyonlarca kişi izliyor.


Monaco denince akla gelen bir başla spor dalı ise futbol. Monaco, dünyanın en başarılı futbol takımlarından birine sahip; AS Monaco. AS Monaco, Fransa ana futbol müsabakası olan Ligue 1’in köklü kulüplerinden..

Bahar aylarını renklendiren “Printemps des Arts” festivalinde dünyanın dört bir yanından gelen önemli sanatçıları izleyebilirsiniz.

Lüks otellerden iki yıldızlı otellere kadar, her kesimden turiste otel seçeneği sunabilen Monaco, seçkin otelleri ve kongre alt yapısı ile çok tercih ediliyor. Antik çağlardan beri doğal bir liman olan ve dik kayalıklarla korunan Monaco, lüks turizmin de dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alıyor.

Monaco Yat Fuarı ve dünyanın en lüks arabalarının sergilendiği"Top Marques" Otomobil Şovu gibi etkinliklere ev sahipliği yapıyor.

Monaco aslında bir gün de rahatlıkla gezilebilecek kadar küçük bir yer, ama keyfine varabilmeniz için ben birkaç gün kalmanızı öneririm. Monaco’ya ulaşım da çok kolay.

THY’nin Nice’e her gün gerçekleştirdiği direct uçuşlarla, Nice’ten araba kiralayarak, otobüse binerek ya da tren kullanarak Monaco’ya ulaşabilirsiniz.

*****

Çiğdem Erkoç'un Gezi Yazıları'nın gelecek konusu: Thassos Adası

Ayın en çok okunanları:

Ömer Muz: "Resmettiğim İstanbul, Sait Faik’in, Orhan Veli’nin, Salah Birsel’in İstanbul’u...

Oniki Adalar'ın üç gülü: Symi, Leros, Kalymnos

Biorezonans nedir? Op. Dr. Hasan İlkehan: "Biorezonans geleceğin tıbbı olarak adlandırılabilir..."

Cem Şen: "Eğer bir öğreti, özünü bir parçacık bile yitirmeden her koşula uyum sağlayabiliyorsa o zaman gerçek bir öğreti demektir."

Thassos Adası: Yanıbaşımızdaki tatil cenneti

Bu Blogda Ara