14 Kasım 2017

Tamer Ertuna:"Yaptığım her resim benim için bir serüvendir. Çoğu zaman ne şekilde biteceklerini bilememek bana heyecan vermekte ve daha çok çalışmaya yöneltmektedir."


Datça'da yaşayan  sanatçılardan biri de Tamer Ertuna. Doğanın çağrısına kulak vererek yaşamayı seçen Ertuna, resim yapmaya emekli olduktan sonra başlamış. Doğanın, hayvanların içiçe geçmiş suretlerinin yeraldığı gerçeküstü resimlerini sırtüstü yatan hasta kuş şeklinde attığı imzasından tanıyabilirsiniz. Resimlerini çeşitli renk ve kalınlıklarda permanent ve yaldızlı kalemler kullanarak yapmaktadır.

Sanatınızdaki değişim ve gelişimi yıllar içinde ürettiğiniz eserleriniz üzerinden anlatır mısınız?
Sanatın her türüne ilgisi olan bir aileden geldiğimi söyleyebilirim. Resim sanatçısı olmamda bu atmosfer etkili olmuştur. Resim yapmaya başladığım ilk zamanlarda bunu hiç yadırgamadığımı hatırlıyorum. Sanki uzun yıllardır bu işle uğraştığım hissini yaşıyordum.

Aslında bir Rock Grubu'nda çalışmak lise çağlarımdaki en büyük özlemimdi. İyi bir müzik dinleyicisi olduğumu düşünüyorum.






Doğaya olan sevgim ve tecrübem ile müzik tutkum yaptığım işlere şüphesiz çok büyük katkıda bulunuyor. Diğer yandan da kendimi bildim bileli şiir yazdığımı da ifade etmeliyim. İlk çizdiğim resimler de yazdığım şiirlerin kenarlarına yaptığım resimlerdir. İçinde resimler olan çok miktarda mektuplar yazdığımı hatırlıyorum. Günün birinde o yaptıklarımdan bazıları ortaya çıkacaktır. Buna çok sevinirim doğrusu.


Birkaç resmimi gören bir yakınımın verdiği moral destek beni resim sanatına doğru cesaretlendirdi. Devam etmeliydim. Ben de devam ettim. Ayrıca uygun bir ortamın da yaşamıma denk gelmesiyle ressam olduğumu ve bundan mutluluk duyduğumu fark ettim.
Yaptığım her resim benim için bir serüvendir. Çoğu zaman ne şekilde biteceklerini bilememek bana heyecan vermekte ve daha çok çalışmaya yöneltmektedir.

İşlerimde genellikle ironik bir anlatım içerir. Hiç önemsenmeyen, çoğu zaman da geri planda kalan bir konuya farklı bir pencereden bakılmasını sağlamak isterim. Burada izleyiciyi rahatsız etmekten de çekinmeyebilirim. Zaten bence sanat ve sanatçı bunun için var olmalıdır. Bu noktada önemli olan samimi olunmasıdır. Korkusuz ve samimi olunması işlerin değerini arttırır ve daha güçlü yapar.

Doğaya ve kültürel miraslara verilen zararlar beni derinlemesine üzmekte ve insanların geriye dönüşü mümkün olmayacak bir yere (kötü bir sona) doğru ilerlemekte olduğunu düşünmekteyim.

Mutluluk ve sanat ilişkisi hakkındaki düşünceleriniz nedir?
Mutsuz insanlar çok değerli sanat eserleri üretebilir. Ancak mutlu insanlar da çok değerli sanat eserleri üretemeyebilir. Ayrıca mutsuz insanlar sanat eseri üretirken mutlu olabilirler. Mutlu insanlar da sanat eseri üretirken mutsuz olabilirler. Buna rağmen yine de üretime devam edebilirler.

Şahsen ben resim yapabildiğim için mutlu bir insanım. Çok sıkıntılı dönemlerimde resim yaptığımda kendimi ifade edebildiğim için rahatladığımı fark ederim. O eseri hiç kimse görmese de bu böyledir.

Yaptığım işlerin beğenilmesi tabii ki beni mutlu eder. Ancak beğenilmeselerdi de çalışmaya devam ederdim. Kendi kendime bunun da vakti geldiğinde anlaşılacağını düşünürüm. Burada önemli olan samimiyettir. Bir sanatçı ne kadar samimi olursa işleri o kadar iyi olur düşüncesindeyim. Kendimi geliştirerek sanatımda ilerlemek benim en sevdiğim yöntemimdir.


Son serginizin hikayesini anlatır mısınız?
Son sergimi Datça’da Çatal Mağara isimli yan yana iki binadan oluşan tarihi bir mekanda açtım. Bu sergi Datça’daki altıncı kişisel sergimdi.

Salonların birinde eski dönem resimlerimden diğerinde ise yeni dönem resimlerimden örnekler sergiledim. Sergi süresinin kısa olması dışında her şey çok güzel gitti. Büyük bir ilgi gördüğünü söyleyebilirim…

İnsanların sanatınızı algılama biçimleri hakkında izlenimlerinizi aktarmak ister misiniz?
Teknik ve tarz olarak alışılmışın dışında çalışmalar yaptığım için işlerimin çoğu zaman bir şaşırma duygusu yarattığını söyleyebilirim.

Bir konuyu, herhangi bir şeyi birebir anlatımı çoğu zaman sevmediğim için izleyiciler haklı olarak zorlanabiliyor olsalar da zaman içinde kullandığım dili anlayanların sayısı çoğalmakta. Bu da bana büyük bir moral vermektedir.

Bir sanatçı kullandığı dili korkusuzca kullanmalıdır. Kendini kısıtlarsa o sanatçı gelişemez. Farklılık yaratamaz.

İlham kaynaklarınızdan bahseder misiniz?
Ben çalışmaya başladığımda çoğu zaman nasıl bir eser çıkaracağımı bilemem. Resmim kendiliğinden gelişir. Zaten bunun böyle olması bana farklı bir heyecan verir. Neyin çıkacağı benim için de bir sürprizdir. İşlerim bilinçaltımdan çıkıp gelen duyduğum coşku ve hüzünlerin resmidir.

Doğaya olan sevgim işlerime her zaman yansımaktadır. Doğaya yapılan tahribata dikkat çekmek isterim. Dünyası üzerinde sırt üstü yatan kuş, resmimi bitirdiğimi gösteren imzamdır.

Zıtlıkları içinde barındırmakta olan evreni resmetmek isterim. Gece ile gündüz hemen hemen her resmimde birlikte yer almaktadır.


Sanat ve sanatçı tanımlarınızı alabilir miyim?
Sanat, uçsuz bucaksız bir şeydir. Bir sanat eserini insanlar kültürel birikimleriyle değerlendirirler. Bu çok farklılıklar gösterir. Benim için sanat eseri olan bir şey başkaları için olmayabilir. Bu tarih boyunca hep böyle olmuştur.

Sanatçı yaratıcılığı ve hayal gücüyle ürün çıkarır. Yetenek bu konuda çok önemlidir. Sanatçının eserinde kullandığı dil bazen anlaşılabilir bazen de hiç anlaşılamayabilir. Bugün değer verilmeyen bir eser gelecekte çok değerli olabilir. Ya da tam tersi de olabilir.

Sanat eseri eğer satılacaksa ne kadar fiyat edeceği de çok farklılıklar gösterir. Bence çok para etmesi gereken eser başka birisi için az para edebilir. Ya da bunun da tam tersi olabilir…

İzlediğiniz sanatçılar ve akımlar nelerdir?
Sanat üzerine aldığım akademik bir eğitim yok. İyi bir gözlemci olduğumu söyleyebilirim. Taklit etmem, ancak taklit eserler üretenleri de bazen değerli bulmuşumdur. Gelecekte nereye varacaklarını merak ederim. Çok enteresan gelişmeler olabileceğini düşünürüm. Diğer yandan ümit vermeyenleri de kolayca fark ederim.

Günümüz imkanlarıyla sanat eserlerine ulaşım çok kolay olmakta. Benim için müzik, resim sanatı gibi olmazsa olmazım. Uzun yıllardır takip ettiğim sanatçılar ve eserleri vardır. Resim yaparken mutlaka müzik de dinlerim. Bunun işlerimi zenginleştirdiğini düşünüyorum. Diğer yandan geleneksel sanatlara, arkeolojiye ve mimarlığa da ilgim var.

Beğendiğiniz sanatçılar kimlerdir?
Resimde; VanGogh, Paul Gauguin, Chagall, Joan Miro, Pieter Brueghel, Bosch, Salvador Dali, Burhan Uygur, Fikret Mualla, Yüksel Arslan, Deniz Bilgin.
Müzikte;
Yes, King Crimson,Genesis, Pink Floyd, Marillion, IQ, Jethro Tull, Igor Stravinsky, Dmitri Shostakovich.
Mimaride;
Antoni Gaudi ve Mimar Sinan.


Günümüz sanatı hakkında neler düşünüyorsunuz?
İçinde yaşadığımız çağda teknolojinin hızla gelişmesiyle eser üretilmesi de çeşitlilik kazanmıştır. Diğer yandan internet vasıtasıyla dünyada gerçekleşen sanat etkinlikleri takip edilebilmektedir. Müzeler gezilebilmektedir. İstenilen sanatçıya kolayca ulaşılabilmektedir. Mesafeler kısalmış, bilgiye ve ürünlere ulaşım kolaylaşmıştır.

Günümüz sanatı, plastik sanatlar, fotoğraf, sinema, mimari, edebiyat, müzik gibi hemen hemen bütün disiplinlerde kendine uygulama alanları bulmuştur. Eski sanat eserlerini incelemek ve mukayese edebilmek imkanı artmıştır. Böyle olunca da farklı ürünlerin çeşitlenmesi daha kolay olmaktadır. Sanatçılar arasında iletişim daha yaygın bir hale gelmiş ve bu durum etkileşimleri farklı boyutlara getirmiştir. Kültürlerin birbirlerini tanımaları ile yeni ufuklar açılmış ve doğal olarak eserler çeşitlenmiş ve gelişmiştir.
Diğer yandan da estetik kaygıları da farklılaşmıştır.

Hiç yorum yok: