06 Mart 2017

Zeynep Değirmencioğlu: "Nasıl bir gelecek hayal ediyorsak ülkemiz bu hayallerden oluşan olaylarla karşılaşır. "


Zeynep Değirmencioğlu'nu yıllar önce Aya İrini'de piyanist Tuluyhan Uğurlu’nun doğaçlama yorumu eşliğinde sergilediği “Kainat Sensin” adlı performansından ve aynı adlı kitabından hatırlayan olabilir. Astroloji ile ilgili herkes bu ismi bilir.

Enerjileri ile insanlığı yıkayan ve kaçınılmaz bir değişime uğratan gökcisimlerinin neleri sembolize ettiklerini anlatmayı ve bu enerjileri evrenin dili olan müzik eşliğinde meditasyon yaparak iç âlemlerde uyandırmayı amaçlayan  Aya İrini performansından sonra kendisiyle bir kere evinde sohbet etme olanağı bulmuştum. Röportaj yapmak şimdi kısmetmiş..

Çalışma alanınızı neden astroloji olarak belirlediniz?

Çalışma alanımı bilinçli olarak seçtiğimi söyleyemem. Açık söylersem bu konu hem uzun bir hikâye olur, hem de çok klasik tanımına girer. Gökyüzünü hep merak etmişimdir. Hatta “büyüyünce ne olacaksın?”sorusunu “pilot olacağım, fezaya çıkacağım” diye yanıtlardım.

İlk öğretmenim olan babaannem tüm semavi kitapları hatmettirirken mitolojiyi de hikâye eder örneklerdi. Teoloji, kozmoloji, mitoloji konularını araştırırken de yolum astrolojiye çıktı. Tanrı insanı niye yarattı, insan bu kürede ne yapmak için yaratıldı? Soruları merak duygumu kamçıladı, ikinci meslek arzum ise doktor hatta cerrah olmaktı o çocuk aklımla.


Bu konular olurken henüz dört yaşında olduğumu belirteyim. Üstelik büyükannem adeta önüme tuzak bir soru bırakarak aramızdan ayrılıp gitmişti. Şöyle ki; kardeşimin doğum günü kutlanır bana gelince hiç konu olmazdı. Babaannem ailemizin soy ağacını çıkarmıştı. Ben de doğum günümü bulmak için çizelgeyi incelerken aile bireylerinin doğum/ölüm tarihleri tüm ayrıntıları ile kaydedilmişken benin olduğum bölümde doğum zamanımı gösteren üç tarih düşüldüğünü gördüğümde dünyam karardı! Bu olayla yüzleştiğimde ise artık dokuz yaşına gelmiştim.

Önceleri merakım insanın yaratılış sebebi iken bir de ben ne zaman dünyaya gelmiştim? İşte bu iki soruya yanıt ararken astrolojide derinlemesine bilgi edindim ve sağlıkta astroloji veya astrolojide sağlık nasıl etki gösteriyor sorusu ile de tıbba yönelerek uzun soluklu bir araştırmaya daldım. Yaratanı anlamaya ve kendimi bulmaya yönelmiştim. Evliydim, iş yaşamım iki çocuğum vardı. Astroloji de hobim ve araştırma konularımın çıkış noktasını oluşturuyordu. Özetle kendimi astroloji danışmanı olarak buldum diyebilirim.

Astroloji alanındaki çalışmalarınızdan ve hedeflerinizden bahsedebilir misiniz?
Yaklaşık 19. yüzyıla kadar astroloji daima halktan saklanmış. Sarayların, soyluların tek elinde tutulmuş ve halkların üstünde daha güçlü olmak, yönetme yolları bulmak için negatif alanı kullanılmış. Dünyamız ikiliğin/zıtlığın yaşandığı bir yer. Her şeyin dengede olması gerekiyor. Ve her enerji alanının faydalı olduğu kadar zararlı yanları da bulunuyor. Burada elementler devreye giriyor. Ateş, toprak, hava ve su olarak elementleri tanımakla işe başlarsak astroloji daha iyi anlaşılır.
Ateş, yararlı bir element olmasına karşın kontrolden çıktığında bir kıvılcımla başlayan büyük yangınlara neden olur.
Toprak, sağlam bir element olarak üzerine evler yapar, yiyeceğimizi elde ederiz. Deprem ve heyelan gibi hareket ettiğinde de yıkıcı özelliği ortaya çıkar.
Hava, yaşam kaynağımız oksijeni barındırırken kasırga haline dönüştüğünde önüne çıkan ne varsa yok eder.
Su, keza sel haline geldiğinde, denizler fırtınalarla çalkalanmaya başladığında kontrol edilemeyen felaketlere dönüşebilir.
Astrolojik veriler nötr yani tarafsızdır. Başımıza bir olay geldiğinde, nedense suç hep yıldızlardadır! Genel inanış, yıldızların/gezegenlerin dünyayı ve insanları idare ettiği yönündedir. Sizleri hayal kırıklığına uğratacağım ama bu, yüzyılların birikimiyle gelen büyük bir yanılsamadır.

Makrokozmozdan, mikrokozmoza yansıyan enerjileri harekete geçiren, eyleme döken, insanın ta kendisidir. Bilinmelidir ki; gezegenler bizi yönetmemekte, biz gezegenlerden akan enerjiyi yönetmekteyiz. Astroloji yıldız falı değildir. Ciddi bir sosyal ve bireysel yapımızı anlamaya yarayan bir ilimdir. Fakat şöyle bir özelliği de vardır. Bu özellik astrolojinin bireysel oluşundan kaynaklanıyor. Çünkü dünya zamanı olarak bir anın tekrarlanabilmesi için 368 bin yıl gerekiyor. Yani; bir kişinin doğum zamanının yüzde 99 benzer gökyüzü görünümünde olabilmesi için gereken zamandan bahsediyorum. Araştırmalarımın büyük bir bölümünü ikiz bebeklerin yaşamındaki küçük dakika farkıyla değişim gösteren gökyüzünün nedenleri üzerinedir. Dolayısı ile gezegen ve astroidlerden, sabit yıldızlardan yeryüzüne, bireylerin duygu, düşünce ve eylemlerinde görünür hale gelen bu enerjileri laboratuar ortamında araştırılması neredeyse imkânsızlaşıyor.


Bu bilimle tanıştığımızda kişiye özel olduğunu ve biricikliğimizi fark ederiz. Dolayısı ile öyle genel anlatıldığı gibi 12 burçtan oluşan gruplamalar doğru değildir. Astroloji en çok bilene yardım edermiş. Tıpkı iyi donatılmış bir bilgisayar ve yeni teknoloji telefonlar gibi. Eğer cihazı iyi tanırsanız, içinde bulunan yararlı programları beceri ile kullanırsanız daha az emek, umut ve para harcayarak daha çok şey elde eder, başarınızı yükseltirsiniz. Astroloji hem kadim bir ilim/bilim hem de büyük bir disiplin alanı. Hiçbir bedeli olmayan güçlü enerji kaynağımız ve yararlanıldığında yol gösterici eşsiz bir rehberimiz olur.

Çalışmalarımın birinci hedefi “astrolojinin değerlendirilir, kullanılır bir enerji” olduğunu anlatmak teşkil ediyor. Bu ilmi, yeni zaman akışı ve bireylerin değişen hayat şartlarına uygun olması bakımından gökyüzü de konumunu güncelliyor. Her 2000 yılda burçlar kuşağı olan Zodyak bir burç geriden başlıyor. 1996 yılından itibaren yaptığım inceleme ve gözlemlerden elde ettiğim verilerden “Işık Çocuklar” olarak tanımladığım yeni bir neslin doğacağını öngördüğüm makale 2003 yılında birçok dergi ve gazetede yer aldı. En büyük arzum ve hedeflerimden biri de eğitimcilerin, tıp alanında yer alan kişilerin, hukukçuların, çalışma/iş yaşamındaki yöneticilerin ve en önemlisi anne/babaların astrolojiyi iki günlük eğitimle öğrenmelerini teşkil ediyor. Ülkemde Astrolojinin öğretileceği üniversite bünyesinde bir enstitü ya da bölümün kurulması, dilerim kurulur.

Ayrıca değişmekte olan astroloji göstergelerinin bilgisini astroloji dersi olarak sunuyorum. Her an canlı olan enerji akışını paylaşmak adına merak edenlere öğretmeye, seminer ve sosyal etkinlik toplantılarında anlatmaya çalışıyorum.

Bugüne kadar astrolojiyi anlattığım üç kitap kaleme aldım. “Kozmik Şaka”da (2005) burçların bilinmeyen yönlerini işledim. Baskısı kalmayan bu kitap Alteo Yayıncılıktan çıkmıştı. 2014’te yayınlanan “Kâinat Sensin”de, 2050 yılına kadar ve sonrasında Dünya’yı ve ülkemizi, insanlığı bekleyen geleceği, yenidünya düzenini derledim. Astrolojide aşkı anlattığım “Eros’un Okları” (2015) ise Doğan Novus’tan yayımlandı. Şimdilerde üzerinde çalıştığım iki kitap projem var, önemli bir astrolojik veriyi kitaplaştırmak için yazmakla meşgulüm.

2017 ülkemiz için hayırlı olacak mı?
Gökyüzü ve iç uzayımızda devinen gezegen/yıldız enerjileri nötr bir şekilde akarlar. Bizler birey olarak toplulukları şekillendiren kolektif bir enerji oluştururuz. Dolayısı ile nasıl bir gelecek hayal ediyorsak ülkemiz bu hayallerden oluşan olaylarla karşılaşır. Yaşam da her an hayır ve şerri bir arada sunar bizlere, bunlardan hangisini istersek çekim yasası tıpkı bir mıknatıs gibi aynı isteği arzulayanları bir araya toplar ve o istek gerçekleşir, toplumsal olaya dönüşür.

Ülkemiz, “Anadolu” olarak isimlenir. Bu topraklarda yaşamış medeniyetler, bu topraklardan geçmiş iz bırakmış her topluluk burada toplanan göksel enerji rezervinden mayalanmışlar. Ülkemiz astrolojinin tanımıyla dünyanın kalbini temsil ediyor. Dolayısı ile doğunun bilgeliği, inancın doğduğu topraklar, batının teknolojisi ile birleştiğinden asli unsurlarına döneceği gözleniyor. Artık Dünya’yı yaşatmak veya yaşanmaz bir hale getirmek biz insanların elinde. 2017 genel olarak hızlı değişimlerin, gelişmekte olan olayların sonuçları farkında lığımızın artışı ile önceden anlaşılmaya başlandı. Bu da ülkemizin gidişatının iyi yönde yükseleceği yıllardan biri olmaya aday bir zaman dilimi diyebilirim.


2017 dünyaya ne gibi hareketlilikler getirebilir?
Genel olarak Dünya, gezegen olarak oluşumunu tamamlamak üzere çok hızlı değişiyor. Yer kabuğunun kayması hızlandığı için sıkışan enerji yer sarsıntılarının artacağına işaret ediyor. Güneş patlamaları ile gelen güçlü uzay rüzgârlarıyla denizlerde, hava akımlarında, değişen atmosferik koşullar, günlük yaşamında tüm karalarda değişmek zorunda kalıyor. Hızla doğayı canlandırmaya, ağaçlandırmaya yönelmek zorunda kalınacak. Siyasi açıdan uygulamalar göçlerin devam edeceğine işaret ediyor. Ülkeler milliyetçilikle güç gösterilerini sertleşerek ortaya koyabilirler. Süper güçlü ülkeler, kendi aralarında çekişmeye yılsonuna doğru da güçlü ittifaklar yapmaya yönelebilirler.

Bu yıl hangi burçlara aşkta mutluluk vaad ediyor?

Teknoloji insanı daha çocuk hatta bebeklik yaşından itibaren makine gibi dizayn ederek mekanikleştiriyor. Bilgisayar oyunları bu konuya örnektir. Nano teknoloji ile romantizm kaybolmaya yüz tutmuş olsa da insanlığın devamı için aşk her zaman önemini koruyacaktır. Sevme/sevilme gereksinimi duyguların en güçlü isteğini barındırır. Mart ve Nisan aylarında duygusal hassasiyeti derinleştiren gezegen geri hareketli olacağından tüm burçlar ilişkilerini korumalılar.

Öncelikle Koç, Aslan ve Yay burçlarına tavsiyem küçük sorunları büyütmemeleri, güvensizlik oluşturmamaları yönündedir. Disiplinini, sabrını, dengesini yakalayacak olan Kova ve Teraziler; Balıklar 2017 yılında mutluluk ipini göğüsleyecek burçların başında bulunuyor diyebilirim. Akrep ve Başak aşka olan güvensizliği aşarak huzur bulacak burçlar. İkizler Mayıs ve Haziran aylarında yeni tanışmalar, beğenilerle aşkın kapılarını çaldığını duyabilirler. Yengeç, Oğlak ve Boğa burçları kopan ilişkilerini tamir edebilir veya yeni tanışacakları kişilerle yuva kurmak için sonbaharda mutluluğu yakalayabilirler.



Son yıllarda ilişkilerin bozulması, yalnızlıkların artması, boşanmaların sıklaşmasının sorumluluğunu yıldız hareketlerine bağlayabilir miyiz?
Bir anlamda evet diyebilirim. Gökyüzünden akan enerjiler Dünya’nın ve bizlerin hızlı, güçlü ve köklü bir değişime doğru ilerlediğimizin göstergesini veriyor. Bu değişim, bireylerde geleneksel beraberliklerden kişisel istekler için emek verilmesini gerektiriyor. Bireylerde bir özgürleşme, kişisel hak arayışları da kendini kopuşlarla belli ediyor. Aşk duygusunun sevgiyle derinleşmesinin arayışı sarmalamış diyebiliriz.

Bu yıl hangi burçlar hangi sağlık problemleriyle karşılaşabilir?
2017 yılına özel olarak baktığımda sağlık sorunları değil ama dalgınlık veya acelecilikle olabilecek küçük kazalar ön plana çıkıyor. Bu sakarlıklarla karşılaşacak burçların başında da Koç ve Teraziler geliyor. Ayrıca bahsi geçen burçların kilo alma eğilimleri buluyor, kilolarına dikkat etmeliler. Oğlaklar kemiklerini güçlendirmeliler. Diz ve bacak ağrıları görülebilir. Yengeçler lenf dolaşım sistemi, cilt rahatsızlıkları ile karşılaşabilir. Kemiklerine, ciltlerine diş sağlığına dikkat etmesi gereken burçlar Aslan, Akrep ve Oğlaklar. Başakların sindirim sistemi hassas olsa da bu yılın ilk aylarında sinirsel gerilimler olasılıklı. Kendilerini endişe sarmalından uzak tutmanın yöntemini bulurlarsa uyku problemleri ile karşılaşmazlar.

Boğaların boyun boğaz bölgeleri hassas olacağından sağlıklarına dikkat etmeliler. İkizler beslenmelerine dikkat ederlerse sindirim sistemleri, karaciğerleri ile ilgili sorunlarla karşılaşmazlar. Kova ve Balıklar dolaşım sorunu yaşamamak adına yürüyüş yapmalı bacaklarını dinlendirmeye özen göstermeliler. Tüm burçlar bu yıl diş sağlıklarına dikkat etmeliler. Genel olarak dünyada kanser hastalığı salgına dönüşmüş olsa da tıbbi buluşlar tedavi olanaklarını hızla günlük hayata geçiriyor, şifa da aynı yaygınlıkta peşi sıra geliyor.


Bu yıl kariyerlerinde ilerlemek veya gelirlerini artırmak için hangi burçlara neler önerebilirsiniz?
Kariyer planı yapan burçlardan Koç, öfkesini ve aceleciliğini kontrol etmeli ki emeklerinin karşılığını alabilsin. Yay ve İkizlerin kariyerde ilerlemeleri yavaş gelişebilir. Sabırlı olurlarsa Ekim ortalarında peş peşe yükseliş müjdesi alabilirler. Balık ve Başak burçları da kariyer yükselişine aday burçlardan. Terazi eş veya ortaklıklara yönelebilir. Boğa ve Yengeçler ortak gelir elde etmeye ve bu gelirlerle kendi işlerini yönetmeye yönelebilirler.

Akrep, Aslan, Kova burçları sabit iş yaşamlarında iyi anlamda değişime açık görünüyorlar esnek davranırlarsa. Oğlaklar ise ellerinde bulunan projelerini tamamlamanın eşiğindeler. Kariyer planlarında gelecek yıla hazırlanmakta bulunabilirler.Beklentilerini Finansal yatırımla meşgul olanlara Mart ve Nisan ayında dikkatli olmalarını öneriyorum. Bunun nedenini astrolojik veri ile açıklayayım:

Venüs: Boğa ve Terazi burcunda etkisi açığa çıkan bu gezegen geri giderken, duygusal olarak hassaslaşır, geçmişte kalan duygusal ve maddesel kayıplar hatırlanır. Bilincin derinliklerine itilmiş haksızlıklardan kalan kırılmışlıklar su yüzüne çıkar. Özetle bu dönem, duygusal zafiyetlerle yüzleştiğimiz; ister istemez egomuzu törpülediğimiz bir süreçtir. Venüs retrosundan oluşan duygusal hassasiyeti doğru yönettiğimizde, kendimize yetecek duygu gücünü ortaya çıkarır. Gerçekte ihtiyacımız olmayan istek ve yıpratıcı hırslardan da kurtulmuş oluruz.

Yapılmaması gerekenlere gelince; “bu mal/mülk oldukça ucuzlamış, fırsatı kaçırmamalıyım” düşüncesine kapılıp elimizdeki parayla o malı almak ister veya “kazanç elde edeceğim” umuduyla yanlış yatırımlar yapabiliriz. Kitleler üzerindeki Venüs gerilemesinin etkisinin, 1980 sonlarında bankerzede ve kooperatifzedeleri hatırlarsak bu konuya iyi bir örnek olur. Bireyselliğe dönersem duyguların, isteklerin itici etki veren hırsın tuzağına düşebiliriz ve o malın düşünüldüğü gibi ucuz/işe yarar olmadığını, kazanç umarken kayıp getirdiğini ancak gezegen normal yolunda ilerlemeye başladığında anlarız. Anlarız fakat iş işten geçmiş olur. Sevilmediğimize öylesine inanabiliriz ki gerçekten sevgi verenleri kırıp incitebiliriz ve bunu telafi etmek için oldukça zorlanabiliriz. Özetle duygusal hassasiyet, düşüncelerdeki yanlış anlayışımız, sonunda bizi üzer.


Çevreleriyle doğru iletişim sağlayabilmek için burçlara neler önerebilirsiniz?
Artık Dünya küçücük bir köy haline geldi. Birlikte ekmeğimizi, suyumuzu paylaştığımızı her zaman aklımızda tutarak karşımızdakine yaklaşmalıyız. Vicdanın en hassas ölçüde tartıldığı yılda bulunuyoruz. Sağduyulu ve karşımızdaki kişilerle empati kurarak görüşlerimizi sunmalıyız. Tüm burçlara fakat öncelikli olarak Koç, Boğa, Balık ve Yaylara sevgiyle tavsiyem her ne duygu besliyorlarsa “değer mi? gerekli mi?” sorusunu kendilerine sorduktan sonra hakları olduğunu düşündükleri konuları karşılarındaki kişi/kişilere söylemeleri. Daha rahat yanıt almalarını sağlar. “Keskin sirke küpüne zarar” atasözündeki gibi sonrası pişman olmayı getirebilir. Alçakgönüllü ve özverili tanıdıklarımıza teşekkür etmeyi hatırlayalım. Benliğin sınavdan geçeceği Mart, Nisan ayında öfkeyi kontrol altına alabilir, beraberliklerimizi, birliğimizi, varlığımızı umutla sürdürebiliriz.

Karar vericilere doğru adımlar için ne gibi uyarılarda bulunabilirsiniz?
Astrolojinin rehberliğini kullandığımızda gezegenlerin bulunduğu burç ve ev, yani deneyim alanlarının pozisyonlarını hesaplayarak, yeryüzüne akan enerji potansiyelinin hangi alanda ve nasıl açığa çıkacağını bulabiliriz. Şunu unutmayalım ki, yıldızlar ve gezegenler ruhun, dünyadaki öğrenmesi/öğretmesi gerekenleri hatırlamasına yardım eden araçlardan sadece biridir. Ayrıca astrolojik yorumlar kehanet içermez. Bir farkla! Kitleleri yönetenler, halkı en doğru şekilde ve ihtiyaçlarına göre refaha kavuşturması, dış ilişkilerde saygınlığı ve söz hakkını elde edebilmesi için ülkenin göksel enerjisini kullanması adına yönlendirilir. ‘Enerji okuma’ tekniği olarak da adlandırılan astroloji, gök kubbede oluşan gezegen açılarının hesaplanması sonucunda, bireyin olası potansiyelini anlamamıza ve bilinçaltımızda harekete geçecek olası davranışları kavrayıp hazırlıklı olmamıza yarayan, farkındalığımızı arttıran bir rehberdir.

Karar vericilere ben değil ilahi adaletin göstergesi olan gökyüzünden akan enerjiler yön verecek, yol gösterecektir. ”Yanlış hesap Bağdat’tan döner” ve artık her şey er veya geç değil hemen hızlıca doğruya yönelmekte olduğu için bizlerin de karar vericiler kadar olumlu/olumsuz olaylarda sorumluluğumuz bulunuyor. Gelip geçici mevki ve makamlar elde etmek için değil, bütünün hayrına karar vermelerini sağlayan yöneten karar mercileri olarak onlara o payeleri veren biz halk topluluklarıyız.

Zeynep Değirmencioğlu
Bilimsel astroloji çalışmalarına kendi sorularına cevap bulmak amacıyla 1974 yılında başlamıştır. Sağlıkta astrolojinin önemini gözeterek 1979 yılından itibaren yedi yıl süreyle bir üniversite hastanesinde misafir araştırmacı olarak çalışmış, incelediği binlerce harita ile konusunda uzmanlaşmıştır.

1974–86 yılları arasında astrolojinin her branşında (iş ve yatırım, ele alınması gereken kişisel temel potansiyel, yetenekler, sağlık, karma, ilişkiler, psikoloji, ülkeler (Mundane astrolojisi) geniş bir arşiv oluşturmuştur. Astrolojiyi, bireysellikten çok evrensel yanıyla ele alan Değirmencioğlu, araştırmalarını halen sürdürmektedir.

Değirmencioğlu, Asian Astrologers Congress tarafından ezoterik astroloji alanında araştırmacı olarak davet edilmiş, 2003 ve 2004 yıllarında ‘astroidler’ ve ‘değişen enerji akışları’ üzerinde çalışmalar yapan bir grup Fransız astrologun da davetlisi olarak da Fransa’da ortak araştırma ve çalışmalarda bulunmuştur. Sirius UFO Bilimsel Araştırmalar Merkezi’nin aylık X Dergisi’nde, Radikal, Vizon, Açık Gazete, Chi ve Madame Figaro dergilerinde yazıları yayınlanmıştır. Pek çok dernek ve kuruluşa konferans ve seminerler vermiştir.



Zeynep DEĞİRMENCİOĞLU'na Uyanış Festivali'nde (Ankara Bera Otel) ulaşabilirsiniz:
16 Mart 2017 Perşembe
Saat:15:30 Lilyum Salon
"Evrensel Yasaların Günlük Hayata Yansımaları" Uygulamalı Çalışma

18 Mart 2017 Cumartesi
Saat: 18:30 Mimoza Salon
"2017 den Ne Bekleyebiliriz?" Grup çalışması

19 Mart 2017 Pazar
Saat: 12:30 Lilyum Salon
"Rastlantıların Anlamı- Fısıldadıkları"

Hiç yorum yok: