Ulaş Şentürk oyuncaklarıyla gidiyor her yere.. Oyuncaklarına hikayeler tasarlayıp değişik mekanlarda fotoğraflıyor..


Tintin karakterlerinden Dupond
Arkadaşlarımla bir kafede oturmuş sohbet ediyorduk. Karşımdaki genç adam sırt çantasından çıkarttığı minik oyuncaklarını masanın üstündeki seramik çaydanlığın üstüne yerleştirmeye başladı. Yerlerini ve duruşlarını sürekli değiştirip fotoğraflarını çekiyordu. Çok sevdim.. Ulaş Şentürk ve sevimli arkadaşlarını sizlerle de tanıştırmak istedim.

Cherrybomb
Kaç yaşından beri oyuncak topluyorsun? Ne zaman onları yaınnda  taşımaya  başladın?
Küçüklüğümden beri arkadaşımdan çok oyuncağım olmuştur hep. Koleksiyoner olarak oyuncak biriktirmeye üniversite yıllarında başladım. Ama şu an koleksiyonumda ilkokul yıllarımdan kalma parçalar da bulunuyor.

Son 10 yıldır, çalıştığım kurumlarda, çantamda mutlaka birkaç parça oyuncak oldu. Oyuncakları fotoğraflamaya başlayalı da 2 yıl olmuştur.

Nerelerde fotoğraflarını çekmeyi seviyorsun? 
Yer ayırt etmiyorum aslında. Ama kendimi rahat hissettiğim mekanlarda çekim yapmayı tercih ediyorum. Rahatlıktan kastım, çevredeki insanların en azından çekim yapıncaya kadar beklediği, sorular sormaya başlamadığı yerler.

Denemediğin ve hayalini kurduğun fotoğraf mekanı var mı?
Kuzey Işıkları'nın altında çekim yapmayı çok isterdim, yakın zamanda olmasa da bir gün mutlaka gideceğim. Sürekli konuşup bir türlü hayata geçirmediğim proje ise, figürlerimle stop motion animasyon çekmek. Hisart ve Miniatürk'e de hala gitmedim, fırsat bulursam her ikisine de uygun olacağını düşündüğüm figürlerim var, dioramaların içinde fotoğraflamak istediğim.

Soldan sağa: Homer Simpson, Woody, Spider-Man
Bu tip merakı olan başka insanlarla iletişimde misiniz? Buluşuyor musunuz?  Hangi sosyal medyayı kullanıyorsunuz? 
Dünyada oyuncak fotoğrafçılığıyla ilgilenen binlerce kişi var, Uzak Doğu'da bu işle profesyonel olarak uğraşan çok başarılı fotoğrafçılar bulunuyor. Türkiye'de ise bir avuç insan.

Yüz yüze olmasa da sosyal medya üzerinden görüştüğüm birkaç arkadaş var. Instagram ve Facebook'ta üye olduğum gruplar var, buralarda her gün düzenli olarak fotoğraflarımızı paylaşıyoruz.

Oyuncaklarının sayısını hatırlıyor musun? 
Uzun zamandır ayrıntılı bir kayıt tutmadım, yıllar içerisinde çeşit arttı, küçük parçalar da toplamaya başladım. Kutusuz olanların hepsini sergileme imkanım olmuyor, o yüzden net bir sayı veremem, yüzlerce diyelim kısaca.

Surfer Batman
En eski ve en yeni oyuncakların hangileri?
Koleksiyonumdaki en eski parçalar, ilkokul döneminden kalma Lego'lar ve Matchbox arabaları.. Onları fotoğraflamıyorum. Çekimlerde kullandığım en eskisi ise 20 yıl önce satın aldığım Spider-Man figürüm. Lego figür serilerine eklenenleri saymazsam aldığım en son figür sörfçü Batman. Batman'in 60'lardaki televizyon serisinin bir bölümünden esinlenerek hazırlanmış bir figür, plaj çekimleri için ideal bir parça. Henüz yolda olanları söylemiyorum, sürpriz :)

Bize bazılarının hikayelerini anlatır mısın?
Sıkça fotoğrafladığım ufak bir Homer Simpson figürüm var. Yakın çevrem Homer'la bazı yönlerimizin benzeştiğini söylüyor. Elimde teyzemin çocukluğunda, dedemlerin Almanya'dan aldığı Lego parçaları var, ne zaman kutularından çıkartsam çocukluğum aklıma gelir. Arkadaşlarımın hediye ettiği figürlerin de yeri ayrı. Elimde her ruh halime uygun figürüm var, sabah çıkarken keyifsizsem yanıma koyu renkli, asık suratlı figürler alırım, mutluysam en neşeli olanları.

Her gün alıyor musun yanına oyuncaklarını? Yüzlercesi arasından o gün yanına alacaklarını nasıl seçiyorsun?
Haftanın 3-4 günü mutlaka alırım. Eskiden sırt çantasında taşıyordum, baktım figürler zarar görüyor, ufak bir alet çantasında taşımaya başladım küçük parçaları. Cumartesi günleri çekim planıma göre büyük parçaları çantayla taşıyorum yanımda. Hangisi alacağıma başta o günkü ruh halime göre karar veriyorum, sonra gün içinde gideceğim mekanlara göre değerlendiriyorum. Sürekli çantamda duran figürler var, demirbaş diyebileceğim.

Tintin ve Milou
Oyuncaklarını konumlandırdığın mekanlar ve çektiğin fotoğraflar için belli temalar planlıyor musun yoksa doğaçlama mı ortaya çıkıveriyor?
Bazen etkinlik gündemimize göre bir kare belirlerim, vizyona giren bir film, bir sergi, konser gibi. Oraya uygun olacağını düşündüğüm figürleri alırım. Uzun süreli tatiller için 3-4 gün önceden uğrak noktalarına göre seçim yapıyorum, Woody ve Cherrybomb sürekli bizimle gelir zaten. 

Alışveriş yaparken, bir yerleri dolaşırken gördüğüm objeler üzerinden kareler tasarlarım. Minyatür bir sandalye, küçük bir televizyon, bir bisiklet gördüğüm anda, onu hangi figürle nasıl pozlayacağımı düşünürüm. Bir bölümü de doğaçlama ortaya çıkıyor, güzel bir ışıklandırma, manzaralı bir pencere gördüğümde, çantamda hangi figürler varsa o an onlarla bir kompozisyon oluşturuyorum.

Ulaş Şentürk, Smorkin Labbit,
Totoro ve Babo's Bird ile..
Ne işle meşgulsün? 
Siyaset bilimi mezunuyum ama kaza eseri gazeteci oldum. Staj için gittiğim kurumda o dönemki müdürüm benden habersiz işe almış :) Sonrası çorap söküğü gibi geldi.

İstanbul’u beş duyunla tanımlamanı istesem...  
Nerelerinde hangi oyuncaklarinla cekim yapmak isterdin?
Şu anki iş yerim Çağlayan'da, evim ise Beşiktaş'ta. Her gün içinden geçtiğim kaosu göz önüne alınca, İstanbul'u duyu katili olarak tanımlamak gerekir aslında.

Boğaz olmasa gerçekten de çekilir bir yanı yok. O yüzden en güzel fotoğraflar benim gözümde Boğaz'da çekiliyor, Hisarüstü, Bebek, Kabataş gibi yerlerde. Garip ama üniversite dönemindeki Beyoğlu'nun kakafonisini de özlüyorum, uygun ortam olsa tramvay yolunda çekim yapmak isterdim.

Fotoğraflarımda çift olarak kullandığım iki figürüm var. Biri “Toy Story” serisindeki Woody, öteki de Avustralyalı illüstratör Ashley Wood'un yarattığı karakterlerden Cherry Bomb. Onları Büyükada'da, mimozaların altında çekerdim.

Homer'ı Mısır Çarşısı'nda, baharat ve tatlıların arasında çekmedim hala, o da planlarım arasında. Bir de Fenerbahçe Parkı'nda, yazın çimenlerin üstünde fotoğraflamayı düşündüğüm bir seri tavşan figürüm var.

Homer Simpson
Ulaş Şentürk'ün diğer oyuncaklı fotoğraflarına ulaşmak için:

Yorumlar

Ayın en çok okunanları:

Ömer Muz: "Resmettiğim İstanbul, Sait Faik’in, Orhan Veli’nin, Salah Birsel’in İstanbul’u...

Oniki Adalar'ın üç gülü: Symi, Leros, Kalymnos

Biorezonans nedir? Op. Dr. Hasan İlkehan: "Biorezonans geleceğin tıbbı olarak adlandırılabilir..."

Cem Şen: "Eğer bir öğreti, özünü bir parçacık bile yitirmeden her koşula uyum sağlayabiliyorsa o zaman gerçek bir öğreti demektir."

Thassos Adası: Yanıbaşımızdaki tatil cenneti

Sıdıka Rodop: "Mücevher tasarımında zamansızlık, işlevsellek, yenilikçilik kavramları biraradadır."

Bu Blogda Ara