06 Şubat 2016

Ertuğrul Ateş: Sanatın başlama noktası bütün büyük sorulara cevap aramaksa, sanatçı cevabı aramaya kendinden başlamalı..


Sanatçının “aşk” arayışının sonsuz ve bitmeyecek bir arayış olduğunu bilerek yola çıktığı, “hangi aşk?” sorusunu sorarak, içe dönerek ve “aşık” olarak,“Aşk”ı ve zor soruların cevaplarını çıktığı ruhsal yolculukta “ilahi aşk” ve “dünyevi aşk” arasında gidip gelerek aradığı yazıyor serginin basın bülteninde..  Kendini belirli bir akım içinde görmekten ısrarla kaçınan Ertuğrul Ateş, resimlerine sürrealist platform, romantik dışavurum ve mistik düşünce yapısının can verdiği kanısında. Tuval üzerine yağlıboya çalışıyor ve eskiz yapmıyor.

Son serginizin adı olan Aşkı kelimelerle tanımlamanızı istesem?
“AŞK” insanın kendini tanımak için çıktığı yolun adıdır. Ancak bu yol dikenli, taşlı, zor bir yoldur. Ve asla son durak yoktur

Eserlerinizin izleyici ile buluşma anlarındaki gözlemleriniz nedir?
Çok eğlenceli ve eğitici bir durum. İzleyicilerden çok şey öğrenmişimdir.

Çalışmalarınızın zaman içindeki değişim ve gelişimini kendi gözünüzden aktarabilir misiniz?
İnsanın yaşam süreci neyse, sanatın da aynıdır. Gençlik vardır, sonra olgunlaşılır vs. Sanat bu süreci, sanatçıyla birlikte yaşar.

İlham kaynaklarınız nasıl değişim gösterdi zaman içinde?
İlham kaynağı hayatın kendisidir. O değiştikçe, siz de farklı açılardan bakma fırsatı bulursunuz. Yani belirleyici olan hayattır. Sizi değiştirir.

Sanat ve sanatçı tanımınız nedir?
“Sanat” gerçekten, “hayat damarlarımızdan biridir”. Toplumun bilgi üretebileceği, bir düşünsel veri tabanı oluşturur. Başka bir pencereden bakıp, hayal kurmamızı sağlar. Bu bir toplum için, özgürleşmenin ve bilgi üretmenin ilk adımlarıdır. Var olmamızın anlamlandırılmasıdır. Sanatçılar ise, bu yolculuğu sağlayan aykırı insanlardır. Onlar toplumun yıldızlarıdır. Karanlıkta yolumuzu onlara bakarak buluruz.

Devamı...

Hiç yorum yok: