Betty Azarbad: İnsan ölçeğine uygun mu yaşıyoruz?

  
Shiatsu nedir? Sıklıkla duyuyorum. Merak ettim İstanbul'daki Liladhara Yoga ve Shiatsu Okulu’nun kurucusu Betty Azarbad'a sordum.
Japonca “Shi” parmak, “Atsu” basınç  anlamına gelir. Temelini Çin tıbbı ve felsefesi ile akupunkturdan alır.  Shiatsu uzmanı parmaklarını akupunktur iğnesi gibi kullanır. Parmakların yardımıyla Akupunktur noktalarının birleşmesinden oluşan meridyenleri yoklayarak Qi’nin (Yaşam Enerjisi) vücuttaki akışına bakılır. Yumuşak dokuya parmaklarla yapılan bu basınçlar vücuttaki enerji akışını dengeleyerek organlardaki enerji tıkanıklığını açar ve bedenin kendi kendini şifalandırmasına olanak tanır. Shiatsu masaj değildir. Uygulanan seans kişiye özeldir. Dolayısıyla otantiktir, bir daha tekrarı yoktur.

Neden Shiatsu’yu seçtiniz?
Beden, zihin ve ruhu ayırmadan, İnsana bütüncül bakış açısı nedeniyle. Hem sağlıklı ve zinde olmak hem de olası hastalıkları önlemek amacıyla uygulanan seansların etkilerinin ne kadar faydalı olduklarını gözlemledim. Seans öncesi ve sonrası müthiş fark var.

Önemli bir şey daha var, günlük hayatımızda çok göz ardı ettiğimiz bir şey: Dokunmak. Shiatsu ile dokunmanın iyileştirici tarafını keşfettim. Çocukken düştüğümüz zaman acıyan yerimizi ovalamak ya da üzerine elimizi koyarak acımızı hafifletmek ya da dindirmek ne kadar doğal bir refleks değil mi? Demek ki insanın kendi kendini şifalandırması mümkün.


Uzak Doğu kaynaklı değişik sağlık ve yaşam öğretileri var... (akupunktur, qi gong, pharmacopée, tuina, waiqi liaofa, feng shui...) kim hangisini uygulamalı sizce?
Saydıklarınızın hepsi Çin tıbbı ve felsefesinde bireyin sağlıklı yaşaması için önerilenler. Bunları birbirinden ayırmak uygun düşmez. Batı’da bu sağlık ve yaşam önerileri ayrı ayrı sunuluyor. Oysa Uzak Doğu’da bütüncül bir yaklaşım var. Eğer siz kendinize uygun olmayan bir beslenme içindeyseniz, vücudunuzu dinç tutmak için gerekli beden egzersizlerini yapmazsanız size uygulanan akupunkturun faydasını göremezsiniz. 

İstediğiniz kadar bitkisel terapi ya da akupunktur seansları alın, size önerilen günlük hijyen kurallarını takip etmezseniz etkili sonuç alamazsınız. Dediğim gibi global bir bakış var. İnsanın sosyal, duygusal ve günlük yaşamını parçalara ayırmadan bir bütün olarak bakarsak, tüm bu önerilen sağlık ve yaşam öğretileri iç içe.

Size katkıları ne oldu?
Sanırım Shiatsu öğretmenimden aldığım ilk seansta, vücudumun bazı yerlerine dikkatimin hiç uğramadığını fark ettim. Her ne kadar 97‘den beri Yoga yaparak bedenim hakkında farkındalık geliştirmiş olsam da, bir rehber aracılığıyla vücudumu yeniden keşfettiğimi anladım. Böylelikle bedenimle yeni bir diyalog başlamış oldu. Yaşadığım dünyada kapladığım ruhsal, zihinsel ve bedensel alanı fark ettim. Daha da önemlisi insana bakış açım zenginleşti.   

Bedende bazı noktalar var elimizin hiç ulaşamayacağı. Mesela sırt bölgesi; burası ne kadar önemli! Sırtımız sıvazlandığında ya da bir yakınımızın elini sırtımızda hissettiğimizde ne kadar rahat olduğumuzu ve içimizde güven duygusu uyandığını fark etmez miyiz?

Liladhara Yoga ve Shiatsu Okulu’nun hikayesini anlatır mısınız?
1997’den beri yoga yapmaktayım. Bu birikimin ardından yoga deneyimimi paylaşmak istedim. Önce Fransa’da yerleştiğim Aix en Provence’da bir arkadaşımın yoga stüdyosunda çocuklarla yogaya başladım. Ardından 2009’da kendi yoga okulumu açtım. Hemen arkasından Shiatsu geldi. En son da Aromaterapi. Liladhara’da öncelik insana bütüncül bakmak oldu. Verilen Yoga dersleri, Shiatsu seansları ve aromaterapi gelenlere, öğrendiklerini ve uyguladıklarını kendi günlük yaşamlarına geçirme imkanlarını sağladı.


Kişisel öykünüz nedir? Türkiye’ye gelmeden önce neler yaptınız? Seyahat ve eğitimleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
İstanbul doğumluyum. 1994 senesinden beri yurt dışında çeşitli ülkelerde yaşadım. Bulunduğum ülkelerde (Almanya, Madagaskar, Fas...) farklı Yoga teknikleri ve Yoga eğitmenleri ile aralıksız çalışmalarım oldu. 

Yoga çalışmalarımı 2009’da karşılaştığım Eric Baret ile hala sürdürmekteyim.
2007’de Fransa’nın Aix en Provence şehrine yerleştim. Yerleştikten iki sene sonra özel, grup, çocuk ve hamile yogasının uygulandığı Liladhara Yoga ve Shiatsu okulunu açtım. Aynı yıl Paris’te Blandine Calais-Germaine’den yoga için anatomi dersi aldım. Okula paralel olarak Marsilya’da bulunan Nord Hastanesi’nde personele, Aix en Provence Askeri Lisesi’nde öğrencilere yoga dersleri verdim. İki kez dekatriatlon dünya şampiyonu olan Christophe Llamas ile spor antrenmanlarına ek olarak konsantrasyon ve vücut esnekliğini sağlamak üzere Yoga çalışmalarım oldu.

Wataru Ohashi’nin öğrencisi Marie-Hélène Reynaud-Joanny’nin 4 senelik Shiatsu okulunu bitirdim. 2010’dan beri Fransız Geleneksel Shiatsu Federasyonu üyesiyim. Temmuz 2015’te Namur-Belçika’da düzenlenen Stephen Vien’in Shiatsu seminerine, ardından aynı sene Ekim’de Wataru Ohashi’nin Brüksel-Belçika’daki stajına katıldım.

Belçika’da kurulu olan Pranarom Laboratuvarı’ndan aromaterapi eğitimi aldım. Mesleki açıdan kendimi sürekli geliştirmeye devam ediyorum. Philippe Sionneau ile 2014’de başladığım Akupunktur ve Çin Tıbbı eğitimini sürdürmekteyim.

Büyük kent yaşamı ile küçük kasaba yaşamının insan üzerine etkilerini düşünüyorum son zamanlarda. Siz neler söylemek istersiniz?
Bir söz vardır, her seferinde çok doğru bulduğum için tekrarlarım: “İnsan Ölçeğine uygun” diye. İnsanın kapasitesine uygun olan her şeyi kapsar. Mesela yaşadığınız şehirde her yere arabasız gidebilmek mümkün olsun diyelim, ya da bir yerden başka bir yere ulaşım için aktarmasız otobüsler olsun ve o şehirde her bir şey de var olsun; tiyatrosundan sinemasına, konser salonundan alışveriş merkezine. Öğlen yemeğinizi kuş sesleri eşliğinde, çiçeklerlerle dolu parklarda, bahçelerde yiyebileceğiniz, haftasonları gezebileceğiniz müzeler olsun. Doğa ile daha iç içe bir şehir düşünün, betondan olabildiğince uzak. Bu konsept içinde yaşamın günlük olağan akışının stresine ek pek başka bir derdiniz olmaz; ki bu kadar stres insan hayatında olağandır, insanı motive eder.

İnsanların günlük yaşantılarında kendilerine ayırabilecek vakitleri olur; eve geldiklerinde ailelerine de, arkadaşlıklara da. Bir de her şeyin karmaşa içinde olduğu, boyutu insanı aşan bir şehir düşünün. Bir yerden bir yere gitmek için en az iki vesait değiştirmenizin gerektiği, trafiğin sürekli tıkalı olduğu bir şehir. Randevunuza geç kalacağınız için stres altında ter döktüğünüzü, ağacın, yeşilin betona dönüştüğünü, nefes almanın hava kirliliğinden dolayı gittikçe zorlaştığını... Eve yorgun döndüğünüzü, öğlen ağzınıza attığınız sandviçinizin ardından akşam yemeğini çabucak hazırlayıp aceleyle yedikten sonra televizyon karşısında dinlenirim deyip yorgunluktan uyuyakaldığınızı... Ve ertesi sabah gözünüzü zor açıp tekrar bir önceki günün rutinini yaşamak zorunda olduğunuzu... Buradaki stres insan hayatını olumsuz etkiler. Zaten betonla kaplı yerlerde, klimalar eşliğinde doğadan uzak yaşadığımızdan beden ve ruh dengemizin olumsuz yönde etkilendiğini de göz önüne alırsak buna insanca yaşamak diyebilir miyiz?

İşte bu noktada Shiatsu’nun insana doğaya yakın yaşayabilmesinin, uygun beslenmesinin ve beden egzersizlerinin gerekliliğini vurgulamada yardımının büyük olduğuna inanıyorum.
Sağlıklı ve zinde olmak, uyum içinde yaşamak her insanın hakkıdır... 

Yorumlar

Ayın en çok okunanları:

Ömer Muz: "Resmettiğim İstanbul, Sait Faik’in, Orhan Veli’nin, Salah Birsel’in İstanbul’u...

Oniki Adalar'ın üç gülü: Symi, Leros, Kalymnos

Biorezonans nedir? Op. Dr. Hasan İlkehan: "Biorezonans geleceğin tıbbı olarak adlandırılabilir..."

Cem Şen: "Eğer bir öğreti, özünü bir parçacık bile yitirmeden her koşula uyum sağlayabiliyorsa o zaman gerçek bir öğreti demektir."

Thassos Adası: Yanıbaşımızdaki tatil cenneti

Sıdıka Rodop: "Mücevher tasarımında zamansızlık, işlevsellek, yenilikçilik kavramları biraradadır."

Bu Blogda Ara