Nezir Akkul’un "Chimera" isimli Resim Sergisi bugün Datça Siena Sanat Galerisi’nde açılıyor. 20 Temmuz’a kadar gezilebilecek.



Nezir Akkul’un eserlerine ilk olarak internette rastlamıştım. Renklerinin yüksek enerjisi ve yaşam sevinci, işlediği konularla ters orantılı... Resimlerinin gücü de yakaladığı bu zıtlıktan kaynaklanıyor bence..  Çok sevdim.. Görülesi bir sergi.. Datça'ya kadar gelmiş.. Mutlaka gidin!


Sanatınızın yıllar içindeki değişim ve gelişimini anlatır mısınız?
Resim yapmaya çocukken doğduğum köyde toprağa köyümüze gelen tek araç olan ve çok sevdiğim kırmızı kamyonu çizerek başladım. İlkokula başladığım gün okulda çizdiğim kamyonu öğretmenin duvara astığını anımsıyorum. Daha sonra köyden Diyarbakır’a göç ettiğimizde ailemle birlikte geçinmek için birçok işte çalıştım. Ama içimde resim yapma isteği hep vardı.

Bir resim kursuna gittiğimde sol elimle yaptığım çizimleri gören kurs hocaları beni Dicle Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesine yönlendirdiler. 27 yaşında üniversiteye başladım. O zamandan beri resim çalışmalarımı sürdürüyorum. Halen Mardin Artuklu Üniversitesi’nde yüksek lisans yapıyorum. Çalışmalarımda tercihim tuval üstüne yağlı boya. Özellikle büyük ebat çalışmayı seviyorum.

Çocukluğumun köyü, Diyarbakır şehri her zaman en önemli esin kaynaklarımdır. Diyarbakır’da yaşamayı sürdürüyor, zaman zaman İstanbul’a ve Datça’ya da gidiyorum.


İlk kişisel sergimi “Kalan” 2015 yılında Amed Sanat Galerisi’nde açtım.

"Kalan" sergisiyle ilgili Mardin Artuklu Üniversitesi’nden Ali Asker Bal’ın Akkul için yazdığı katalog yazısından alıntılar yapalım öyleyse..
…Akkul, kendine özgü bir imge düzeni kurmakta, form ve figür sürekliliği içinde tutarlı bir anlatı geliştirmekte ve bağımsız bir görsel alan yaratmaktadır. Her biri farklı çağrışımlara gönderen, zengin imge/gösterge evreni, belleğinde yer etmiş nesne-olay-yaşanmışlıklar etrafında gelişiyor ve birbirinin devamı olan anlatılara kaynaklık ediyor…

…Akkul, imgesel değerler konusunda oldukça uyarıcı ve sert gerçekliklerle donanmış bir resmi oluşturma çabası içindeyken, yoğun ve dinamik bir görsel etki yaratmayı ihmal etmiyor. Böylelikle günlük yaşam ilişkin olay ve olgular dolayımında hafızayı diri tutan görsel sonuçlara varıyor. Bir çocukluk imgesi olarak tekrarlanan ‘kırmızı kamyon’ hurda yığını halinde unutulduğu ıssız tarlalardan sonra, bir savaş sonrası terkedilmiş sokakların yanıbaşında, yıkılmış duvarlarda tekrar gözümüze ilişerek  şiddetin karşısında, çocukluğa ve yaşama dair güçlü bir iz bırakıyor. Artık boş bırakılmış salıncaklar, Kobani sonrası sınırın öte tarafına gidenleri imlerken; onları sınır boyunca uzanan rayların çevresinde arayarak iz sürenler, savaşı, sınırları ve başedilmesi güç bir trajediye işaret ediyor.

…Akkul, kendi bireysel yaşamı, iç dünyası ile parçası olduğu yaşantı içeriğinden hareketle toplumsal belleğin çözümlenmesine yöneliyor ve kendine özgü imge/gösterge düzeni ile bunu anıtsal boyutlardaki tuvallerle plastik bir resim diline taşıyor.  Böylece izleyiciyi içinde yaşadığı çağın ruhuna dokunan, çağdaş mitolojik öykülerin toplamı olan bir gerçeklikle başbaşa bırakıyor.”


“Chimera” sergisi nasıl oluştu?
Datça’da açtığımız sergi 2017 yılında yaptığım işlerden oluşuyor. 46 farklı boyutta tuval üstü yağlı boya çalışmam var. Daha önceki çalışmalarımı çağrıştıran kamyon figürü, çocuklar, şehir teması dışında gerek figüratif gerek non-figüratif yeni arayışlar görebilirsiniz.

Chimera, Likya bölgesi mitolojisinde vücudu oğlak, başı aslan, kuyruğu yılan olan bir canavar. Yunanca bu terim günümüz batı dillerinde gerçek gibi görünen hayal, düş, sanrı anlamına geliyor. 

Bu son dönem işlerimin hissiyatına uygun geldiği için bu ismi seçtim. Serginin Akdeniz bölgesinde, Datça’da açılıyor olması da bir etkendi.

Hangi ressamlar ilginizi çekiyor?
Hepsini sayamam. Beğendiğim sanatçılar arasında Anselm Kiefer ve Vincent Van Gogh var.


Şu kırmızı arabaya birçok resminizde rastladım.. Nedir hikayesi?
Kıırmızı kamyonun bende ayrı bir yeri var. Belki de kırmızı kamyon olmasaydı resim yapmaya hiç baslamayacaktım. Köyümüze yük almak için gelen ilk araçtı, daha doğrusu benim gördüğüm ilk araçtı demek en doğrusu. Onun büyüsüne öyle kapılmıştım ki defter kalem olmadığı için hep toprağa resmini çizerdim. Daha sonra çivilerle duvarlara çizdim. Sonra yağ tenekelerini kesip şeklini verdim. Tekerlek olarak siyah lastik ayakkabıların topuklarını kesip kulanırdım.

Sonra ilkokulda resim defteri ve kalemle tanıştım.  Okulun ilk gününde deftere kırmızı kamyonu çizmiştim. Öğretmenimin ve arkadaslarımın çok beğendiklerini gördükten sonra sanırım o gün resim yeteneğimin olduğunun farkına varmıştım. Kısacası kırmızı kamyon benim için bir kamyondan çok daha öte bir şeye dönüştü. Şimdi tuvallerde çalışırken çocukluğumdaki o heyecandan hiçbir şey eksilmediğini görebiliyorum.

Eserlerinizin izleyenler üzerinde bıraktığı etkiler hakkındaki gözlemleriniz neler?
İlk sergimin Diyarbakır’da gördüğü ilgi beni hem şaşırttı hem sevindirdi. Mardin ve İstanbul’da katıldığım sergilerde de çalışmalarım beğenildiyse de izleyicilerin algılama biçimlemelerini benim değerlendirmem zor. Ama örneğin çocuk figürünün ve kullandığım renklerin izleyicide etki yarattığını görüyorum.

İşlerim ve sanat hakkında çok fazla fikir yürütmek taraftarı değilim. Ben resimlerimi yapıp takdiri izleyicilere ve eleştirmenlere bırakıyorum.


Sanatçının diğer insanlardan farkı nedir sizce?
Belki tek farkı, duygularını, yaşadıklarını ifade edecek bir yönteme sahip olmasıdır.

Sizi resim yapmaya iten ilham kaynaklarınız neler?
Doğduğum köy ve yetiştiğim şehir Diyarbakır..

Sanat ve mutluluk ilişkisi hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Benim kendimi en mutlu hissettiğim anlar resim yaptığım anlardır. Hayatta tek isteğim resim yapmak ve bunu yapabilmem için gerekli ortamı oluşturmak. Bununla bağlantılı olarak klasik ve güncel sanatı takip edebilmek için dünyanın belli başlı müzelerini ziyaret edebilmeyi de umuyorum.


Nezir Akkul 1980 yılında Diyarbakır’da doğdu. 2013 yılında Dicle Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesini bitirdi. Sanatçı, 2014 Mardin Bienaline davet edilerek burada bir eserini sergiledi.

“Kalan” adlı ilk kişisel sergisini 2015 yılında Amed Sanat Galerisi’nde açtı.
2016 yılında İstanbul Sanat Fuarı’na katıldı.

Nezir Akkul, halen Mardin Artuklu Üniversitesi’nde Yüksek Lisans yapmakta ve resim öğretmenliğinin yanısıra Diyarbakır’daki atölyesinde resim çalışmalarını sürdürmektedir.

Yorumlar

istanbul dedi ki…
eywallah güzel

Ayın en çok okunanları:

Ömer Muz: "Resmettiğim İstanbul, Sait Faik’in, Orhan Veli’nin, Salah Birsel’in İstanbul’u...

Oniki Adalar'ın üç gülü: Symi, Leros, Kalymnos

Biorezonans nedir? Op. Dr. Hasan İlkehan: "Biorezonans geleceğin tıbbı olarak adlandırılabilir..."

Cem Şen: "Eğer bir öğreti, özünü bir parçacık bile yitirmeden her koşula uyum sağlayabiliyorsa o zaman gerçek bir öğreti demektir."

Thassos Adası: Yanıbaşımızdaki tatil cenneti

Sıdıka Rodop: "Mücevher tasarımında zamansızlık, işlevsellek, yenilikçilik kavramları biraradadır."

Bu Blogda Ara