28 Şubat 2018

Dilek Dündar: "Mutlu olmak insanda çeşitli sebeplerden dolayı oluşan geçici bir durumdur. Kalıcı olması delilik halidir."


Datça’da yaşamaya başlayalı üç yıl oldu.. Yeni yeni Datçalı saymaya başlıyorum kendimi.. Kent Konseyi Kadın Meclisi ve çalışma gruplarında görev almaya başladım. Projeler üretiyoruz. Mutluyum. Hayata geçirdikçe daha da mutlu olacağım.. İlham aldığım bir kadın var.. Tanıştırayım..  Dilek Dündar.

Datça'ya ne zaman yerleştiniz?
2010 yılında İstanbul’dan kaçıp bir sahil kasabasına yerleşmek için yer ararken bir arkadaşım Datça’yı söyledi. İnternetten inceledim. “Böyle bir yer olamaz, burası cennet olmalı” diye düşündüm ve Haziran ayında tatile geldim. “Cennetmiş.. ben burada yaşamalı ve burada ölmeliyim” dedim. 15 gün içerisinde ani bir kararla İstanbul’u terk edip Temmuz ayında Datça’ya yerleştim. Bir sene kadar burada yaşadım sonra çeşitli sebeplerden dolayı tekrar İstanbul’a döndüm ama her gün Datça’nın hayalini kurarak yaşadım. Hayallerim nihayet 2014 yılı Temmuz ayında gerçek oldu, bahçe içinde küçücük bir ev aldım. 2014 Eylül ayında İstanbul’dan göç ederek tam olarak yerleştim.



Mutlu musunuz burada?
Tarif edilmez şekilde çok mutluyum. Datça sınırları dışına dahi çıkmak istemiyorum. Datça’ya aşık biriyim. Benim için Datça bir toprak parçası değil yaşayan bir canlı onun hiçbir yerine zarar gelmesin istiyorum. İnsanların Datça’yı hoyratça kullandığını gördükçe üzülüyorum bu yüzden. Datça’ya fayda sağlayacağım her işe yetişmeye çalışıyorum.

Üstlendiğiniz gönüllü projeler neler?
2015 Ocak ayında arkadaşlarımla birlikte “Engelim Olmayın Derneği”ni kurduk. Datça’da yaşayan engellilerin ve bakıma muhtaç yaşlıların sorunlarına çözüm yolu bulmak için sürekli üretiyoruz çalışıyoruz.

Kent Konseyi Kadın Meclisi Yürütme Kurulu’ndayım. Kent Konseyi Kıyılar Çalışma Grubu’ndayım. Kent Konseyi Engelli Çalışma Grubu’ndayım. 

Engelim Olmayın Derneği çalışmaları hakkında bilgi verir misiniz? 
Datça'da yaşayan engellilerin ve bakıma muhtaç yaşlıların sorunlarına çözüm yolu bulmak ve yaşam kalitelerini artırmak amacıyla 05.01.2015 tarihinde Engelim Olmayın Derneği adı ile kurulduk. Derneğin adından da anlaşılacağı üzere engel olunmazsa engellilerin de her şeyi yapmaya yetenekleri olduğunu vurgulamak istedik. “Engel olma başka ihsan istemem” diyoruz. Kurulduğumuz günden beri Datça merkezinde ve köylerinde yaşayan birebir ev ziyaretleri ile tespit ettiğimiz 200 civarı engelli ile iletişim halinde çalışmalarımızı sürdürmekteyiz.



Faaliyetlerinizden örnekler verebilir misiniz?
*Maddi durumu iyi olmayan engellilere ve yaşlılara tekerlekli sandalye, akülü araç, hasta yatağı, yedek parça, protez bacak, medikal ürünler ev ihtiyaçları ve gıda yardımları yapıldı, yapılmaya devam ediyor.
*Derneğe yedek akülü ve manuel tekerlekli sandalye, yürüteç alındı. Aracı bozulan engelliye yedek sandalyeler verilerek araçları yapılana kadar evlerinde mahkum kalmamaları sağlandı.
*Engelliler evlerinde ziyaret ediliyor telefon görüşmesi yapılıyor ve sorunlarına çözümler bulunuyor. Evinin önünde rampası olmayan engellilere belediye tarafından rampa yaptırılıyor.                  
*30 Mayıs 2015 tarihinde Datça’da bulunan tüm ilköğretim okulların katıldığı Bilim fuarında Empati sınıfı yapıldı. Öğrencilerin engellileri daha iyi anlamalarını sağlamak amacıyla birkaç saatliğine engelli olmaları sağlandı okulu engelli olarak gezdiler deneyimlerini anlattılar. 
*Muğla Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler birimi ile yapmış olduğumuz görüşmeler sonucunda Büyükşehir Belediyesine ait engelli minibüsü Aralık 2015 tarihinden beri haftada 3-4 gün Datça’ya gelerek engellileri Muğla ili sınırları içindeki hastanelere götürüyor. 2017 Kasım ayında da nakil ambulansı geldi yaşlılara ve engellilere hizmet veriyor.
*Engelim Olmayın Derneği, Datça Kaymakamlığı, Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Datça Belediyesi işbirliği ile 2016 yılında engelsiz sahiller projesi hayata geçirilerek engellilerin denize erişimlerini kolaylaştırmak amacıyla 3 yerde engelsiz sahil oluşturuldu.
*Datça Belediyesi ve Muğla Büyükşehir Belediyesi ile birlikte cadde ve sokaklarda duba çalışmaları, engelli otoparkları ve kaldırımlara rampalar yapıldı eksik kalanlar yapılmaya devam ediyor.


*Muğla Büyük Şehir Belediyesi Ulaştırma Koordinasyon birimi ile yaptığımız görüşmeler sonucunda şehir içi çalışan tüm minibüslerin engelli ve yaşlı erişimine uygun olması ve Kent Kart kullanılması için çalışmalar yapıldı ve birçok minibüs rampalı oldu.
*Askıda ücretsiz kıyafet uygulaması ile engelli ve ihtiyaçlı kişilerin askıdan ihtiyaçlarını almaları sağlandı sağlanmaya devam ediyor.
*Datça Belediyesi’ne ait Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nde 8 seneden beri atıl olarak duran donanım eksikleri bulunan ilçemizin ilk ve tek 56 kişilik cep sineması 6 Kasım 2015 tarihinden itibaren “Engelim Olmayın Derneği Sine Datça” adı ile faaliyete geçirildi. Vizyona çıkan filmleri ve festival filmlerini sinemamızda gösterebilmek için son sistem dijital sinema makinesi ve ses sistemi kiralandı. 6 ay içinde sinemaya yaklaşık olarak 12.000 kişi giriş yaptı. “Datça’da artık gerçek sinema var” isimli haberimiz yerel ve ulusal basında uzun süre yer aldı. Sinemanın işletmesi 3 yıllığına ücretsiz olarak derneğimize tahsis edildi. 2015 yılından beri sinemayı işletmeye devam ediyoruz. Sinema gişesinde 1 engelliye iş imkânı sağlanıyor.
*Aralık 2016 tarihi itibariyle Unicef’in önderliğinde kurulan” Engelli Çocuk Hakları Ağına” katıldık. Engelli çocuk hakları ağında toplam 33 dernek ile iş birliği içinde çalışmalarımıza devam etmekteyiz.
*Eylül ayında Muğla Valiliği’ne yaptığımız ziyaret sırasında valiliğin engelli erişimine uygun olmadığını tespit ettik. Verdiğimiz dilekçe sonucunda tadilat sırasında Muğla Valiliği engelli erişimine uygun hale getirildi.
*İçişleri Bakanlığı'nın sosyal projeler için derneklere verdiği yardım uygulamaları kapsamında, “Engelim Olmayın” isimli proje ile 44.950 TL yardım almaya hak kazandık.
*Engelli bireyler ve ailelerine yönelik mesleki eğitim kursları açtık. Kurslar 17 Kasım 2017 tarihi itibariyle başladı 2 Temmuz 2018 tarihinde sona erecek. Çeşitli engel gruplarına ait 12 engelli birey ve aileleriyle birlikte toplam 15 kişinin katıldığı kurslarda, seramik, dikiş, mum, el sanatları, reklam ve promosyon malzemelerine baskısı ve tasarımı ile ilgili eğitimler veriliyor. Kurs bitiminde yapılan ürünler yazın kurulan tezgahlarda engelliler tarafından satışa sunulacak.
*Kasım ayından beri atölyelerde yapılan ürünlerden sipariş üzerinde satışlar yapılmaya başlandı.

* Engelli hemşerilerimize nasıl destek verebiliriz?
Bilgi, beceri yetenekleriniz dahilinde gönüllü çalışmalarımıza katılabilirsiniz. Resim, müzik, okuma yazma, çeşitli faaliyetler ile sosyal hayata katılmalarına destek olabilirsiniz. Birlikte çay kahve içip sohbet edip sinemaya gidebilirsiniz. Engelliler için ayrılmış alanları otoparklar, tuvaletler, atmler gibi yerleri işgal etmeyebilirsiniz. İşgal etmeye çalışanları uyarabilirsiniz yakın ve uzak çevrenizi bu konuda bilinçlendirebilirsiniz, bizimle farkındalık çalışmalarına katılabilirsiniz. Kaldırım iniş çıkışlarına engelli rampalarına araçlarınızı bırakmayabilirsiniz. Kaldırımlara masa sandalye, eşya atıp engelli yolunu yaya yolunu kapatanları uyarabilirsiniz, yakın ve uzak çevrenizi bu konuda bilinçlendirebilirsiniz. Engelli erişimine uygun olmayan alanları otel, motel, kafe, banka, lokanta alış veriş yerleri, kamu binaları gibi yerleri engelli erişimine uygun hale getirmeleri konusunda bilgilendirip kamuoyu oluşturup gerektiğinde bu gibi yerlerin düzenlenmesi için eylemler yapabilirsiniz çevrenizi toplayıp oradan alışveriş etmemek, o kafeye gitmemek gibi.. 


“Ben veya bir yakınım engelli olsa acaba ne yapardım buralarda nasıl hareket ederdim” diye düşünebilirsiniz. Geçtiğiniz her yerde acaba buradan bir engelli geçebilir mi tuvalete girebilir mi? otobüse binebilir mi? diye gözlem yapabilirsiniz. uygun olmayan yerleri bize bildirebilirsiniz, düzeltilmesi için dilekçe yazabilirsiniz. Farkındalık ve bilinçlendirme çalışmaları toplantıları yapabilirsiniz. Kısacası istedikten ve biraz dikkat ettikten sonra engelliler için yapılabilecek o kadar çok şey var ki.. Ama bizim en çok mücadele ettiğimiz konu engelliler için ayrılmış yerleri engelsizlerin işgal etmesi ve kaldırım iniş çıkışlarına rampa ve duba önlerine araçlarını koymaları. Engellilere engel olunmazsa ortada engel diye bir şey kalmaz. Engelli yoktur engellenen vardır.

* Hayallerinizde nasıl bir Datça var?
Kendi enerjisini kendi üreten benzinli araçların olmadığı güneş enerji sistemlerinin her yerde kullanıldığı, yağmur sularının depolandığı, suların boşu boşuna harcanmadığı, deniz ve hava kirliliği olmayan, orman yangınlarının olmadığı, çöpleri doğru ayrıştırmayı, geri dönüşümü, kompost yapmayı bilen, yaşadığı ortama en az zararı vermeyi hedefleyen insanların yaşadığı, etrafın çöplerle kirlenmediği, naylon malzeme kullanılmayan, doğal tarımın yapıldığı sadece doğal ürünlerin olduğu paketli ürünlerin kullanılmadığı, insan sağlığına zararlı içecek ve yiyeceklerin olmadığı, insanların birbirlerine ve hayvanlara saygı ve sevgi dolu olduğu, engellilerin engellenmediği her yerde erişimin sağlandığı ayrımcılık yapılmadığı, doğal yerlerin korunduğu, inşaat bakımından gelişmeye açık olmayan, insanı ve doğası temiz, yolda yürürken topraktan sebze, ağaçlardan meyve toplayabildiğimiz, bir Datça var. Burası küçük bir yer saydıklarımın hepsini yapabilecek kapasitede insanların yaşadığını biliyorum bu hayali gerçekleştirmek zor değil yeter ki insanların içinde istek doğuralım hep birlikte çalışalım.

 
* Kitaplarınızdan bahsetmek ister misiniz?
İlk kitabım 2008 yılında yayınlandı. “El Alem Ne Der?” 2012 yılına kadar 6 baskı yaptı. 2012 yılında 7. baskıyı yaptık.  “El âlem ne der?” doğum ve ölüm dahil, tüm yaşantısı boyunca hakkında neler konuşulabileceğini öğrenmek ve öğrendikten sonrada bunlara gülüp geçebilmek isteyenler için, örneği olmayan sıra dışı bir başvuru kaynağı…  Amacım; bu anlamsız kaygıyı eğlenceye dönüştürmek ve insanların eline bununla ilgili başvurabilecekleri bir kaynak sunmaktı. Bize büyüklerimiz tarafından dürüst insan olmamız öğütleniyor ama bir yandan da el âleme çaktırmadan istediğini yap diyorlar. Onu yapabilmemin yolu da yalana dolana başvurmaktan geçiyor. Herkes sahte hayatlar yaşıyor.  Birbirlerine rol yapmak zorunda kalıyor. El âlemin söyleme ihtimali olan birkaç söz yüzünden insanlar yaşamaları gereken hayatı bir kenara bırakıyor ve başkalarına göre yaşamaya çalışıyor. Ne kadar çalışsalar da yine de mutlu olamıyorlar. Olmaları da imkansız zaten. Kime göre hayatını kuracaksın, birinin beğendiğini bir diğeri beğenmiyor. Bu dünyada kaç kişi yaşıyorsa o kadar farklı beyin ve algılama kapasitesi var. Acaba el âlemin söyleyeceği birkaç söz insan hayatından daha mı önemli?

İkinci kitabımın adı “Bekleme” idi. 2012 yılında yayınlandı. Yaptığım gözlemler sonucunda ben de dahil olmak üzere insanların sürekli bir birinden bir şeyler beklediklerini mutluluk ve mutsuzluklarını kişilere ve olaylara bağladıklarını fark ettim. Kitap, beklentilerinizle yüzleşip onlarla vedalaşmak için çok iyi bir fırsat.

İnsanlar neler bekliyor? Kitaptan birkaç örnek rica etsem?
Kimsenin birbirini öldürmediği, aldatmadığı, iyiliğin, güzelliğin, yardımseverliğin, bolluğun ve bereketin hakim olduğu bir dünya bekler.
Zengin, iyi huylu, dürüst, namuslu, saygılı, akıllı, zeki, başarılı,kariyer sahibi, güzel, yakışıklı bir eş veya sevgili bekler.
Ömür boyu sürecek beraberlikler bekler. (Evlilik, ortaklık vb.)
Banka hesabında yüklü miktarda para bekler.
Bahçe içinde, deniz kıyısında, apartmanda veya ormanda kendine ait güzel bir ev bekler.
Akıllı, zeki, sağlıklı, eli ayağı düzgün, iyi huylu, laf dinleyen, bir dediğini iki ettirmeyen, çalışkan, okul birincisi çocuklar bekler.
Yanına yakışacak kendisini taşıyacak en azından bir evi bir arabası olacak bir eş bekler.
Bütün sorunları çözebilmeyi bekler.
Hatasız kul olmayı bekler.
Diyete başladığı gün 10 kilo vermeyi bekler.
Sağlığa zararlı maddeleri vücuda soktuktan sonra halen sağlıklı olmayı bekler.
Üzmeyi ama üzülmemeyi bekler.
Aldatmayı ama aldatılmamayı bekler.
Sevgi, saygı, dostluk ve arkadaşlığın ön planda olduğu seksin daima ikinci planda olduğu seviyeli bir ilişki yaşamayı bekler.
Sürekli abur cubur yiyip kilo almamayı bekler.
Karşılıksız sevilmeyi ama karşılıklı sevmeyi bekler…



Mutluluk tarifiniz nedir?
Mutlu olmak insanda çeşitli sebeplerden dolayı oluşan geçici bir durumdur. Kalıcı olması delilik halidir. Ölüm dışında her şeyin çaresi var. Doğduysak eğer bir gün gelecek öleceğiz. Aslında benim felsefeme göre hepimiz bir böcek yemiyiz kendimizi ve başkalarını fazla gözümüzde büyütmeyelim hepimizin gideceği yer aynı.. Toprak altı veya deniz dibi. Eğer ölmedik yaşıyorsak ve beynimizi sürekli çözüm üretecek şekilde çalıştırırsak keşke, olsaydı, ah ah vah vah o bana bunu dedi o bana bunu yaptı kelimelerini pişmanlıkları hayatımızdan çıkartırsak “El Alem Ne Der” acaba diye düşünmeden insanlardan ve olaylardan bir karşılık “Bekleme” den yaşarsak vicdanımız rahatsa akşam başımızı yastığa koyduğumuzda rahatça uyuyorsak ve en önemlisi sağlıklıysak şu hayatta mutlu olduğumuz durumların sayısını arttırdık demektir.

Günümüz dünyasında çocuklara öğretilmesi gereken en önemli şeyler sizce nedir?
Vicdan ve merhamet sahibi olmalarını, yaptıkları ve yapacakları hareketlerin sonuçlarını önceden düşünmelerini hayallerinde canlandırmalarını sağlamayı, beyinlerini üretim ve çözüm yönünde kullanmayı, hayal kurmayı hiçbir zaman bırakmamaları gerektiğini yalan söylememeleri gerektiğini kendi hayatlarının sorumluluğunu almaları gerektiğini yaptıkları ve yapacakları şeylerden dolayı bedel ödemeleri gerektiğini öğrenmelerini sağlamak yeterli.

1 yorum:

Sevda Erdal dedi ki...

Harika insanlar,
harika söyleşiler :)