Doç. Dr. Sinan Çomu: "Hiperaktif çocuklara eskiden yaramaz ya da tembel çocuk der geçerlerdi..."


Çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite o kadar sık karşıma çıkmaya başladı ki bu konuyu uzmanıyla konuşup bilgilenmeye karar verdim. Dr. Sinan Çomu bu konuda ilk akla gelen isimlerden biri.. Çok güvendiğim bir yakın dostum olduğu için ona ulaşmam zor olmadı. Bütün sorularımı peşpeşe sıraladım:


“Çocuğum hiperaktif!” cümlesini çok anneden  duyuyorum.. Bunun bilimsel açıklaması nedir?
Hiperaktivite ve dikkat eksikliği bozukluğu çağımızın sık karşılaşılan nöropsikiyatrik hastalıklarındandır.. Eskiden de vardı, “yaramaz çocuk, “tembel çocuk” denir geçiştirilirdi... Şimdi bünyeden, biraz da çevreden kaynaklanan bir şikayet grubu (sendrom) olduğunu öğrendik. Bu çocuklardaki ana sorun dikkat eksikliği ve dağınıklığıdır. Kolaylıkla daldan dala geçip peşpeşe farklı aktivitelere girebiliyorlar. Bu rahatsızlığın dürtüselllik özelliği bu çocukların kontrolsüz hareketlerine de yol açıyor. Kazalar, kavgalar daha sık görülüyor..

Dikkat eksikliğinin ana sonucu akademik başarısızlık ve sosyal sorunlar yaşanmasıdır. Dikkatini toplayamayıp yazısını tamamlayamayan, ödevlerini tahtadan geçiremeyen, sınavda bildiği halde hatalar yapan çocuklar akademik olarak geri kalmaya çanak tutmaktalar.. Dürtüsellikleri ve dikkatsizlikleri sınıf düzenini bozabiliyor. Sınıf içinde dolaşma, arkadaşlarıyla didişme şeklinde sosyal sıkıntılar ortaya çıkıyor..

Birçok insan kendinde veya çocuklarında dikkat eksikliği ve dürtüsellik gözleyebilir. Akademik ve sosyal anlamda geri kalmalarına yol açmıyorsa buna “hastalık” gibi yaklaşmak yerine, bir bünye özelliği olarak görmek daha doğru olur. Aslında bu bünye özelliği çağımızın çok uyaranlı ortamları için doğal bir adaptasyon sayılır. Ama bunun günlük yaşantıda aksamalara yol açmaması gerekir.

Derslerdeki başarısını etkiliyor ve çevresiyle ilişkilerinde sorun yaşanıyorsa bir doktora görünmekte yarar var galiba..
Bu çocukları altta yatan bir nörolojik sorunu yoksa bir psikiyatristin değerlendirmesinde yarar var. Değerlendirme sonunda birçok çocukta dikkati uyaran bir ilaç kullanmak ve çocuğun  davranışlarını yönlendirici bir tedavi programı uygulamak gerekir. İlaç kullanmak aileleri tedirgin etse de davranışlarını yönlendirme çalışmalarına göre daha çabuk sonuç alındığından bu çocukların “yaramaz” veya “tembel etiketini sürekli taşımaması için önemli bir müdaheledir. İlacın uyarıcı etkisi yetişkinlerin çay-kahve tüketmesine benzer bir etkidir..

Dikkat eksikliğinin altında yatan nörolojik sorun demekle ne kastettiniz?
Beynin değişik fonksiyonlarında problemler yaşayan (hareket bozukluğu olan, serebral palsili, zihinsel yetersizliği olan, epilepsi hastası) çocuklarda dikkat eksikliği de olabilir. Bu şikayetler için kullanılan ilaçlar da dikkat sorunlarına yol açabilir. Dolayısıyla bu grup çocuklarda ilk değerlendirmeyi nöroloğun yapması doğru olur. Daha sonraki takiplerinde psikiyatristlerin kontrolünde olmaları gerekecektir.

Çocukları iki branş doktoru arasında alıkoymak çok yorucu olmayacak mı? Sadece nörolog yetersiz mi kalır?
Aslında nörolojik kökenli sorunlara bağlı dikkat eksikliği yaşayan çocukların sadece nörologlar tarafından izlenmesi yeterli olurdu. Fakat günümüz sağlık politikası belirleyicileri dikkat uyarıcı ilaçların yazma yetkisini kısıtladığından bu hastaları psikiyatriye de göndermemiz gerekmektedir. Bu çarpık durumu haklı gösterecek bir husus psikiyatristlerin bu tip ilaçlar konusunda daha deneyimli olmasıdır.

Dikkat eksikliğinin eşlik ettiği nöropsikiyatrik hastalıklar hangileridir?
Burada iki hastalık öne çıkar: Otistik şikayetlerin görüldüğü Yaygın Gelişimsel Bozukluk (YGB) tabloları ve Tourette Sendromu.

Tourette Sendromu sesli ve hareket tikleriyle karakterizedir. Dikkat eksikliği ve öğrenme sorunları da bu çocuklarda sıktır. Yaygın Gelişimsel Bozukluk ise değişik düzeylerde sosyalleşme ve iletişim aksamaları ile kendini belli eder. Bu çocuklarda dikkat dağınıklığı sık görülür.

Otistik şikayetleri aileler nasıl tanıyacaklar? Hangi belirtilere dikkat etmeliler?
Yaygın Gelişimsel Bozukluk tablolarının belirtilerine otistik şikayetler denir. Bunlar temelde iletişimin, dolayısıyla sosyalleşmenin aksadığı durumlardır. Geniş bir yelpazede olabilecek bu aksamalar göz teması azlığı, ismi ile çağrıldığında bakmama, kendi halinde olmayı tercih etme, komut takip etmeme, işaret dili ve kelimeleri kullanmama gibi sıralanabilir. Özellikle bir dönem yapabildikleri iletişim becerilerinde gerileme gösteren çocuklar yakın takip edilmelidir.

Konuşma zorluğu çeken çocukların eğitimini anne babaları verebilir mi?
Anne baba eğitimci değildir. Ve anne babanın eğitimciliğe soyunması çok sevdikleri çocuklarının öğrenme kusurları karşısında çatışmalar yaşatır. Anne babasına güven ve koşulsuz destek (sevgi) ile bağlanması gereken çocuklar bu durumdan olumsuz etkilenir. Mutlaka ki anne babalar eğitim faaliyetlerini takip edeceklerdir. Ama özellikle bir rahatsızlık düzeyinde öğrenme sorunu olan çocukların bir uzman tarafından eğitime alınması doğrudur. 

Ailelerin çocuklarındaki zihinsel, konuşmaya ve öğrenmeye ait sorunları kabullenmeleri nasıl sağlanır?
Kimse çocuğunda bir sağlık sorunu olsun istemez. Ama bir sorun var ve biz kafamızı kuma gömüyorsak, öncelikle çocuğumuza zarar verdiğimizi anlamamız gerek. Elbette önce kabullenememek ve üzülmek gibi tepkiler olacak. Ama doğru gözlemler ve yerinde müdahelede bulunan uzmanlarla sorunların aşılması ailelerin kendi başına başarabileceklerinden daha kolay olacaktır.

Hamilelik sırasında ya da doğduğu andan itibaren çocuklar  nasıl bir gözleme tabi tutulmalıdır?
Bazı gebelikler anne babanın yaşına bağlı veya akraba evliliğine bağlı riskler taşır. Bu risklere yönelik yapılacak işler kadın doğum doktorlarının kontrolünde yönlendirilir. Doğum sonrası ise çocuk doktorları çocuğunuzun gelişme aşamalarını yakın takip edebilen bir uzman olarak gelişebilecek aksamalarda ve müdahelelerde yol göstericidir.


Doç. Dr. Sinan ÇOMU - Pediatrik Nöroloji Uzmanı
1982 - 1989 İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi'nde Tıp Doktorluğu eğitimini tamamladı.

1989 - 1993 ABD Case Western Reserve Universitesi Rainbow Bebek ve Çocuk Hastanesi’nde Pediatri Uzmanlık Eğitimi aldı.

1993 - 1995 ABD Pittsburgh Üniversitesi Çocuk Hastanesi'nde Çocuk Nörolojisi Uzmanı olarak çalıştı.

1995 - 1996 ABD Pittsburgh Üniversitesi Çocuk Hastanesi'nde Araştırma Görevlisi olarak çalıştı.

Doç. Dr. Sinan Çomu 1996'dan beri İstanbul Levent'teki muayenehanesinde çalışmaktadır. Aynı zamanda Memorial Hastanesi, Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi ve Anadolu Sağlık Merkezi'nde de pediyatrik nöroloji uzmanı olarak hizmet vermektedir.

Dr. Çomu, ABD Child Neurology Society, International Child Neurology Society, Türkiye Çocuk Nörolojisi Derneği, Epilepsi ile Savaş Derneği üyesidir.

Ayın en çok okunanları:

Ömer Muz: "Resmettiğim İstanbul, Sait Faik’in, Orhan Veli’nin, Salah Birsel’in İstanbul’u...

Oniki Adalar'ın üç gülü: Symi, Leros, Kalymnos

Biorezonans nedir? Op. Dr. Hasan İlkehan: "Biorezonans geleceğin tıbbı olarak adlandırılabilir..."

Cem Şen: "Eğer bir öğreti, özünü bir parçacık bile yitirmeden her koşula uyum sağlayabiliyorsa o zaman gerçek bir öğreti demektir."

Thassos Adası: Yanıbaşımızdaki tatil cenneti

Gerçek bir Monakolu iseniz işsizlik, parasızlık gibi sorunlar size yasak. İşsiz kalmayı başarmışsanız devlet size her ay 2000 Euro’luk gıda yardımı yapıyor, kalacak ev veriyor ve iş kurmak için işyeri ve kredi veriyor.

Bu Blogda Ara