Günümüz dünyasında birileri sanatın gücünü kırmak adına kendini sanatçı zannedenleri güdülüyor.

Ressam Reha Yalnızcık, gazetecilik yaptığım yılların (1981-1983) ilk röportajıydı.. Bugün blogumda ona yer verebildiğim için çok mutluyum. Huzur ve iyi duygular veren barışçı resimlerindeki renkleri ve yumuşacık çizgileri seviyorum..

Resim çalışmalarınızın zaman içindeki değişim ve gelişimini kendi gözünüzden aktarabilir misiniz?
Kendimi bildim bileli hedefim; hep resimle yaşamak oldu. Bunun için adımlarken zihinsel olarak da doldum. Sergilerime başlarken ve sonrasında  düşüncelerim hep itişti öncelik için..

Mükemmelliyetçi bir yapıya sahip olduğumdan değişimler için daha sabırlı olmaya karar verdim zamanla. Kararımın ne kadar isabetli olduğunu bu sergimde de görüyorum.

Tuval üzeri akrilik, 50x50cm.
İlham kaynağınız, beslendiğiniz öğeler nelerdir?
Var oluşunu aklın almadığı alamayacağı güzelim dünyamız ve üzerinde barındırdığı kendi gibi sınırsız mucizeleri en büyük zenginliğimiz olan aklımızla buluşturunca düşünceleri barındıracak alanları bulmak imkansızlaşıyor.

Unicef kart çalışmalarınız ne zaman ve nasıl başladı? Unicef için nasıl çalışmalar yaptınız? 
Hatırladığım, Fatih Erdoğan'ın Unicef adına organize ettiği çocuk kitabı resimleme yarışmasında jüri üyesiydim. Unicef' den Alanor Olalı da vardı jüride. 

Tuval üzeri akrilik, Çapı 60cm.
Bir süre sonra Ankara Selvin Sanat Galerisi’nde sergim açıldığında Alanor Hanım’a davetiye gönderdim. Sergime gelmiş ve resimlerimi beğenip, Unicef ürünlerinde kullanılacak eserleri seçen yurtdışındaki jüriye göndermek istemiş. Galerinin sahibesi Selvin Gafuroğlu ilgilenmişler. 

Unicef jürisine gönderilen resimlerimden ikisi hem sanat jürisinden, hem de ticari jüriden geçince Unicef' e dolayısıyla dünyaya, “merhaba” demiş oldum.

Yurtdışında basılan ve tüm dünyada satılan bu ürünler ilgi gördü ve yenileri de Unicef koleksiyonlarında yer aldı. Toplam beş eserim sekiz ayrı üründe kullanıldı. Altı ayrı kartpostal üzerinde, telefon rehberi içinde ve bir diğeri kupa üzerinde yer aldı. Bu çalışmalar dışında yurtiçinde Unicef yararına açılan karma sergilere katıldım. Birkaçında kızım Perincan Yalnızcık ile ortak çalışmalarımızla yer aldık.

Sanat ve sanatçı tanımınız nedir?
Sanat; hayata güzelliklerin gözüyle bakmaktır. Sanatçı ise; görme problemi olanlara güzellikleri anlatmada yardımcı olmaktır.

Güncel sanat hakkındaki düşünceleriniz nedir? 
Günümüz dünyasında birileri sanatın gücünü kırmak adına kendini sanatçı zannedenleri güdülüyor. Ayrıca her alanda olduğu gibi sanat dünyasında da yoğun kavram kargaşası hakim. Donanımdan yoksun çıplak soytarılar Kral zannıyla ortada dolaşmakta.

Tuval üzeri akrilik. Çapı 60cm.
Beğendiğiniz sanatçılar ve eserlerinden bahsedebilir misiniz?
Güzele ve güzelliklere tutku ile ürün veren tüm sanatçılara sevgim ve saygım sonsuz...Bu duygularla yapılmış  tüm özgün işleri beğenirim.

Sanatın günlük yaşam ve mutluluk ile ilişkisi nedir sizce?
Gerçek anlamda sanat eserleriyle gözgöze gelindiğinde kişilere katacakları, eserlerin içeriğine göre sınırsızdır. Bu özel olarak karşı karşıya gelişlerin dışında giydiklerimizden, tüm ambalajlı ürünlere, kitaplarımızdan her türlü basılı evrağa, alışveriş yaptığımız mağazaların vitrinlerinden dükkanların tabelalarına, apartmanlarımızın adlarının yazılışına, evlerimizin mimarisinden park ve bahçelerimizin düzenlenmesine, toplu taşıma araçlarından özel otolara kullandığımız her türlü araç gerece, sevdiklerimize aldığımız hediyeleri sarıp sarmalarken gösterdiğimiz özene, hepsinin içine katılmış sanat var adı “tasarım” olan. Endüstriyel sanatlar.. Bunun dışında birbirimize gülümseyişimizden, selamlamaya, mimiklerimizden bedenimizle yaptığımız hareketlere, sanatın farklı dalları da günlük yaşantımızda bizlerle...

İstanbul'u beş duyunuzla tanımlamanızı rica etsem?
Yokların yok olduğu kent İstanbul. 

18 Aralık 'ta İstanbul Leonardo Sanat Galerisi'nde açacağınız serginizin öyküsü nedir?
1984 yılında “Benim İstanbulum” başlığı ile açtığım sergide hayalimden yansıyan İstanbul görüntüleri ile yetinmeyip İstanbul ve ülkemizin hatta ülkelerin çeşitli sorunların göndermeler vardı çeşmelerin aracılığı ile... 

Yaklaşık  iki yıldır hazırlamakta olduğum “Tadı Hayalimin İstanbulu”nda  da anlatılanlar özde aynı, görsel olarak farklı.. Bu farklılıklar İstanbul'un doğasına yansımasının yanında göndermelerin biçimine de yansıdı, tabaklar girdi devreye, beslenme kültürümüzdeki değişiklikleri ve önlenemeyen açgözlülükleri anlatmak için...

Yaradanın oldukça cömert davrandığı coğrafyamızda atalarımız,  şükranlarının ifadesi olarak inançları ile oluşturmuşlar şehrimizin siluetini… Hep özen göstermişler yaradılanlara. Tek tek korumuşlar ürünleri genleri ile oynamadan. Ve bu ürünlerle beslenirken yemeklerini sanat eserine dönüştürmüşler saygılarının gereği Tadı Hayalimin İstanbul’unda… 

Yorumlar

Ayın en çok okunanları:

Ömer Muz: "Resmettiğim İstanbul, Sait Faik’in, Orhan Veli’nin, Salah Birsel’in İstanbul’u...

Oniki Adalar'ın üç gülü: Symi, Leros, Kalymnos

Biorezonans nedir? Op. Dr. Hasan İlkehan: "Biorezonans geleceğin tıbbı olarak adlandırılabilir..."

Cem Şen: "Eğer bir öğreti, özünü bir parçacık bile yitirmeden her koşula uyum sağlayabiliyorsa o zaman gerçek bir öğreti demektir."

Thassos Adası: Yanıbaşımızdaki tatil cenneti

Sıdıka Rodop: "Mücevher tasarımında zamansızlık, işlevsellek, yenilikçilik kavramları biraradadır."

Bu Blogda Ara