Mihriban Mirap: "İnsan yaşamı sadece fiziksel gereksinimlerin giderildiği ve çalışmayla geçen bir süreç olsaydı ne kadar kuru, yavan ve içi boşalmış bir hayat olurdu. "


Mihriban Mirap’ın “Zamansız Fenomen” adlı kişisel sergisi, 23 Mayıs - 24 Haziran 2017 tarihleri arasında artgalerimBEBEK’te gezilebilecek.

Sanatçı, sergide yer vereceği kolajlarında -Haydar Akdağ'ın dediği gibi- "..çağdaş mit olan markaların kimlik önerisine bir başka dille yaklaşarak, o aurayı kabullenmiş sosyal medya fenomenlerinin taşıyıcısı olduğu estetiği (ürünü/modayı/formu) değiştirerek kişinin tercihlerine müdahaleyi illüstrasyona başvurarak yeninden inşa ediyor. Öyle ki buradaki sürpriz sadece bununla sınırlı değil. Mekâna önemli bir öğe olarak belirgin bir vurgu yapıyor. Dünyanın herhangi bir yerinde yer alan sokak fotoğraflarına, kolaj mantığıyla taşınan fenomenler, öte yandan sanayi üretiminin farklı zamanlarına ait bisikletler, arabalar ile heyecanı izleyici açısından yukarı çekiyor. Figürlerinde çocukluk, gençlik, aidiyet ve mekan/zaman üzerine düşünceleri derinleştirirken bir döneme ait olduğunu bildiğimiz süper kahramanlar farklı yorumlarla tekrar hatırlatılarak çağdaş mitleri, fenomen algısını, üst üste binmiş zamanın izlerini hatırlatıyor.  Sanatçının eserlerinde yer verdiği bütün figür, nesne, mekan ve diğer ifadeler bir bellek yoklaması yaparak, “Zamansız Fenomen” serisiyle gözlemini izleyiciyle paylaşıyor."


Sanatınızdaki değişim ve gelişimi yıllar içinde ürettiğiniz eserleriniz üzerinden anlatır mısınız?
2005 senesinde Plastik Sanatlar Bölümü’nden mezun oldum. Okul döneminden itibaren başlamış olduğum çalışmalarda mekan ve insan portrelerinin yanı sıra, insanın fiziki karşıtı olarak endüstri çağının ilk verilerinden olan bisiklet; gündelik yaşamın öğesi ve birer sanat maddesi olarak resimlerimde yer alıyordu. Günlük yaşamımızda sıkça karşımıza çıkan tüketime dayalı yazılar ve (dergi, gazete, reklam, billboard..) 50’li yıllara ait dergilerde yer alan reklamlardan oluşan kolajlara yer vererek, yıllardır süregelen popüler tüketim dünyasına dair unsurlar arasındaki gerilimi eğlenceli bir oyun gibi konu alıyordum. Tüketim dergilerinde ve reklamlarında görmeye alıştığımız kadın imajını irdeliyordum. 

Zaman geçtikçe, teknoloji geliştikçe, sosyal ilişkiler sanal ağlar üzerinde kurulmaya başadıkça; insanın “moda” olana yönelmesini (teknoloji, yaşam, giyim, yemek, müzik) konu almaya başladım. Artık eskiyi, yeniyi, değişeni, değişmeyeni, aynıyı, farklıyı bir arada yaşadığımız melez kültürlerin oluştuğu büyük metropollerde yaşıyoruz. Resimlerimin konuları sadece kadın imajından çıkarak, yaşlı, genç, çocuk, kadın, erkek, hayvanlar ve kent sokakları olmaya başladı. Bugün kentte yaşayan insanların yaşamına dair unsurları işliyorum, kent insanının yaşam kültürünü, avareliğini, tüketiciliğini, karmaşasını gözler önüne sermeye çalışıyorum...



Son resim çalışmalarınızın (sergi) hikayesini yazar mısınız?
Artgalerim BEBEK’teki son sergimin ismi “Zamansız Fenomen”. Tabiki bu vakiti olmayan fenomen insan olarak algılanmasın. Bu ismin amacı tarihte resim sanatına baktığımız zaman geçmişin yaşam gündemlerine ışık tutan belgeler niteliğindedir. Benim de resimlerimde bugünün insanları yer alsa da, artık eski ile yeninin bir arada yaşandığı kavramlar ortaya çıktı. Eskiyi yeniden güncelliyoruz. Belki tarihi tekrar ediyoruz. Ama aynı zamanda çağın getirilerine ayak uyduyoruz. Bunu da yaşlı, genç, çocuk demeden gerçekleştiriyoruz. Artık teknoloji kuşaklar arasındaki kültürü de birleştirmeye başladı. Bu şekilde düşünerek son sergimin resimleri oluşmaya başladı.

İnsanların sanatınızı algılama biçimleri hakkında izlenimlerinizi aktarmak ister misiniz?
İnsanlar yaptığım resimlere karşı yakınlık kurup sempati duyabiliyorlar. Tabiki iyi eleştiriler aldığım gibi resimlerime katkısı olabilecek eleştirilerde alıyorum. İzleyicelerden aldığım yorumlarda kendilerininde dahil oldukları bir moda gündemi var. Bugün intagramda, bloglarda takip ettikleri fenomenlerin bana ait yorumlamalarını görüyorlar.


Sanat ve sanatçı tanımlarınızı alabilir miyim?
Sanatın insan yaşamının gelişmesi için ve fikir özgürlüğünü yansıtabilmesi için bir yol olduğunu düşünüyorum. İnsan yaşamı sadece fiziksel gereksinimlerin giderildiği ve çalışmayla geçen bir süreç olsaydı ne kadar kuru, yavan ve içi boşalmış bir hayat olurdu. Sinema, müzik, edebiyat, heykel, resim, tiyatro.. gibi sanat eserlerinden yoksun bir yaşamda insan ruhu aç kalırdı. Bana göre bilimden bile daha önce insanın yaşamında var olan sanat, insanlığın tarihiyle yan yana, iç içe ilerlemiş, gelişmiş ve günümüze kadar boyut ve görüntü değiştirerek ulaşmış, toplumların gelişimine büyük katkılar kazandırmış bir alandır.

Mutluluk ve sanat ilişkisi hakkındaki düşünceleriniz nedir?
Duygu ve düşüncelerin yansımasıdır sanat. İzleyiciyi düşündürür. Zaman zaman da dahil eder. Düşünceye ulaşan veya dahil olan izleyici de sanatçı da amaca ulaşmanın mutluluğunu yaşar.

İzlediğiniz sanatçılar, akımlar nelerdir?
İzlediğim Türk ve yabancı pek çok sanatçı ve etkilendiğim akımlar var. Fakat isim vermem gerekirse David Hocney, Alex Katz, Tom Wasselman gibi sanatçılardan etkileniyorum.


Günümüz sanatı hakkında neler düşünüyorsunuz?
Günümüz sanatı teknolojinin de dahil olduğu, farklı disiplinlerin içiçe girdiği, çeşitliliği barındıran bir alan oldu. Sanat artık düşünceyi ve fikri barındıran farklı materyallerle bunu ifade eden özgün bir platform. Sanatı destekleyen kurumlar, müzeler, galeriler, fuarların da olması görsel sanatlar disiplininin daha yaygın olmasını sağladı. Bugün ülkemizin sanatçılarını uluslararası platformlarda görmek veya bir yabancı sanatçının eserlerini ülkemizde görmek sanatın global olduğunu gösteriyor.

Ülkemizdeki sanat eğitimi hakkında düşünceleriniz nelerdir? Önerileriniz olabilir mi?
Ülkemizde sanat eğitiminin daha gelişim aşamasında olduğunu düşünüyorum. Bugün ülkemizin uluslararası çapta bir sanat müzesi mevcut değil. Müzelerimiz hep özel ve gezici sergilere yer veriyorlar. Bence devletin desteklediği, dünyadan eserlerin yer aldığı, tarihe belge ve ışık tutan sanat müzelerimiz olmalı. Okulların müzeleri ziyaret etmeleri, müze ve sanatı sevme kültürünün çocuklara aşılanması gerekiyor. Bununda en temel yerinin müzeler olduğunu düşünüyorum.



Mihriban Mirap
1981 yılında İstanbul’da doğdu.
2005 yılında Yeditepe Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Plastik Sanatlar Bölümü’nden mezun oldu.
Prof. Özdemir Altan, Prof. Zahit Büyükişleyen, Prof. Turan Aksoy ve Prof. Gülveli Kaya atölyelerinde eğitim aldı.
2014 yılında Pedagojik Formasyonunu Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde tamamladı. Çeşitli resim yarışmalarında eserleri sergilenmeye hak kazandı.
İlk kişisel sergisi “Ben Böyle Görüyorum”u 2011’de gerçekleştirdi. İkinci kişisel sergisi “Şehir Makinesi” 2013’de gerçekleştiren sanatçı, Yeditepe Üniversitesi’nde Yüksek Lisans eğitimine devam edip, İstanbul’da bulunan atölyesinde resim yapmaya ve yurtiçinde, yurtdışında karma sergilere katılmaya devam etmektedir. 
Sanatçının tez konusu “Endüstri Devrimi ile Birlikte Kent Kültüründe Bireyin Modern Yaşam Algısının Sanata Yansıması” olup sanat çalışmalarıyla paralel bir içerik oluşturmaktadır.



Katıldığı bazı sergiler:
2017 İstanbul, Beşiktaş Çağdaş Sanat Galerisi “Hep Birlikte” karma resim sergisi 
2016 Bodrum, 21.Uluslararası Art Suits Sergisi
2016 Malatya, 8. Uluslararası Kervansaray Buluşması
2016 İstanbul, Artgalerim Bebek, “Güncel Seçki-miz” karma sergi
2016 İstanbul, Ortaköy Kültür Merkezi “Hayatta Kal - Survive” Yeditepe’de Zaman VI Karma Sergisi 
2016 İstanbul, Bahariye Sanat Galerisi, 2. Uluslararası  Mail-Art Proje sergisi
2016 Ankara, Galeri Soyut, “Temas-2”, Grup sergisi
2016 İstanbul, Yeditepe Üniversitesi “Yükseğe bakmak” Grup sergisi
2015 Sarajevo, Bosna Hersek, Bosna Hersek TC. Büyükelçiliği, "Renkli ve Genç"
2015 İstanbul, Nişart Sanat Galerisi, "Sürekli ve Şimdi"
2015 Ankara, Saküder Resim Yarışması, Sergilenme
2015 Ankara, Platform A by Armoni Art Gallery, "Yazlık" Karma Sergi
2015 İstanbul, Ekavart Gallery, “Çok Sesli Yaklaşımlar- Yeditepe V”
2015 Roma, İtalya, Teatro dei Dioscuri al quirinale, “No Stop Europa Giovani”,
2015 Priştine, Kosova, Kosova Ulusal Galeri , Bir Hikayem var" Karma Sergi 
2015 İstanbul, Ark Galeri, "x+4y=?" Karma Sergi
2015 Podgorica, Montenegro, Galeri Montenegro ULUCG, "Bir Hikayem Var"
2015 Tiran, Albania, Galeri Fab, "Bir Hikayem Var” Karma Sergi
2014 Sarajevo, Bosna Hersek, Saraybosna Ulusal Galeri, “Bir Hikayem Var”
2014 Ankara, Armoni A Platform, “Gençler Buluşması” Karma Sergi
2013 Berlin, Almanya, T.C. Berlin Büyükelçiliği, “Özgür ve 90” Karma Sergi 
2013 İstanbul, Gama Art Gallery, “Karma Yaz Sergisi”
2013 Kostence, Romanya, T.C. Romanya Başkonsolosluğu, “Çağdaş İlkeler”
2012 İstanbul, Olcay Art Gallery, “Şehir Makinesi” Kişisel Sergi
2012 İstanbul, Olcay Art Gallery, Contemporary Çağdaş Sanat Fuarı
2011 İstanbul, Galeri Espas, “Çağdaş Kesitler” Karma Sergi
2011 İstanbul, Galeri Espas, TÜYAP Sanat Fuarı
2011 İstanbul, Gama Art Gallery, “Ben Böyle Görüyorum” Kişisel Sergi
2011 İstanbul, Kiplas Sanat Galerisi, “Buluşma 2011” Karma Sergi
2009 İstanbul, Galeri 5, “İçimizde Melekler Uçuyor” Karma Sergi, 23 Nisan’a Özel 
2009 İstanbul, Galeri 5, “7 Oyunbozan”
2008 İstanbul, İstanbul Belediyesi, “Uluslararası İstanbul Lale Festivali” Lale Heykel Tasarımı 
2007 İstanbul, Surp Asdvadzadni Ermeni Kilisesi, Expo Monal Grup Sergisi
2006 İstanbul, Mac Art Sanat Galerisi “Genç Sanatçılar Resim Sergisi”
2006 İstanbul, TÜYAP Sanat Fuarı Resim Sergisi
2006 İstanbul, DYO 32. Resim Yarışması Sergisi
2005 Ankara, Devlet Resim Heykel Müzesi “66. Devlet Resim ve Heykel Sergisi” 
2005 İstanbul, Artdepo Sanat Galerisi, Genç Sanatçılar Resim Sergisi
2005 İstanbul, Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, “Kurgu ve Gerçek” Fotoğraf Sergisi 
2004 İstanbul, İstek Vakfı Semiha Şakir Okulları, Sanat Festivali Resim Sergisi
2003 İstanbul, Büyükada Sanat Şenliği Karma Sergi 

Yorumlar

Ayın en çok okunanları:

Ömer Muz: "Resmettiğim İstanbul, Sait Faik’in, Orhan Veli’nin, Salah Birsel’in İstanbul’u...

Oniki Adalar'ın üç gülü: Symi, Leros, Kalymnos

Biorezonans nedir? Op. Dr. Hasan İlkehan: "Biorezonans geleceğin tıbbı olarak adlandırılabilir..."

Cem Şen: "Eğer bir öğreti, özünü bir parçacık bile yitirmeden her koşula uyum sağlayabiliyorsa o zaman gerçek bir öğreti demektir."

Thassos Adası: Yanıbaşımızdaki tatil cenneti

Sıdıka Rodop: "Mücevher tasarımında zamansızlık, işlevsellek, yenilikçilik kavramları biraradadır."

Bu Blogda Ara