Esra Özakan Trolonge: "Mutlu olmak isteyen kişi derin bir spritüel, görsel, literer estetik arayışına giren kişidir.."


Esra Trolonge'nin 2015'in Kasım ayında Fransa'nın Bordeaux şehrinde açtığı son serginin adı “l'Ombre du Chaman (Şaman'ın Gölgesi)” idi. Serginin öyküsünü ondan dinleyelim:

Hep ağaç dalları yaparken bu sefer kendi köklerime dönmek istedim. Önce paleolitik kaya resimleri ve Orta Asya şamanizminden esinlenerek yaptığım figürler gittikçe tüm tribal (kabile) kültürlerin izlerini taşımaya başladı.. 


İnsanın bir zamanlar doğa ve kozmozun elementleri ile harmoni içinde yaşadığı çağların enerjisini hissetmeye ve kendi yeni iç bakış açım ile yorumlamaya çalıştım. Kendi şamanlarımı (kendi şamanik canlılarımı) yarattım. Her zamanki rölyefli formlarıma ilk defa  kendimce şamanik bulduğum çeşitli objeler yapıştırdım.. Deniz kabukları, tohumlar, eski boncuklar, dallar, at kılı, parlak böcek kanatları gibi.. Bu sergi için kendi hazırladığım seramik ve toplama objelerden oluşan iki de heykel yaptım.

Eserlerinizdeki sembollerin izleyici ile buluşması hakkındaki gözlemleriniz nedir?
Benim de sembollerim sanırım her kültürden, tüm insanlığın ortak sembolleri gibi. Üzerinde yaşadığımız bu şahane gezegenin müthiş zenginlikteki elementleri ve astronomik sembolleri.. Sanırım benim kutsal üçgenim dünya gezegeni, insan ve ikisini kucaklayan kozmozdan oluşuyor.. Başta her boyutta puantiyeler (yuvarlak form) olmak üzere yıldızlar, kuşlar, ağaçlar, çiçekler, renkler, paleolitik izler, tohumlar.. İzleyici tablolarıma baktığında bu ortak semboller sayesinde kendi kişisel hikayesini istediği gibi kurguluyor.. Aynı manzaraya bakan kişilerin herbirinin manzara hakkında farklı duyumlar hissetmesi gibi.


Çalışmalarınızın zaman içindeki değişim ve gelişimini kendi gözünüzden  aktarabilir misiniz?
Çalışmalarımın kaynak motivasyonu çocukluğumdan beri hep dünya ve başta bitkiler olmak üzere üzerindeki canlılar, astronomi ve ezoterizm oldu.. 20 yıl evvel Avustralya Aborijin resminden çok etkileniyordum. Ama onlarla aynı sembolleri, aynı tarzı kullanmak bana çok saçma geliyordu.. Pek çok teknik ve estetik araştırma döneminden geçerek zamanla kendi yarı onirik, yarı reel dünyamın temellerini kurmaya başladım.. O günden beri de devinim halindeyim.. Sürekli değişim içinde, aktif temasal serilerim var. Örneğin “Inhaling Expanding Universe”, mavi tonlarının çok hakim olduğu bir seri. Kendimi hazır ve mavi  hissettiğim zaman bu seriye dönüyor, bir iki tuval çıkarıyorum. Sonra başka bir duygu tayfına geçiyorum. Doğal olarak başka bir renk tonalitesine de.. “Where do all frivol hearts go” temalı serimi genellikle kış aylarında ziyaret ediyorum. Seriler hep aktif halde olunca, temayı zamanla nasıl hissetiğimi gösteren çalışmaları takip etmek benim için bile ilginç oluyor..




İlham kaynaklarınızdan bahsedebilir misiniz?
Yukarıda da bahsettiğim gibi benim kutsal üçlüm dünya gezegeni ve sakinleri, insan (algılayıcı olarak) ve bütün bunları kucaklayan kozmoz. Bütün paleolitik kaya resimlerinin büyük hayranıyım. Jeolojiye çok ilgi duyuyorum. Mineral dünya beni büyülüyor. Bİlim, özellikle astronomi konusundaki gelişmeler çok ilgimi çekiyor. Tabii bitkiler, çiçekler, özellikle ağaçlara olan derin sevgim çalışmalarımda en çabuk fark edilen unsurlar sanırım.. Bunun dışında, kendi kişisel gelişim yolculuğumda yaşadığım bütün deneyim ve duygu tayfları çalışmalarımı derinden etkileyen unsurlar.



Sanat ve sanatçı tanımınız nedir?
Sanat, ingilizce ve fransızca da telafuz edildiğinde insanın kulağında, keyif, özgürlük, yeni ufuklar, heves gibi yankılar yapıyor. Türkçede ise ne yazık ki ulaşılmazlık, anlaşılmazlık, herkesin harcı olmayan bir güzellik vs. gibi bilinçaltı his uyandırıyor. En azından benim ve benim jenerasyonumdan olan pek çokları için durum böyle.. 

Sanat, Picasso’nun dediği gibi günlük hayatın üzerimize örttüğü tozu süpürüp atan, bizi zindeleştiren, kanımızı temizleyen, bizi çiçeklere yaklaştıran sonsuz bir estetik anketi.. Bence  insanoğlunın “ultime” arayışı güzellik, estetik aşkıdır.. 

Yine Picasso'nun dediği gibi bütün sanatçıların ustaları paleolitik kayaları resimleyen atalarımızdı. Bence de! Ardından, Matisse, Monet, Klimt, Klee, Boch, Vermeer aklıma ilk gelen klasik isimler..

Türk sanat izleyicisi hakkındaki düşünceleriniz nedir?
Açıkçası çok iyi tanımıyorum. Türkiye’deki bazı sanatçı arkadaşlarım bazı alıcıların tabloları koltuk rengine göre seçtiklerini söyleyerek dert yanıyorlar. Burada da durum farklı değil ve bu durumu hiç yadırgamıyorum. Sanat tarihine şöyle bir gözucu ile baktığımızda bile bugün müzelerde hayranlıla baktığımız tabloların çoğunun kendi çağlarında müşterinin renk, kompozisyon, tema, format direktifleri doğrultusunda yapıldığını görüyoruz.



Sanatın günlük yaşam ve mutluluk ile ilişkisi nedir sizce?
Estetikten zevk almak için mutluluk yoluna girmiş olmak gerek bence. Cümleyi devrikleştirebiliriz de.. Mutlu olmak isteyen kişi derin bir spritüel, görsel, literer estetik arayışına giren kişidir otomatik olarak.. Gerisi uzun keyifli bir yolculuk.

En sevdiğiniz şehirler hangileri? Nedenleri nedir?
Her ilgi duyduğum şehre gidebilme imkanım olmadı henüz. Uzun bir dünya turu yapmayı çok isterim bir gün. İstanbul doğduğum, bütün gençliğimi yaşadığım şehir. Yeri doldurulamaz. 11 yıldır yaşadığım Bordeaux’yu çok seviyorum. Amerika, Key West adalarında bir süre bulunmuştum. Oradaki Küba-Amerika karışımı kültür hoşuma gitmişti. Polonezya adalarını ziyaret etmek istiyorum.

İstanbul’u beş duyunuzla tanımlayın desem..
Görme: Boğaz’ın suları, balık tutan vatandaş, tabela kirliliği, betonun arasında bulduğu her delikten fışkıran bitkiler..

İşitme: Vapur, trafik, bar/çay bahçesinde sohbet sesleri, kedi miyavlaması..

Tat: Rakı, balık, meze..

Koku: İki adımda bir önünden geçtiğim dönerciler..

Dokunma: Kedi okşaması

ESRA ÖZAKAN TROLONGE
1969 İstanbul doğumlu sanatçı Mimar Sinan Üniversitesi'nden mezun. 2005 yılından beri Fransa Bordeaux'da yaşıyor ve resim/heykel çalışmalarını orada sürdürüyor.

Yorumlar

Ayın en çok okunanları:

Ömer Muz: "Resmettiğim İstanbul, Sait Faik’in, Orhan Veli’nin, Salah Birsel’in İstanbul’u...

Oniki Adalar'ın üç gülü: Symi, Leros, Kalymnos

Biorezonans nedir? Op. Dr. Hasan İlkehan: "Biorezonans geleceğin tıbbı olarak adlandırılabilir..."

Cem Şen: "Eğer bir öğreti, özünü bir parçacık bile yitirmeden her koşula uyum sağlayabiliyorsa o zaman gerçek bir öğreti demektir."

Thassos Adası: Yanıbaşımızdaki tatil cenneti

Sıdıka Rodop: "Mücevher tasarımında zamansızlık, işlevsellek, yenilikçilik kavramları biraradadır."

Bu Blogda Ara