İpe dokunmayı seviyorum... Hem iki boyutlu hem de üç boyutlu düşünmemi sağlıyor. Kendi olanakları ve sınırları var. Bu da sürekli yeni yöntemler ve fikirler bulmaya itiyor beni..


Defne Tesal: 


"Koza" enstalasyon projesini hazırlarken mekanı (Galeri 5) nasıl ele alabileceğimi, tek bir iş ile alanı nasıl kullanabileceğimi düşündüm. Üç boyutlu çalışmak istiyordum. Duvarlardan ziyade ortadaki koca boşluk beni heyecanlandırdı. Bir yandan da yapacağım işi orada gerçekleştirecek olmak, herkesin ortasında, tanımadığım bir yerde bu kadar samimi ama uzak vakit geçirecek olmam projeyi şekillendirdi. Kendime bir barınak/korunak yapmaya karar verdim. Hem mekana ait hem de bana ait bir iş. Bu şekilde “Koza” oluştu. Üretim süresince de iş şekillenmeye devam etti. Sonlanmaya yakın, galerinin içinde çalışma masamın olduğu, asıl kendime ait hale dönüşen yeri kapatmaya karar verdim. Özel alan yaratmak gibi. Ama izleyicinin içeri girebildiği de bir alan oldu. Bir ayın sonunda burayı izleyiciye teslim ederken kendime ait küçük bölmeye kullanmadığım iplerimi ve süreç boyunca tuttuğum notların olduğu defteri bıraktım. 

Yorumlar

Ayın en çok okunanları:

Ömer Muz: "Resmettiğim İstanbul, Sait Faik’in, Orhan Veli’nin, Salah Birsel’in İstanbul’u...

Oniki Adalar'ın üç gülü: Symi, Leros, Kalymnos

Biorezonans nedir? Op. Dr. Hasan İlkehan: "Biorezonans geleceğin tıbbı olarak adlandırılabilir..."

Cem Şen: "Eğer bir öğreti, özünü bir parçacık bile yitirmeden her koşula uyum sağlayabiliyorsa o zaman gerçek bir öğreti demektir."

Thassos Adası: Yanıbaşımızdaki tatil cenneti

Sıdıka Rodop: "Mücevher tasarımında zamansızlık, işlevsellek, yenilikçilik kavramları biraradadır."

Bu Blogda Ara