Nazmiye Sabuncuoğlu Arslantürk: "Hayat herkes için sadece bir kere verilen bir şans, istemediği şekilde yaşamayı kimse istemez. Sadece görmek, hissetmek ve istemek lazım!"

Onu tanıdığımda başarılı bir reklamcıydı. Sektörden tanıdığım reklamcılara benzemeyen çok özelliği vardı. Alçakgönüllü, samimi, doğal, saygının ve sevginin hakkını veren mutlu bir insan.. Yıllar sonra bambaşka bir alanda karşıma hayallerindeki projeyi gerçekleştirmiş olarak çıktı. Yazmadan edemezdim.. Tanıştırayım: Nazmiye Sabuncuoğlu Arslantürk

Eğitiminiz ve mesleğiniz nedir?
Genelde eğitim denilince herkes ilk olarak üniversiteden ya da master’dan bahseder. Ben en önemli eğitimi Tarsus Amerikan Koleji’nde aldığım için önce TAC’den bahsederim. Hayatı, dostluğu, kardeşliği, birey olmayı, isteklerinin uğruna savaşmayı, gerektiğinde kaybetmeyi, bir olmayı, cesareti ve kendine güveni TAC ve TAC’liler kazandırdı bana.

Üniversite vakti geldiğinde ise Mimar Sinan Resim Bölümünü isteyip yetenek sınavını geçememiş olmam nedeniyle, İstanbul Üniversitesi Reklamcılık ve İletişim Bölümünü seçtim. Amacım Mersin’den İstanbul’a gelip bir yandan Reklamcılık okurken, bir yandan da resim eğitimi alarak eninde sonunda Mimar Sinan Üniversitesi’ne girebilmekti. İstanbul Üniversitesi’nde Resim Kulübü’nü seçerek, okulun yanısıra resim konusunda da ısrarımı devam ettiriyordum. Hatta daha ileri gidip Mimar Sinan Üniversite’sinden resim hocası ile de ders almak üzere anlaşmış iken, Reklamcılık’ın birinci senesinin sonunda zorunlu staj için o dönemin en büyük ajanslarından birine girdim. İki aylık staj dönemi sonunda bana part-time iş teklif ettiler. İçimdeki çalışma isteği ve azmim ödüllendirilmişti. 20 yaşında ilk ciddi iş teklifini ve maaş kazanma şansını yakalamıştım. Resim hocamın uyarısına rağmen o yaşta para kazanma duygusu beni ressam olma yolundan çıkardı ve tekliflerini kabul ettim.


40 yaşıma kadar da 20 yıl boyunca reklamcılık yaptım. Halen mesleğiniz ne diye sorulduğunda aslen reklamcıyım diyecek oluyorum. Bugün itibari ile ise eski bir reklamcı, yeni bir girişimci, tasarımcı ve geleceğin ressamıyım diye tanımlıyorum kendimi ..

Nanu Bedtime markasının öyküsü nedir?
Aslında uzun bir öyküsü var, ben zaten kısa anlatamam hiç birşeyi ..

Küçük yaşlardan itibaren çocuklara çok düşkün olan biri olarak, büyük bir istek ile 2006 yılında kendi çocuğumu doğurdum. Kızımı 6 ay evde kendim büyüttükten sonra iş hayatına geri döndüm ve iş dışında tüm vaktimi kızıma ayırmak istediğim için de çocuğumun temel ihtiyaçlarını internetten sipariş vererek çözdüm. Bir süre sonra ne internetten ne de hiç bir mağazadan istediğim kalite ve tasarımda uyku seti, nevresim bulamadığımı farkedip, kumaş alarak mahalle terzisinde diktirmekte buldum çareyi. Çevremdeki diğer anneler kendi tasarımım olan nevresimleri görünce bayıldılar. Aynı dertten hepisinin de müzdarip olduğunu görmem ve pazardaki bu boşluk epey ilgimi çekti. Aynı sorunu mobilya konusunda da yaşadım hem doğurmadan önce odasını yaparken hem de 3,5 yaşına gelip kendi tek kişilik yatağına geçeceği zaman. 

2010 yılında bu ihtiyacı iş fikrine dönüştürmeye başladım. O dönem iş bulmakta çok zorlanan sevdiğim bir arkadaşıma  bu iş fikrimi açtım ve “benim çalışırken bunu yapabilmem mümkün değil, al fikir senin olsun, sen yap bu işi internetten” dedim ve birlikte yapmaya karar verdik. O sahada hammede alımı, üreticinin bulunması gibi işleri üstlenecekti, ben ise stratejisi, iletişim ve tanıtım kısmı ile ilgilenecektim. Fakat kısa zamanda bir reklam ajansında iş bulduğu için ilgilenemez oldu ve iş fikri askıya kalktı. Bu esnada ben ortağı olduğum reklam ajansında işin adını koymuş, logosunu ve kurumsal kimliğini tasarlatmış oldum. 2013 yılına kadar 4-5 farklı arkadaşım ile Nanu’yu konuşup bu işi ortak güç birliği ile nasıl gerçekleştirebiliriz diye düşünüp, küçük denemeler yaptık. Ama bir türlü Nanu hayata geçme sürecine başlayamadı. Evde her yer ordan oraya taşınan nevresim tasarımları ile dolmuştu. Yakınlarım ne zaman Nanu diyecek olsam “yine mi Nanu, bir vazgeçmedin şu Nanu’dan” demeye başlamışlardı. Ben de tam bu iş böyle olmayacak demeye başlamıştım ki sürpriz bir kararla ortağı olduğum reklam ajansından ayrılma kararı aldım. İşte böylece Nanu’nun yolu açılmış oldu ..

2 yıldır yılmadan hayalini kurduğum bu büyülü markayı tek başıma doğurmaya karar vermiştim, her annenin kendi çocuğunu doğurduğu gibi, güçlü, kararlı ve istekli. Önce Göktürk’te yaşadığım evin yakınındaki terzi ile birkaç ay dikiş ve hammadde öğrenme süreçleri yaşadım. Eminönü senin, Merter benim İstanbul’daki tekstil merkezlerini, fasoncuları, üreticileri, kumaşçıları gezdim, araştırdım. Bu süreçte bu işin sadece nevresim ile kalmaması gerektiğine , yine çok büyük ihtiyaç olan ve piyasada bulunamayan pijama gecelik grubuna girmem gerektiğine de ikna oldum. Geliştirdiğim ilk nevresim ve pijama-gecelik modellerini bin bir zorluk ve imkansızlıklar içinde pek de yetersiz olan bu küçük terzi dükkanında gerçekleştirdim.  Yine bu dönemde hiç bilmediğim dikiş konusunda işin üstadı olan Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi Giyim Sanatları Ana Sanat Dalı Yardımcı Doçent Gönül Soydanbay İçbilen tarafından kısa bir eğitim alma şansım oldu.  İlk dikilen gecelik pijamalar ile Nanu’yu temsil etmesini düşündüğüm 15 çocuk  ile ilk reklam çekimini gece gündüz çalışarak ürettirdiğim modeller ile gerçekleştirdim. Bu çekim benim hayalimin somutlaşması için çok önemli bir adımdı.

Bu işin benim hayal ettiğim büyüklükte ve kalitede gerçekleşmesi için en iyi malzemeler ile tavsiye edilen doğru üreticilerde vücuda gelmesi gerekiyordu. 2013 – 2014 yılı tamamen doğru üreticiyi bulmak ve ürün geliştirmek ile oldukça yoğun geçti. Tabi eş zamanlı ürünlerin tanıtılacağı ve satışa sunulacağı e-ticaret sitesinin içeriği, alt yapısı tasarımı, markanın tarzı, kimliği ve dili de oluştu ve geliştirildi... İşte benim büyük hayalim Nanu ve tutkum olan marka yaratma ve geliştirme böylece iç içe girdi.


Nanu’nun anlamı nedir?
Eski Mısır dilinde "Güzel", Hindu dilinde ise "Minik", "En tatlı" anlamına geliyor. Amerikan yerlileri de cesur ve yüce ruhlar için "Nanu" ismini kullanıyorlardı. Nanû Osmanlıca da ise Ninni anlamına geliyormuş. Aslında tüm lisanlardaki anlamını yansıtıyor Nanu markası… Güzel, minik, en tatlı, cesur ve yüce . Uyku için birebir bir Ninni…

Hayatınızı yeniden kurmuşsunuz. Bunu herkes yapabilir mi?
Evet tam anlamıyla yeniden kurdum. Sanmayın ki çok cesur ve güçlüyüm. Hatta ben kendimi 40 yaşıma kadar korkak sanırdım .. Ama tutkuluyum ve büyük hayallerim var, hayallerimi takip etmemi söyleyen iç sesimi duymam beni bu yolculuğa yöneltti. İşte içindeki sesi duymayı, sadece kalbini dinlemeyi başarabilen ve buna biraz cesaret gösteren herkes yapabilir, neden yapamasın? Hayat herkes için sadece bir kere verilen bir şans, istemediği şekilde yaşamayı kimse istemez. Sadece görmek, hissetmek ve istemek lazım !

Bu yeni yolculuğunuz hayatınızda neleri değiştirdi?
Hayatımda, çok fazla şeyi değiştirdi. Bu soru bence çok önemli, yapılan her yolculuk, alınan her karar herkesin hayatında bir şeyler değiştiriyor, eksiltip, artırıyor.  Önemli olan ne kattığı, neyi attığı yaşamınızdan. Nanu yolculuğu öncelikle beni bana kazandırdı. Artık kim olduğumu, içimdeki gücü, potansiyelimi ve yaratıcılığımın nerelere kadar uzayabildiğini farkettim. Bu hayata sadece çalışıp para kazanmak için değil, üretmek, ürettiği ile bir sürü insanın hayatına dokunmak ve dokunduğu kişilerin hayatlarını güzelleştirmek için geldiğime inanıyorum. Nanu yolculuğu sürecinde ve akabinde de bu amacımı gerçekleştireceğim.

NanuBedtime sadece satış yapan bir site değil gibi..
Evet NanuBedtime bir satış sitesi olarak tasarlanmadı. Nanu markasının vitrini olarak tasarlandı. Dingin, sakin, yumuşak ve rahatlatan... Nanu bir uyku markası. Dolayısıyla bütün odağı uyku. Sitedeki blog bu nedenle bizim çok kıymet verdiğimiz bir alan. Uyku hakkındaki detaylı bilgileri, danışmanlığını aldığımız ve annelere önerdiğimiz 2 uzman pedagog, 1 psikolog , 1 fengshui uzmanından ve annelerin iç görülerinden elde ediyoruz.
Blog’un dışında aktif olarak kullanılan facebook ve instagram sayfalarımızda da uyku ile ilgili düzenli paylaşımlar yapıyoruz. Orta ve uzun vadede ise Nanu uyku hakkında bir kaynakça olacak, masal ve ninni konularına da el atacak. Dolayısıyla Nanu ürün dışında tam bir uyku markası ...

Nasıl bir annesiniz?
Bunu kızıma sormak lazım.. Kızıma sorarsanız “dünyanın en iyi annesi” olarak tarif ediyor beni. Eşime sorarsanız “çocuğunun her detayı ile ilgilenen, son derece toleranslı, hiç kızmayan” bir anneyim. Doğduğundan beri çok ilgili bir anne oldum. Çocukları zaten oldu bitti çok seven bir kadın olarak, anne olduktan sonra çocuk sevgisi ne demek çok daha iyi anladım. Her zaman yoğun çalışan bir kadın olmama rağmen, kızımın her şeyiyle ben ilgilenmeye çalıştım, onun için iyi olabilecek her şeye öncelik vermeye çalıştım, 2 yıl emzirdim . Sevgi odaklı bir anneyim, ödül-ceza kavramlarından çok sevgiye dayalı büyütmeye inanıyorum.

Kızınız projeniz hakkında ne düşünüyor?
Kızım Nanu’nun ilk başından beri doğal olarak işin içinde ... İlk 1 yıl tamamıyla ürün geliştirme ve tasarlama ile yoğun geçti. Özellikle bu süreçte kendi yaşıtlarının pijama ve gecelik tasarımlarına epey fikir kattı. Genel olarak markanın geçtiği tüm süreçlerden haberdar oldu. Reklam çekimlerinde mutlaka yer aldı, bana cast bulma konusunda destek oldu. Başından beri tüm sürecin içinde olduğu için doğal olarak Nanu’ya bayılıyor. Halen de her türlü yeniliği ilk kızımla paylaşıyorum, ilk onun bilmeye hakkı var çünkü. Ve mutlaka yorumunu alıyorum, zaten sormasam da artık fikirlerini mutlaka söylüyor. Ona göre o Nanu’nun tasarımcısı ..

Uyku konusuna nasıl girdiniz?
Tahmin ettiğiniz üzere kızımda oldum olası uyku sorunu yaşıyordum. Bu sorunun tüm annelerdeki zaman zaman veya sürekli yaşadığı bir sorun olma durumunu farketmem ve “Bedtime” yani uyku vakti konusuna hiç bir markanın derinlemesine girmediğini gözlemlemem ile birlikte uyku konusuna girme ve onu sahiplenme noktasına geldim. Bu uyku konusu tabiki eski bir reklamcı olmamın da etkisiyle çok gelişti. Markanın somut bir ihtiyaca dayalı fayda sunması ve tüketicisi ile duygusal bağ inşa edebilmesi, markanın gelişimi için olmazsa olmaz bir gereklilik. Tutarlı ve uzun vadeli sahiplenebilecek, doğurgan bir konu olması da tabiki paha biçilmez ! Sonsuz bir kaynak ve çok güçlü bir içerik uyku, içine girdikçe ve araştırdıkça artıyor. Nanu, marka yolculuğu boyunca uzman olduğu uyku konusunu geliştirip, bilgi ve uzmanlığını anneler ile gerek ürün bazında, gerekse bilgi niteliğinde cömertçe ve keyifle paylaşacak.

Kızımın uyku sorununa gelince Nanu sayesinde çok şükür tamamen çözdük. Bu yolculukta tanıştığım çok değerli insanlar arasında yer alan Sevgili Seride Samurkaş’tan aldığım çok kıymetli danışmanlık sonucunda 2 haftaya kalmadan 8 yıldır çözmediğimiz uyku problemimizi kökten çözdük. Bir sihirli değnek değmiş gibi!!! İşte bu muhteşem bir duygu, bu duyguyu tüm annelere gerek ürün ihtiyacı gerekse bilgi ve deneyim olarak yaşatmak bizim amacımız. Sevgili Seride Samurkaş ile de ortak amacımız uyku paralelinde nasıl bir işbirliği yapabileceğimizi konuşuyoruz bu aralar..

Çocukların fikrini de aldınız mı?
En başından beri, daima... Öncelikle kızlarımın fikrini almakla beraber, onların arkadaşları da dahil olmak üzere, ne isterler, ne beklerler, nasıl rahat ederler, hep sorarak, araştırarak ürün geliştirdim. Bundan sonra da anne beklentisi ve anne içgörüsünün yanı sıra, çocukların sesine de kulak vermeye devam edecek Nanu.

Projenizin uzak hedefleri neler?
Önce yakın hedeflerden başlamak lazım anlatmaya... Nanu internette büyüyecek bir marka olarak tasarlanmasına rağmen, bir yandan mağazalaşması gerekiyor. Lokasyon olarak Göktürk’te açılması planlanan ilk mağazamız, 2015 yılı içinde inşallah açılmış olacak.  Mağaza konsepti ve kurumsalı net olarak oturtulacak ve ilk etapta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere bayilikler verilecek. 5 yıl içerisinde internet aracılığı ile tüm dünyada Nanu ürünleri satılmaya başlanacak.

Bunlar markanın ticari büyüme hedefleri, geleceğe dönük vizyonu. Nanu aynı zamanda misyonel bir marka. Misyonel yönü de her zaman güçlü olacak ve vizyonu ile paralel büyüyüp gelişecek. Sağlıklı ve sevgiyle uyuyan bir nesil için çalışan, bu süreçte annelere sevgi, ilgi ve bilgi ile çocuklarını büyütebilmeleri için her türlü destek ve yönlendirme yapacak. Uzun vadeli misyonu ise anne ve babası olmasına rağmen çeşitli maddi zorluklar, taciz, suça sevk, vb gibi hiç bir çocuğun hayatında hiç bir nedenle olmaması gereken acıları yaşamak zorunda kalan çocuklara ulaşabilmek. Onların sevgiyle büyümelerine aracı olabilmek. Nasıl ve ne zaman henüz bilmiyorum ama şimdiden bu konuda neler yapabileceğim hakkında detaylı çalışmaya ve araştırmaya başladığımı söyleyebilirim.

Müşterilerinizden aldığınız tepkiler nasıl?
Hep çok olumlu tepkiler aldık bugüne kadar. Hemen hemen herkesin beğeniyle bahsettiği ilk şey renklerimiz oldu. Nanu’nun bir duygusu, bir rengi olmasına çok özen gösterdim. Gerek mobilya grubunda gerekse tekstil grubunda aynı renk tonlamalarına ulaşmak için ekstra çaba sarfettim. Tabi sadece ürünler değil, iletişim yaptığımız her mecrada (broşür, ilan, banner, vb) bu renklere yer verdik. Turkuaz, somon, pudra mavi, lila ana dört rengimiz oldu. İşte bu renklerin tonlarındaki farklılığı, anneler hemen farketti. Nanu turkuazı en çok beğeni alan renk oldu.

Renklerden hemen sonra tekstil ürünlerinin kumaş kalitesi çok beğeni gördü. Nevresim grubunda sadece pamuk saten kullandığımız için annelerin kalite arayışlarına ciddi bir çözüm olduk. Çocuklar bile kumaşlarımızın farklılığını hissedip, o yumuşaklığı yüzlerine sürme ihtiyacı duydular ..

Anne içgörüsü ile ürünlerimizin her bir detayının üretildiğinden bahsetmiştim, işte anneler bu detayları hemen yakaladı .. Çocukları rahatsız etmesin diye yaka içine değil, dışına dikilen etiketlere bayıldılar. “Neden şimdiye kadar kimse düşünmemiş bu detayı, hayret” dedi bir anne fuarda. Çok haklı, çocuklarına aldıkları giysilerin etiketlerini tüm anneler keser. Bunu bile bile markaların hala içe etiket dikmesi,üretimin tüketici içgörüsünden ne kadar uzak olduğunun minik bir göstergesi aslında. Yine başka bir anne geçenlerde Nanu’nun yıkama etiketinde yazan pedagojik bilgidenne kadar etkilendiğinden bahsetmişinstagramda.  Yıkama etiketine mesaj yazmak genelde akla gelmeyecek bir detaydır, ama reklamcı olarak tüketiciyi beklenmedik bir anda yakalamak ve hiç kullanılmamış yeni alanları kullanmanınetkisini çok inanırım. O nedenle bu bilgiyi annelere vermek istediğim sevgi mesajı ile birleştirdim, ortaya çıkan sıcacık bir mesajı da yıkama talimatının altına yazdırdım : “Çocuğunuz uyumuş dahi olsa iyi geceler öpücüğü vermeyi unutmayın..”  Ben bile kendi yazdığım bu mesajdan etkilendim. Her gece kızımı öpüp, kendim yatırmama rağmen, ben yatmaya giderken bir kere daha gidip o uyurken öpüyorum. Çocuk uykuda bile bu yoğun sevgiyi çok derin alıyormuş. Herkese şiddetle öneririm...

Bu konuda çalışmaya başlamadan önce internet ile aranız nasıldı?
Ben ‘74 doğumlu bir kadın olarak internete çok yakın değil idim. Ama tabiki işim gereği aramı iyileştirmek durumunda kaldım .. İlk başlarda çok zor geldi, bana kalsa hayat boyu internetsiz bile yaşardım, şimdi ise laptop’ı sadece yatarken kucağımdan bırakabiliyorum. Sürekli internetteyim, interneti olmayan bir cafede yada restorant’ta oturamaz oldum. Hatta evde kocam kendinden çok bilgisayarımla vakit geçiriyorum diye serzenişlerde bulunmaya başladı..

NanuBedtime, “Bir Başka İstanbul” okuyucularına  özel bir olanak sunmak ister mi?
Tabiki, bu kadar keyifli bir bloğun okuyucuları Nanu’dan almak istediği herhangi bir ürün olduğunda,ürünü seçtikten sonra info@nanubedtime.com adresine bilgi maili atması ve “Bir Başka İstanbul” okuyucusu olduğunu belirtmesi yeterli. 

Yorumlar

Ayın en çok okunanları:

Ömer Muz: "Resmettiğim İstanbul, Sait Faik’in, Orhan Veli’nin, Salah Birsel’in İstanbul’u...

Oniki Adalar'ın üç gülü: Symi, Leros, Kalymnos

Biorezonans nedir? Op. Dr. Hasan İlkehan: "Biorezonans geleceğin tıbbı olarak adlandırılabilir..."

Cem Şen: "Eğer bir öğreti, özünü bir parçacık bile yitirmeden her koşula uyum sağlayabiliyorsa o zaman gerçek bir öğreti demektir."

Thassos Adası: Yanıbaşımızdaki tatil cenneti

Sıdıka Rodop: "Mücevher tasarımında zamansızlık, işlevsellek, yenilikçilik kavramları biraradadır."

Bu Blogda Ara